Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/2947 E. 2011/4022 K. 28.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2947
KARAR NO : 2011/4022
KARAR TARİHİ : 28.04.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 18.11.2004-24.2.2005 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalıların hizmet tespitine ilişkin hükme yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 18.11.2004-12.3.2008 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.ne ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulü ile davacının 18.11.2004-14.2.2005 tarihleri arasında 87 günlük eksik bildirilen çalışmasının tespitine ve kararda yazılı işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak varılmıştır.
Dosya içeriğinden, davacının çalışmaları ile ilgili davalı iş yerinden Kuruma bildirimlerin 14.2.2005 tarihinde başlayıp 12.3.2008 tarihine kadar ayda 30 gün üzerinden çalışma sürelerinin tam olarak bildirildiği iş yeri dönem bordrolarının Kuruma verildiği, ihtilaflı dönemde bildirimi bulunan davacı bordro tanıkları … ve … davacı iddiasını doğrulayarak davacının 18.11.2004-12.3.2008 tarihleri arasında aralıksız çalıştığını bildirmişlerdir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 01.10.2008 günü yürürlüğe giren Geçici 7. maddesinde, bu Yasanın yürürlük tarihine kadar 506 sayılı, 1479 sayılı, 2925 sayılı, bu Yasa ile mülga 2926 sayılı, 5434 sayılı Yasalar ile 506 sayılı Yasa’nın geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Yasa hükümlerine göre değerlendirileceği yönündeki hükmün öngörülmüş olması ve genel olarak yasaların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesidir. Bu tür hizmet tespitine yönelik davaların, kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icap ettiği Dairemizin giderek Yargıtay’ın içtihadı gereğidir.
506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespit davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne var ki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olayda bordro tanıkları davacının iddiasını doğrulamakla beraber davacının SGK … Şube Müdürlüğüne 13.3.2008 tarihinde verdiği şikayet dilekçesinde işe giriş tarihinin 14.2.2005, işten çıkış tarihinin ise 12.3.2008 tarihi olarak belirtildiği bu sürelerin bildirime uygun olduğu, bu ifade ve yazının davacıya ait olduğunun tespiti halinde bu beyanın davacıyı bağlayacağından davanın reddi gerekeceği açıktır.
Yapılacak İş;Kurum ünitesine 13.3.2008 tarihinde yapılan başvuru belgesindeki yazının ve imzanın davacıya ait olup olmadığı sorularak, davacıya ait olduğunun belirlenmesi halinde davanın reddine, aksi taktirde şimdi olduğu gibi davanın kabulüne karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı işverenin işçilik alacaklarına ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalılardan işverene iadesine, 28.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.