Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/23616 E. 2012/24142 K. 01.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/23616
KARAR NO : 2012/24142
KARAR TARİHİ : 01.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili müvekkilinin davalı şirkette çalışmakta iken terfiler ettirildiği, yurt dışına gönderildiğini ancak dönüşte, eski statüsünden daha aşağı bir konumda çalışması için davalı şirket tarafından teklifte bulunulduğunu, müvekkilinin bunu kabul etmediğini, bu nedenle davalı şirketin iş sözleşmesini feshettiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili davacının işveren vekili yardımcısı olduğunu, işe iade güvencesi kapsamı dışında olduğunu, davacının pozisyonunun yurt dışından geldiğinde dolu olması nedeni ile ücretli ve ücretsiz izin kullandırıldığını, kendisine aynı statü ve ücretle teklifler yapıldığını, davacının bu teklifleri reddettiğini, davacının bu süre içinde 5 ay boşta kaldığını ve ücretlerinin tam olarak ödendiğini, davalı şirket tarafından iş sözleşmesinin feshinin son çare olması durumuna riayetle davacıya 4. kez aynı statü ve nitelikte teklifte bulunulduğunu, davacının ısrarla teklifleri reddetmesi üzerine son çare olarak iş sözleşmesinin bağlılık ve doğruluk kurallarına uyulmadığı nedeni ile haklı olarak feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davacının davasında haklı olduğu, davalı işverenin iş akdinin feshinde haklı yada geçerli bir neden ortaya koyamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri her şeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel müdür veya genel müdür
yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 18’nci madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır. Bu işyeri işletmeye bağlı bir işyeri de olabilir. Dolayısıyla bir banka şubesi müdürü ile fabrika müdürü, işyerini sevk ve idare etmekle beraber, özgür iradesi ile işçi alma ve işten çıkarma yetkisi yoksa İş Kanunu’nun 18’nci maddesi anlamında işveren vekili sayılmaz. İş güvencesinden yararlanır. Aynı şekilde, işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan insan kaynakları müdürü ile personel müdürü, işyerinin tümünü yönetmediğinden iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilecektir. Ancak işletmeye bağlı bir işyerinde, bu işyerinin tümünü sevk ve idare eden, ayrıca işe alma ve işten çıkarma yetkisi olan işçi, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz.
Somut olayda, davalı tarafın, davacının işveren vekili yardımcısı olduğunu, işe iade güvencesi kapsamı dışında kaldığını iddia ettiği halde mahkemece bu yönde bir değerlendirme yapılmadan karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle davacının işveren vekili yardımcısı olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekir. Bu konuda iş endüstri mühendisi, insan kaynakları uzmanı ve işletme ekonomisi konularında uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden, davalı şirketin çalışma biçimi, organizasyon şeması, imza yetkileri, davacıya verilen sorumlulukları ve kime karşı sorumlu olduğu, organizasyondaki eşdeğer görevlerdeki çalışan durumları ile diğer işyeri kayıtları birlikte incelenerek davacının işveren vekili yardımcısı olup olmadığı, (genel müdüre bağlı olarak çalışıp çalışmadığı) açıklığa kavuşturulması, işveren vekil yardımcısı olmadığının tespiti halinde ise davalı işyerinde davacıya teklif edilen pozisyonların daha önce çalışmış olduğu pozisyon ile aynı veya benzer nitelikte olup olmadığı ve buna göre feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı konularında alınacak raporun tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 01.11.2012 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.