YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8571
KARAR NO : 2011/8644
KARAR TARİHİ : 24.10.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının iş kazası sonucu sürekli işgörmez duruma gelmesi nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davanın davalı Kurumda yeraltı üretim işçisi olarak çalıştığı 9.12.2009 tarihinde 4, 5 işçi ile birlikte taban gerisinde bulunan demir bağ istifinden 150 kğ. ağırlığındaki bir adet demir bağı kaldırırken demirin dengesinin bozulmasıyla davacının tuttuğu kısmın istifteki bir başka demir bağa çarptığı ve davacının elinin iki demir arasında kalarak sağ el 3. parmağının dif distalinden ampute olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan 22.12.2010 tarihli kusur raporundan olayın %100 kaçınılmazlık sonucu oluştuğu bildirilmiştir.
İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu’nun 77. maddesinin açık buyruğudur. Buradaki gereklilik, olayın meydana gelmemesi için bilimsel ve teknolojik olarak alınabilecek başka bir önlemin olup olmadığının araştırılmasıdır.Bir önleme başvurulduğunda ortaya çıkan sonucun veya zararlandırıcı olayın meydana gelme ihtimali yok ise, işveren insan bedeninin kutsallığı kapsamında bu önleme de başvurmakla yükümlüdür.
İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir.
Oysa hükme dayanak alınan 22.12.2010 tarihli kusur raporlarında, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşullar gözönünde tutularak ve özellikle olayın oluş biçimine ve işyerinin niteliği, konumu nazara alınarak, işverenin işyerinde olayın meydana gelmemesi için bilimsel ve teknolojik olarak alınabilecek önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere uyulup uyulmadığı gibi hususlar yukarıda belirtilen veriler ışığında ayrıntılı bir biçimde incelenerek kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmamıştır. Hal böyle olunca hükme esas alınan kusur raporlarının İş Kanun’un 77. maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği, giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
Yapılacak iş, İş Sağlığı ve Güvenliği konularında uzman bilirkişilerden, İş Yasası’nın 77. maddesi ve Yönetmelik hükümleri göz önünde tutularak yöntemince rapor almak, alınan raporu, mevcut delillerle birlikte değerlendirmek ve buna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının öteki itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 24.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.