Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/2730 E. 2010/11361 K. 22.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2730
KARAR NO : 2010/11361
KARAR TARİHİ : 22.11.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 1991 tarihinden itibaren çalıştığı günlerin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalı Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki Islahiye Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okuluna bağlı işyerlerinde 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı “Usta Öğretici” olarak 1991 yılından beri mevsimlik ve işe giriş-çıkış tarihleri arasında tam gün olarak ayda 30 gün çalıştığını ancak hizmetlerinin davalı SGK Başkanlığına eksik bildirildiğini ileri sürerek eksik bildirilen hizmet süresinin tespitini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının 10.06.1991-30.5.2008 tarihleri arasında davalı Kurum’a bildirilen süre dışında 623 gün süre ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Davanın 5510 sayılı Yasa’nın 4/I-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu, geçiş hükümlerini içeren aynı Yasa’nın Geçici 7. maddesi hükmünde “bu Kanun’un yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalıların sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” hükmü gözetildiğinde, eldeki somut uyuşmazlığın dayandığı mevzuat hükümleri 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi ile 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 47. maddesidir. Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre, örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ve hizmetiçi yetiştirme kurs, seminer ve konferanslarında uzman ve usta öğreticiler de geçici veya sürekli olarak görevlendirilebilir. Öğretim tür ve seviyelerine göre uzman ve usta öğreticilerin seçimlerinde aranacak şartlar, görev ve yetkileri, yönetmeliklerle tespit edilir. Bu yasal düzenleme uyarınca çıkarılan Yönetmeliğin 5. maddesi, “uzman ve usta Öğreticiler aşağıdaki şekillerde görevlendirilirler.
1-Geçici personel olarak:
Geçici personel olarak görevlendirilecek uzman ve usta öğreticiler ile yapılacak sözleşme esasları 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 15.05.1975 gün ve 1897 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile değiştirilen 4. maddesine göre Bakanlıkça hazırlanır.
2-Ek ders görevi verilmek yoluyla: 4. maddede belirtilen esaslara göre ek ders görevi verilmesi yoluyla görevlendirilecek uzman ve usta öğreticilere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 89. maddesi uyarınca 02.12.1998 tarihli ve 98/12120 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen ve Yöneticilerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Esaslarda belirtilen miktarda ek ders görevi verilebilir.”; aynı yönetmeliğin 8. maddesi, “geçici sözleşmeli olarak görevlendirilen uzman ve usta öğreticilerin haftalık çalışma süresi 40 saattir”; aynı yönetmeliğin 9. maddesi ise, “uzman ve usta öğreticilerin günlük çalışma süresi en fazla 8 saattir. Kurum müdürü, cumartesi, pazar günleri de dahil olmak üzere, uzman ve usta öğreticilere günün 8.00-23.00 saatleri arasında görev verebilir.” hükümlerini içermektedir.
Davacının, çalışma esasları ile çalışması sırasında tabi olacağı statü yukarıda sıralanan mevzuat çerçevesinde ayrıntılı bir düzenlemeye tabi tutulmuş olup, anılan düzenlemelere egemen ilkeler ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 13. maddesinde yer alan “işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşme kısmi süreli iş sözleşmesidir.” hükmü de gözetildiğinde, çalışma ilişkisinde, “tam süreli iş sözleşmesi” olarak nitelenmeye olanak verecek bir bağımlılık ilişkisinin bulunmadığı, usta öğreticilerin öngörülen ve önceden belirlenen süre dahilinde bir çalışma yükümlülüğünü kabullendikleri ve ders saati karşılığında da ücrete hak kazandıklarını göstermektedir.
Bu konuda ortaya çıkan uyuşmazlık sonucu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nca verilen 17.09.2008 gün 2008/10-555 Esas 2008/530 sayılı kararda da, “dinlenen tanıkların da aynı davacı gibi başka köylerde usta öğretici olarak çalışan kişiler olduğu, resmi belgeler ve davacının imzasını taşıyan belgelerle çelişkili tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği anlaşıldığından; tam gün esası ve aylık karşılığı olmayan çalışmaların, günlük çalışma saatine göre ve kısmi zamanlı çalışma olması nedeniyle bu çerçevede değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmek gerektiği” belirtilmiş olup, bu şekildeki bir çalışma ilişkisinde, tam süreli çalışmaya ilişkin hakların doğduğunu kabule olanak yok ise de, yasa ve sözleşmelerde belirtilen sınırlamalara aykırı, tam süreli hizmet sözleşmesinin unsurlarının gerçekleştiği bir çalışma durumunun, eylemli olarak oluştuğunun iddia edilip kanıtlanması olanak dahilinde bulunmaktadır. Ancak, bu yöndeki iddia, hizmet tesbiti davalarının kamu düzenine ilişkin niteliği gözetilerek kanıtlanmalı; işverenin resmi kurum niteliği, ücret ödemelerinin kayıtlara dayalı olma gerekleri dikkate alınarak; Kurum kayıtlarına yansıyan bilgilerin aksinin kanıtlanmasına yönelik kanıtların hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı, sosyal güvenlik hakkının yaşama geçirilmesine yönelik davanın özelliklerinin gerektirdiği duyarlılık uyarınca denetlenmelidir.
