YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/34185
KARAR NO : 2013/29029
KARAR TARİHİ : 13.12.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde 29.11.2010 tarihinden beri finansal … olarak çalışmakta olduğunu, 27.05.2011 tarihinde 6 aylık kıdeminin dolmasına 2 gün kala, hiçbir haklı ve geçerli neden olmadan işten çıkarıldığını ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesi fesih tarihinde müvekkili şirkette 6 … daha kısa süre çalışıyor olması nedeniyle işe iade davasının koşullarının oluşmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacının 6 aylık kıdem süresini doldurmasına kısa bir süre kala sözleşmesinin feshedilmesinin iyiniyet kuralına aykırı olduğu, davacı hakkındaki performans ölçümünün objektif kriterlere göre yapılıp belirlendiğinin davalı tarafça kanıtlanamadığı ve feshin son çare olması ilkesine de uyulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi için fesih bildirimin yapıldığı tarihte aynı işverene ait işyeri veya işyerlerinde fasılalı da olsa iş ilişkisine dayalı kıdeminin en az altı ay olması gerekir. Kanun altı aylık kıdemi olan işçilerin iş güvencesinden yararlanacaklarını öngördüğüne göre, bu sürenin fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarihte doldurulmuş olması şarttır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı işçinin işyerinde 29.11.2010-27.05.2011 tarihleri arasında finansal … olarak çalıştığı, davalı işveren nezdinde hizmetinin altı … az olduğu anlaşılmaktadır. Davacının iş güvencesinden yararlanma şartı gerçekleşmemiştir. Öte yandan, davalı işverenin fesih hakkını kötüye kullandığı da ispatlanamamıştır. Bu durumda, işe iade talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 1.560,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 13.12.2013 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, kararın onanması gerekir görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.13.12.2013