Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/550 E. 2013/6831 K. 08.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/550
KARAR NO : 2013/6831
KARAR TARİHİ : 08.04.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 01/05/2009 tarihinden itibaren emekli aylığının bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
Dava, davacının 15/09/1987-1989 tarihleri arası SSK’lı çalışmalarla çakışan tarım … sigortalılığına ait sürelerin iptali ile, SSK’lı çalışmaların bitimini takip eden aybaşından itibaren tarım … sigortalısı olduğunun tespitine ve 01/05/2009 tarihi itibariylede yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Dairemizin 12/06/2012 tarih ve 2010/13664 esas ve 2012/10747 karar sayılı bozma kararı üzerine,
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile,
1-Davacının kurumca kabul edilen süreler dışında kalan ve çakışmayan, 01/08/1989 – 03/10/2000 tarihleri arasında 11 yıl 2 ay 2 gün 2926 S.Y. kapsamında zorunlu tarım sigortalısı hizmeti olduğunun tespiti isteminin reddine,
2-07/03/1986 – 15/09/1987 tarihleri arasında 540 gün Emekli Sandığı hizmeti, 01/09/1983 – 01/08/1989 tarihleri arasında 1452 gün 506 S.Y. kapsamında SGK sigortalı hizmeti, 04/10/2000 tarihinden yaşlılık aylığı talebinde bulunduğu, 07/04/2009 tarihi itibari ile 3060 gün 1479 S.Y. tabi zorunlu sigortalı hizmetinin bulunduğunun,
3-Davacının tüm bu hizmetleri toplandığında yaşlılık aylık talebinde bulunduğu, Nisan 2009 tarihi itibari ile toplam 25 yıl 2 ay hizmetinin bulunduğunun,
4-2926 S.Y. kapsamında zorunlu tarım sigortalısı olduğu kabul edilen 11 yıl 2 ay 2 gün hizmetine ilişkin prim borcunun yaşlılık aylığı talep tarihinden önce ödenmiş olması, prim borcunun olmaması halinde, 1479 S.Y. hükümlerine göre yaşlılık aylığı hizmet şartını yerine getirdiğinin tespit ve kabulüne,
5-Davacının yaşlılık aylığı talep tarihi itibari ile (07/04/2009) 49 yaşını doldurmamış olduğundan yaşlılık aylığına hak kazanmadığının tespit ve kabulüne, karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık uzun süreli zorunlu 506 sayılı yasa kapsamındaki çalışmaların tarım … sigortalılığını kesip kesmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten tarım … sigortası kapsamında kesintisiz tarımsal faaliyetin bulunduğunun anlaşıldığı hallerde, gerek 506 ve gerekse 1479 sayılı Yasa’lar kapsamındaki kısa süreli çalışmaların 2926 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı tümden sona erdirmeyeceği, 2926 sayılı Yasa’nın 36 ve 10.maddesindeki şartların da gerçekleşmesi halinde 506 ve 1479 sayılı Yasa’lar kapsamındaki kısa süreli çalışmalar dışında kalan süreler bakımından tarım … sigortalısı olunduğunun kabulünün gerekeceği, ancak 506 ve 1479 sayılı Yasa’lar kapsamındaki çalışmaların uzun süreli olduğu hallerde ise, tarımsal faaliyetin kesintiye uğradığının ve anılan çalışmaların sona ermesinden sonra, 2926 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığın yeniden başlatılabilmesi için, doğrudan prim yatırılması, talep veya aynı Yasa’nın 36.maddesine göre ürün bedelinden tevkifat yapılması yoluyla yeniden kayıt ve tescil yolundaki iradenin ortaya konulması gerektiği dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. (Yargıtay HGK’ nun 14/02/2007 tarih 2007/21-73 esas ve 2007/71 sayılı kararıda aynı yöndedir)
Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş kararları; Kurumun prim alacaklarını Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi halinde, …’un prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re’sen kayıt ve tescil etmemesi, yasanın kendisine yüklediği re’sen tescil yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden, prim tevkifatının yapıldığı tarihi izleyen aybaşından itibaren sigortalı olarak kabulü gerektiği yönündedir.
