Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/2925 E. 2011/4014 K. 28.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2925
KARAR NO : 2011/4014
KARAR TARİHİ : 28.04.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 04.08.2002-06.09.2005 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi davalı … Mod Dericilik San. Tic. Ltd. Şti. vekilince duruşma talep edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 4.8.2002-6.9.2005 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde kesintisiz olarak çalıştığı iddiasına dayalı davalı Kuruma eksik bildirilen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kabulü ile davacının 4.8.2002-17.1.2003 tarihleri arasında 163 günlük ve 2004 yılı 5.ayında 30 günlük eksik bildirilen sürenin tespitine karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak varılmıştır.
Dosya içeriğinden, davacının çalışmaları ile ilgili kuruma bildirimlerin 17.1.2003 tarihinde başlayıp 9.8.2005 tarihine kadar 2004 yılı 5.ayı hariç ayda 30 gün üzerinden çalışma sürelerinin tam olarak bildirildiği, iş yeri dönem bordrolarının Kuruma verildiği, dinlenen davacı bordro tanığı …’ün davalı iş yerinden 1999 yılından itibaren bildirimi yapıldığı halde davacının işe giriş ve çıkış tarihini bilmediğini belirttiği ,diğer bordro tanığı … 2001 yılı Kasım ayında işe başlamasına rağmen bildirimin 1 yıl sonra başladığını, davacının, kendisinden 3 yıl sonra çalışmaya başladığını ancak bu tanığın 2002/3 döneminden itibaren bordrolarda adının geçtiği,davalı bordro tanığı …’ın ise 2002/3 döneminden itibaren bildiriminin yapıldığı ve davacının işe başlangıç tarihini hatırlamadığını bildirmiştir.
506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespit davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılI delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne varki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Mahkemenin bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiğini göz önünde tutarak gerektiğinde; doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplaması gerekmektedir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten ifadesi hükme dayanak alınan bordro tanıklarından …,… ve …’ün ihtilaflı dönemin tamamında bildirimlerinin olmasına rağmen davacının işe giriş ve çıkış tarihleri konusunda somut ve net bilgi vermedikleri, bu durumda tanık ifadelerinin davanın kabulü için yeterli olmadığı ayrıca davacıya ait iş yeri şahsi sicil dosyasında yer alan sabıka kaydı, ikamet belgesi ve sağlık kurulu raporununda 28.10.2002-19.12.2002 tarihleri arasında alındığı bu tarihlerin davacının işe başladığını iddia ettiği tarihten sonra olduğu görülmüştür.Bu belgelerde davacının bildirimden önce işe başladığını teyit eder nitelikte değildir.
Yapılacak iş; iş veren tarafından dönem bordrolarının düzenlenerek Kuruma verildiği dinlenen tanıklar dışında da çok sayıda bordro tanığının bulunduğu görülmekle mahkemece soruşturma derinleştirilerek ,ihtilaflı dönemin tamamında bildirimi ve çalışması bulunan yeni bordro tanıkları dinlenerek davacının çalışmasının hiç bir kuşku ve teredüte yer vermeyecek şekilde tesbit olunmalı ,bordro tanıklarının ifadeleri ile yetinilmemesi yada bordro tanıklarının adresine ulaşılamaması durumunda zabıta marifetiyle tespit edilecek, işyerine o tarihte komşu olan, kayıtlı iş yeri sahiplerini ve adreslerini açık ve net olarak belirleyip, Belediyeden ve Vergi Dairesinden bu iş yerlerinin kayıtlarını getirip komşu ve yakınlıklarını tespit etmek, sonrasında bu işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının kayıtları SGK’dan getirtilerek, çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.