Öte yandan, davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyeri bir kamu kuruluşuna aittir. Kamu kuruluşlarında çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıldır. Nitekim, davacıya ait çalışmaların resmi kayıtlara intikal ettirildiği de tartışmasızdır. Mahkemece, davacının kayıtlarda gözükmeyen çalışmaların hangi nedenle bildirim dışı kaldığı gereğince ve yeterince araştırma konusu yapılmamıştır. Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalıya ait işyerlerinden 1983-2008 tarihleri arasında işe giriş bildirgeleri ve çıkışlarla çalışmalarının kısmi olarak bildirildiği, bir kısım yıllara ait; kurs açma, görevlendirme, dersin yer ve zamanlarını gösteren çizelgeler, ücret bordrolarının getirtildiği,gelenlerin bir kısmının imzalı oldukları, gelen kayıtlara göre davacının çalıştığı yıllarda bazen haftanın 5 gününde günlük 5,6 saat şeklinde derse girdiğinin görüldüğü, ders programlarıyla kursa geliş ayrılış saatlerini gösterir belgelerin dosyada bulunmadığı, yukarıda bahsi geçen ve gelen belgelerinde dava konusu dönemin tümünü içerir biçimde bulunmadığı, hizmetleri davacı ile benzer şekilde kısmi olarak bildirilen aynı yerde çalışan usta öğreticilerle kursun yapıldığı iddia edilen okul ve komşu okullarda çalışanların tanık olarak dinlendiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 15.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80. maddesi (j) bendinde de, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ek ders ücreti karşılığında ilgili mevzuatı çerçevesinde uzman ve usta öğretici olarak çalıştırılanların prim ödeme gün sayısı 30 günü aşmamak kaydıyla, bir takvim ayı içerisinde hak kazandıkları brüt ek ders ücreti toplam tutarının, prime esas günlük kazanç alt sınırına bölünmesi sonucu bulunacağı, bu şekilde yapılacak hesaplamalarda tam sayıdan sonraki küsuratların dikkate alınamayacağı hükmü ile, hesaplama yapılıp, bazı dönemlerde 15 günlük yarı yıl tatili dahi çıkarılmadan yılın 1. dönemlerinde çalışmanın 120 üzerinden hesaplanmak suretiyle eksik günlerinin tespit edildiği, davalı işyeri vekilinin cevabında davacının girdiği ders saatlerine göre 7,5 saat bir gün üzerinden hesaplanarak hizmetlerinin bildirildiğini beyan ettiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacının davalı işyerinde hizmet akdine bağlı olarak çalıştığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır Uyuşmazlık davacının davalı işyerinde geçen çalışmalarının kısmi veya tam süreli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yapılacak iş ; davalı işyerinden davacı adına düzenlenen,dosyada getirtilen belgelere ilaveten eksik bulunan belgeler getirilip, ders programları , devam-devamsızlık ve puantaj kayıtları ile ücret belgeleri birlikte incelenmeli,davacının okula geliş ve ayrılış saatleri de göz önüne alınarak hüküm altına alınan süreler yönünden hafta içi günde 6-7 saat derse girilen günlerde davacı mesaisini tam gün olarak davalı işveren nezdinde geçirdiğinden bu günlerin tam gün olarak kabul edilmesi, bu saatlerden daha az saatte derse girilen günlerde ise davacının günlük mesaisinin tümünü davalı işyerine hasretmediği kabul edilerek bu çalışma saatleri için 7,5 saatlik çalışmanın 1 gün kabul edilmek suretiyle hesap yapılmalı, davalı resmi işyeri olup okulların kapalı olduğu dönemlerde (birinci sömestr tatili ve yaz tatili) tatil olduğundan bu günlerdeki çalışmalara ilişkin istemin de reddine karar vermek ve tüm delilleri bir arada değerlendirerek kararı davacının temyiz etmediği de gözetilerek bir sonuca varmaktır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın dava konusu çalışmalar yönünden 15.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5797 sayılı Yasa ile eklenen 5510 sayılı Yasa’nın 80/j maddesinin geçmişe dönük olarak yürütülemeyeceği düşünülmeden hazırlanan bilirkişi raporu esas alınarak buna göre yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.