YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13193
KARAR NO : 2013/20917
KARAR TARİHİ : 18.11.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Taraflar arasındaki davacı …’ın maddi ve manevi tazminat istemine dair, Mahkemece verilen 30.04.2013 tarihli karar, davacı vekilince süresinde temyiz edilmiş olup, bilahare davacının bizatihi temyiz talebinden feragat etmiş bulunduğu anlaşıldığından vaki temyiz talebinin feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, 30.07.2006 tarihindeki iş kazasında yaralanarak %29,20 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kalan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, 37.839,74TL maddi, 20.000,00TL manevi tazminatın davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden, 30.07.2006 tarihindeki zararlandırıcı sigorta hadisesi nedeniyle kazalının %29,20 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kaldığı, iş kazasında tarafların kusur dağılımına dair alınan 21.11.2011 tarihli raporda %60 oranında işveren, %40 oranında ise kazalının kusurlu olduğu belirtilirken 27.03.2012 ve 26.09.2012 tarihli kusur raporlarında benzer şekilde %70 oranında işveren %30 oranında ise kazalının kusurlu bulunduğunun açıklandığı, davacı vekilinin Mahkemeye ibraz ettiği 02.11.2011 tarihli dilekçesi ile 21.11.2011 tarihli kusur raporuna itirazlarının bulunmadığını bildirdiği, tazminatların hesap ve takdirinde %70 oranında işveren %30 oranında ise kazalı kusurunun bildirildiği kusur raporlarının hükme esas alındığı anlaşılmıştır.
Temyize konu edilen 30.04.2013 tarihli Mahkeme kararında tarafların usuli kazanılmış hak durumunun göz önünüde tutulmaksızın karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Şöyle ki ; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır:
Tüm bu açıklamalardan sonra somut olayda, davacılar vekilinin %60 oranında işveren, %40 oranında ise kazalıya kusur atfeden 21.11.2011 tarihli kusur raporuna bir itirazlarının bulunmadığını belirtmesine göre bu raporda ortaya konulan kusur oranları bakımından rapora itiraz eden davalı yan için artık usuli kazanılmış hak doğduğunun kabulü ve bu kabule göre de itiraz neticesinde alınan raporlarda davalı yan için daha fazla oranlarda kusur tespit olunsa bile artık önceki raporda belirtilen kusur oranlarına göre neticeye gidilmesi esas olmalıyken bu husus göz ardı edilerek %70 oranında işveren %30 oranında ise kazalının kusurlu olduğu kabulüne göre tazminatların hesap ve takdir edilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin … şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı şirket vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: 1- Davacı vekilinin temyiz isteminden feragatı nedeniyle davacının temyiz talebinin reddine.
2-Davalı vekillerinin temyizleri bakımından hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,bozma nedenine göre davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine
18.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.