Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/34563 E. 2013/28489 K. 09.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/34563
KARAR NO : 2013/28489
KARAR TARİHİ : 09.12.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, işkolu tespit kararının iptali ile tespite konu işyerindeki işlerin, İşkolları Tüzüğü’nün 13 sıra numaralı Metal işkolunda bulunduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı … vekili, Türkiye Sağlık-İş Sendikası tarafından yapılan başvuru üzerine, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 14.11.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararıyla, … Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı Saracalar Mah. Özal Bulvarı No:349 Akyurt/Ankara adresinde bulunan işyerinde yapılan işlerin sağlık işkolunda bulunduğunun tespit edildiğini, ancak işyerinde yapılan işlerin niteliği itibariyle metal işkolunda bulunduğunu ileri sürerek, işkolu tespit kararının iptaline ve metal işkolunda bulunduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … vekili, Sağlık Bakanlığının yaptığı asıl işin sağlık hizmetlerinin yürütülmesi olduğunu, tespit konusu işyerinde de asıl işe yardımcı işlerin yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, davalı … tespitte hukuka aykırılık bulunmadığını belirtmiş, davalı …-İş Sendikası vekili de, tespit konusu işyerinde yapılan işlerin yardımcı iş mahiyetinde bulunduğunu, yardımcı işlerin asıl işin dâhil olduğu işkolundan sayılması gerektiğini, bu sebeple tespit konusu işyerinde yapılan işlerin, asıl iş olan sağlık işkolunda olduğuna dair yapılan tespitin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, işyerinde yapılan işlerin niteliği itibariyle metal işkolunda bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalılar temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 4 ve 5. maddeleri kapsamında işkolu tespitine itiraza ilişkindir.
Türk toplu iş hukukundaki normatif düzenlemelerde işkolu kavramı önemli bir yer tutmaktadır. 6356 sayılı Kanun’un 3. maddesine göre, sendikalar kuruldukları işkolunda faaliyette bulunurlar. İşkolunun belirlenmesi konusunu düzenleyen, 6356 sayılı Kanun’un 5. maddesine göre, işkolu tespiti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılacaktır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılan tespit ile ilgili kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakip, bu tespite karşı ilgililer, onbeş gün içinde dava açabilir. Belirtilen süre hak düşürücüdür.
6356 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasına göre, işkolları, Kanuna ekli (1) sayılı cetvelde gösterilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasına göre ise, bir işyerinde yürütülen asıl işe yardımcı işler de, asıl işin girdiği işkolundan sayılır. Yine aynı maddede, bir işkoluna giren işlerin neler olacağının, işçi ve işveren konfederasyonlarının görüşü alınarak ve uluslararası normlar göz önünde bulundurularak, yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Madde doğrultusunda çıkarılan İşkolları Yönetmeliğinin 3. maddesinde de, bir işyerinde yürütülen asıl işe yardımcı işlerin de, asıl işin girdiği işkolundan sayılacağı vurgulanmıştır.
6356 sayılı Kanun’un 34. maddesine göre “Bir toplu iş sözleşmesi aynı işkolunda bir veya birden çok işyerini kapsayabilir.” Buna göre, Kanun, … olarak, işyeri toplu iş sözleşmesini esas almıştır. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise “Bir gerçek ve tüzel kişiye veya bir kamu kurum ve kuruluşuna ait aynı işkolunda birden çok işyerinin bulunduğu işyerlerinde, toplu iş sözleşmesi ancak işletme düzeyinde yapılabilir.” Bu halde yapılan sözleşme, işletme toplu iş sözleşmesi olarak tanımlanmıştır.
İşkolu kavramı sendikaların faaliyet alanlarını belirleyen … bir öğedir. Birbirine benzer işler bir hukuki kalıp altında toplu iş hukukuna sunulmaktadır.
İşkolu tespitinde birim olarak işyerinin esas alınacağı hukuki düzenlemelerin tartışmasız bir sonucudur. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin gerekçesinde, işyeri, teknik bir amaca, diğer bir deyişle mal ve hizmet üretimine yönelik ve değişik unsurlardan meydana gelen bir birim olarak belirtilmiştir. İşyerinin sınırlarının saptanmasında “işyerine bağlı yerler” ile “eklentiler” ve “araçların” bir birim kapsamında oldukları belirtildikten sonra özellikle bir işyerinin mal ve hizmet üretimi için ayrı bir alanı da kullanması halinde bunların tek işyeri mi yoksa birbirinden bağımsız işyerleri mi sayılacağı konusunda “amaçta birlik”, aynı teknik amaca bağlı olarak üretimde bulunma, nitelik yönünden bağlılık ile “yönetimde birlik”, aynı yönetim altında örgütlenmiş olma şartlarının aranacağı düzenlenmiştir. Öte yandan, teknolojik ve ekonomik gelişmeler doğrultusunda, bir işyeri çerçevesinde mal ve hizmet üretimi, pazarlama ve müşterilere sunum hususlarının çok yönlü bir yapısal değişikliği gerektirmesi sebebiyle, bir işyerinin amacının gerçekleşmesinde işlerin görülmesi işyerinin kurulu bulunduğu “yerin” dışına taşmış, özellikle “iş organizasyonu” içerisinde, işyeri niteliğinde olmayan irtibat bürolarına veya yurt genelinde veya ilin içinde
işlerin yürütüldüğü örgütlenmeye kadar genişletmek ihtiyacı duyulmuştur. Bu bağlamda 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinde “İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür.” hükmü düzenlenmiştir.