Bir yıldan daha az süren zorunlu sigortalılık kapsamındaki çalışmalar kısa süreli olup, kesintisiz bir şekilde bir yıl veya daha fazla süren çalışmalar ise uzun süreli çalışmadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının tarımsal faaliyeti nedeniyle 01/07/1987 tarihinde Tarım … sigortalısı olarak tescil edildiği, 10/04/1987 tarihinde ziraat odası kaydının başladığı, adına kayıtlı 210 dekar taşınmaz bulunduğu, ilçe tarım müdürlüğünde çiftçi kaydının bulunduğu,2007 ve 2008 yıllarında destekleme ödemesinden faydalandığı, 15/09/1987-01/08/1989 tarihleri arası 675 günlük 506 sayılı Yasa kapsamında uzun süreli çalışmalarının bulunduğu, ticari faaliyeti nedeniyle 04/10/2000 tarihinde 1479 sayılı Yasa kapsamında esnaf … sigortalılığına tescil edildiği, Dairemizin bozma kararında, davacının 15/09/1987-01/08/1989 tarihleri arası 675 günlük 506 sayılı Yasa kapsamında uzun süreli çalışmalarının bulunduğu, uzun süreli SSK kapsamındaki bu çalışmanın tarım … sigortalılığını keseceği, sigortalılığın yeniden başlayabilmesi için talep, prim ödemesi veya prim tevkifatı bulunması gerektiği, bunlarında hiç birinin olmaması nedeniyle tarım … sigortalısı sayılamayacağının belirtildiği, mahkemece bozma kararına uyulduğu, ilamda belirtildiği şekilde karar verildiği, davacı vekilinin temyiz dilekçesi ekinde temmuz/1997 ve 1998 yıllarında davacı adına yapılan tevkifat belgesi sunduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan 6100 sayılı HMK’nın 297 ve 298.maddelerine göre yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Somut olayda,
1-) Davacının 15/09/1987-01/08/1989 tarihleri arasındaki 675 günlük 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmaları uzun süreli olup, tarım … sigortalılığını keser. Tarım … sigortalılığının yeniden başlayabilmesi için tescil talebi, prim ödemesi veya prim tevkifatı bulunması gerekir. Uzun süreli SSK kapsamındaki çalışmaların bitiminden sonra herhangi bir talep, prim ödemesi ve prim tevkifatı bulunmamaktadır. Ancak davacı vekilince temyiz dilekçesi ekinde ibraz edilen ve davacı adına tevkifat yapıldığını gösteren belgelerin ise araştırılması gerektiği ortadadır.
2-) Dairemizin bozma kararı üzerine mahkemece verilen karar incelendiğinde;
a- Mahkemece bozma kararına uyulduğu halde, kararın gerekçe bölümünde, hem uzun süreli 506 sayılı Yasaya tabi çalışmanın bitiminden sonra tarım … sigortalısı sayılması gerektiğinin tespiti, hem de uzun süreli 506 sayılı yasaya tabi çalışmalardan sonra tescil talebi, prim ödemesi ve prim tevkifatı bulunmadığından tarım … sigortalısı olamayacağının belirtilmesi nedeniyle kararın gerekçe bölümünü kendi içinde çelişkili hale getirdiği;
b- Hüküm fıkrasının 1. bendinde davacının tarım … sigortalılığı talebi reddedildiği halde, 4. bendde bu defa reddedilen bu talebin yaşlılık aylığı hesabında hizmet süresine eklenmek suretiyle hüküm kurulması, hüküm fıkrasını da kendi içerisinde çelişkili hale getirdiği;
c- Ayrıca şarta bağlı hüküm verilemeyeceği halde, hüküm fıkrasının 4. bendinde davacının prim borcunun olmaması halinde yaşlılık aylığı hizmet şartını yerine getirdiğinin tespitine karar verildiği, dolayısıyla hem kararın gerekçe ve hüküm bölümünü kendi içlerinde hemde gerekçe ile hüküm bölümü arasında çelişki oluşturacak şekilde ve aynı zamanda şarta bağlı olarak karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacı vekilinin temyiz dilekçesi ekinde sunduğu,tevkifat belgesini ilgili kurumdan araştırıp, tevkifatlar davacıya ait ise, tevkifat yapılan yılları davacının tarım … sigortalısı olarak tespitine, şarta bağlı hüküm kurulamayacağı hususu dikkate alınarak, kararın gerekçe ve hüküm bölümlerinin kendi içlerindeki hemde gerekçe ile hüküm bölümü arasında çelişkiler giderilmek suretiyle ve oluşan bu yeni duruma göre yaşlılık aylığı şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacıya iadesine 08/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.