YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3923
KARAR NO : 2010/11009
KARAR TARİHİ : 08.11.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin meslek hastalığı sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine mahkeme 19.1.2010 tarihli ek kararıyla davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermiş, red kararının davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, meslek hastalığı sonucu ölüm nedeni ile hak sahibi eş ve çocukların manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir .
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar davacılar vekilince 14.10.2009 tarihinde süresinde temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çıkarılan muhtıraya rağmen karar ve ilam harcı yatırılmadığından gerekçeli kararın ve temyiz dilekçesinin davalı yana tebliğ edilemediği, temyiz harcının da eksik yatırıldığı gerekçesiyle 19.1.2010 tarihinde davacının temyiz isteminin reddine dair verilen kararı da davacılar vekili süresinde temyiz etmiştir. Mahkemece çıkarılan muhtırada temyiz harcının eksik olduğunun belirtilmediği, karar ve ilam harcının yükümlüsünün davayı kaybeden davalı olduğu ve mahkemece bakiye karar harcının davalıdan tahsili yönünde Harçlar Kanununun 130. maddesi gereğince Maliyeye 18.12.2009 tarihinde harç tahsil müzekkeresi yazıldığı, kaldı ki davacının da muhtırada bildirilen süre içinde 23.12.2009 tarihinde bakiye karar harcını yatırdığı anlaşılmakla, temyiz talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden mahalli mahkemenin 19.1.2010 tarihli temyiz isteminin reddine ilişkin kararı bozulup kaldırılmalı ve HUMK’nun 432/son maddesi gereğince asıl hükme yönelik temyiz itirazları incelenmelidir.
Dosya içerisindeki belgelerden davalı şirkete çıkarılan ilk tebligatın 13.10.2008 tarihinde şirket adresinde muhasebe görevlisine yapıldığı, dosyada davalı şirket hakkında iflas kararı verildiğine ilişkin yazılı ya da zapta geçen sözlü bildirim olmadığı halde sonraki tebligatın 9.7.2009 tarihinde iflas idare memuru Konya 5. İcra Müdürlüğüne yapıldığı, davacının temyiz talebinin reddine ilişkin kararın ise (yasal prosedüre uymaksızın) 8.3.2010 tarihinde şirket adresinde doğrudan TK 35. maddesi yoluyla yapıldığı görülmektedir.
Açılmamış sayılması kararıyla sonuçlanan Konya 2. İş Mahkemesinin 2006/90 Esas sayılı dosyasında ise, davalı şirket vekillerinin 26.1.2007 tarihinde verdikleri dilekçe ile Konya 2. İş Mahkemesince şirkete kayyum atandığı ve dosyanın kayyuma devredildiğinin bildirildiği, kayyum vekillerinin 18.2.2008 tarihli duruşmadan itibaren dosyayı takipsiz bıraktıkları anlaşılmıştır.
İflas hükümle açılır. (İİK. md 165) İflasın açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. (İİK md. 184) Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ancak alacaklarının ikinci toplantısından on gün sonra devam olunabilir. Bu hüküm şeref ve haysiyete tecavüzden, vücud üzerinde ika olunan zararlardan doğan tazminat davaları ile evlenme ahvali şahsiye veya nafaka işlerine müteallik ihtilaflara, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takiplerle ilgili olarak açılmış olan hukuk davalarına tatbik olunmaz. (İİK. md 194) İflas masası ile ilgili davalarda taraf müflis değil iflas masasıdır. İflastan önce müflis tarafından veya müflise karşı açılmış olan hukuk davalarına iflas masası tarafından devam edilmesine karar verilirse, müflisin bu davalardaki taraf sıfatı son bulur, bu davaları takip yetkisi masanın kanuni temsilcisine aittir. İflas tasfiyesinde basit tasfiye usulü (İİK. md 218) uygulanması halinde iflas dairesine tebligat yapılabilirse de, adi tasfiye usulünün (İİK. md 219) uygulanması halinde tebligatın iflas idare memurlarına yapılması gerekir . Zira iflas masasının kanuni mümessili iflas idaresidir. (İİK md. 226)
Savunma hakkı Anayasa (md. 36) ile güvence altına alınmış olup, HUMK. 73. maddesinde de ayrıca düzenlenmiştir. Hakim tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez . Kamu düzenine ilişkin bu husus resen gözetilmelidir.
Yapılacak iş; öncelikle davalı şirket hakkında iflas kararı olup olmadığı, varsa tasfiyenin ne şekilde yapıldığı , 2. alacaklar toplantısı yapılıp iflas idare memurları belirlendi ise isim ve adresleri iflas müdürlüğünden yazı ile sorulup tespit olunarak iflas tasfiyesine göre taraf teşkili sağlanmalı ve davanın niteliği de gözetilmeli, TK. 35. Maddesi uyarınca tebligatın gerekli görüldüğü halde de yasal prosedüre de uyulmalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın ve usule uygun taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam olunup, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemenin 19.1.2010 tarihli kararının bozulup kaldırılmasına, mahkemenin 8.10.2009 tarihli kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer itirazların incelenmesine şimdilik yer olmadığına., temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 8.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.