İşyerinin özelliğini veren … öğe teknik amaçtır. Mal ve hizmetin kazanç amacıyla yahut başka bir amaçla üretilmesi arasında bir fark bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla hizmet üretimi veya mal üretimi tek başına teknik bir amaç olabilir. Sonuç olarak işyeri, teknik bir amacı gerçekleştiren temelde örgütsel bir birlikteliktir. İşyeri sürelikli bir organizasyon içerisinde örgütlenmeyi gerektirir. Organizasyon, özünde maddi ve maddi olmayan öğelerin yanında emeğin varlığını da içinde barındırır. Aynı işverene ait iki üretim birimi aynı teknik amacı elde etmek için örgütlenmişse yahut bu yerlerde aynı teknik amacın farklı üretim amaçları gerçekleşiyorsa amaçta birlik sağlanmıştır. Farklı üretim birimlerinin tek bir işyeri sayılması için aynı arazi sınırları içinde bulunmaları gerekmemektedir. Fakat birimler arasındaki uzaklık işlerin tek elden yürütümünü engelleyecek boyutta olmamalı çünkü farklı birimler arasında amaçta birlik bulunsa dahi yönetimde birliğin sağlanmasının zorluğu tartışmasızdır.
Toplu iş hukuku anlamında işyerinin işçilerin dayanışmadan kaynaklanan ortak menfaatleri oluşmasına imkan sağlayan ve faaliyetlerini sürdürebileceği bir sürekliliğe sahip ve işverene de asıl işin girdiği iş kolunda sendikal muhatap yaratacak bir birim olması gerekmektedir. Alman ve Fransız Hukukunda işyerinin neresi olduğu ve sınırlarının belirlenmesi sosyal tarafların özerkliğine terk edilmiştir. Oysa hukukumuzda işyeri mutlak ve tartışmasız olarak kabul edilmektedir. İşyeri kavramı fonksiyonel bir kavramdır.
İşyerindeki faaliyet hangi teknik amacı taşıyorsa asıl iş odur. İşyeri organizasyonu içerisinde asıl işin gerçekleşmesini sağlayan diğer işler ise yardımcı işlerdir. Mal ve hizmetler için yatırım araçları ve işçi sayısı bu konuda ölçüt olabilir. Ancak bir işyerinde başka bir işverene ait ayrı bir işkolunda faaliyet var ise ayrı iş kolundan söz edilebilir.
Somut olayda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 14.11.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararıyla, … Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı Depo Birimi işyerinde, bakanlıktan gelen masa, sandalye gibi eşyanın tamir ve tadilatı ile bu şeylere ilişkin … çaplı üretim ve depolama işlerinin yapıldığı, yapılan işlerin asıl faaliyet konusunu destekler nitelikte yardımcı işlerden olduğu gerekçesiyle, işyerinde yürütülen işlerin niteliği itibariyle sağlık işkolunda bulunduğu tespit edilmiştir.
Tespit konusu işyeri, … Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı olarak faaliyet göstermektedir. İşyerinde, bakanlığa bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarınca, göreve ilişkin ihtiyaç duyulan eşya ve malzemelere ilişkin bakım, onarım, depolama ve … çaplı üretim işlerinin yapıldığı anlaşılmaktadır. İşyerinin, bağımsız olarak karar alma ve üretim yapabilme yetkisi bulunmayıp, ancak bakanlık ve bağlı işyerlerinden gelen talepler kapsamında anılan faaliyetleri yürütmektedir. Bu anlamda, işyerinde yapılan faaliyetler tartışmasız olarak, bakanlık ve bağlı birimlerinin ihtiyaçları doğrultusunda icra edilmektedir. Şu halde, yukarıda açıklamalar ve kanuni düzenlemeler ışığında, 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesi anlamında, tespit konusu işyeri ile … arasında hukuki bağlılık, amaçta birlik ve yönetim bakımından bağlılık unsurlarının tam olarak mevcut olduğu ve depo biriminin, iş organizasyonu kapsamında asıl işyeri ile bütünlük oluşturduğu sabittir. Buna göre, tespit konusu depo biriminde yapılan işlerin, asıl işe bağlı yardımcı işler kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davalı … Bakanlığında yapılan işin sağlık işi
olması sebebiyle, tespit konusu depo birimi işyerinde yapılan işlerin, asıl iş olan sağlık işkolunda olduğuna dair … tarafından yapılan tespitte hukuka aykırı bir yön bulunmadığından, anılan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulü yönünde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 6356 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yapmış olduğu 320,80 TL yargılama giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 09.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.