YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15862
KARAR NO : 2012/9566
KARAR TARİHİ : 11.05.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli ve haklı sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren vekili, müvekkili firmanın davacının özenle ve sadakatle çalışacağına inanarak işletmenin arşivlerine girebilmesine müsade ettiğini, olay tarihi olan 17.11.2009 tarihinde işletmenin daha önce genel müdürü olan dava dışı …’ın elinde herhangi bir şey olmadan işyerine geldiğini ve elleri boş şekilde muhasebe departmanına doğru yöneldiğini, kısa bir süre sonra müvekkili firmanın mali işler müdürü …’ün işletmenin arşivinin muhafaza edildiği arşiv odasında …, … ile …’ı görerek onların bu odada ne işleri olduğunu sorduğunu ve dışarı çıkmaları konusunda uyardığını, …’ın odadan çıkarken elinde mavi bir dosya olduğunu, bu dosyanın şirkete girerken elinde olmadığına dikkat edildiğinden dosyanın zoraki olarak geri alındığını, bu dosyalarda müvekkili şirkete ait gelir-gider tabloları, mali raporlar, ciro bilgileri, otel giderleri, personel listeleri, personel maaş tabloları gibi şirketle alakalı tüm özel ve önemli evrakların bulunduğunu, yaşanan bu olayın ardından davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, feshin haklı sebeple yapıldığının ispat yükü üzerinde olan davalı işveren tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı işveren vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli veya haklı sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden
işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. Yargılama sırasında bu nedenlerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık, işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu sebeple iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa geçerli fesih hakkı doğar.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda, 17.11.2009 tarihinde 4857 sayılı Kanun’un 25/II-e bendi uyarınca davacının iş sözleşmesi davalı işverence feshedilmiştir. Davacıya davalı işveren tarafından isnat edilen eylemler kesin olarak kanıtlanamamıştır. Ancak, davacının davalı şirkette tamamen güven esasına dayalı bir görevde çalıştığı, tanık beyanları, kamera kayıtları, 17.11.2009 tarihli tutanaklar ve davacının hizmet süresinin kısalığı hususları dikkate alındığında, taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği anlaşılmaktadır. Davacının işin yürütümünü bozan bu davranışı nedeniyle artık işverenden iyiniyet kuralları çerçevesinde iş ilişkisini devam ettirmesinin normal ölçülerde beklenemeyeceğinin, fesih haklı sebep boyutuna ulaşmamış ise de, sözleşmenin geçerli nedenle feshedildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda, davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 190,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 11.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.