YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/35893
KARAR NO : 2013/29767
KARAR TARİHİ : 19.12.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Hüküm süresi içinde davacı ve dahili davalı avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin asıl işveren ….’nin alt işvereni ….’de çalışmakta iken iş sözleşmesinin feshediliğini, geçerli sebebe dayanmadığını, yapılan işin … A.Ş.’nin işi olduğunu ileri sürerek feshin geçersizliğine ve ….’ye iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı …. vekili, …. tarafından verilen hizmetin …. hizmetinden farklı olduğunu, müvekkil şirketin bağımsız bir şirket olduğunu belirterek davanın husumetten reddini savunmuştur.
Davalı …. vekili, davacı ile …. arasında doğrudan ya da dolaylı olarak bir işçi-işverenlik ilişkisinin bulunmadığını, davacının iş sözleşmesinin tutanaklarla sabit olarak performans düşüklüğü gerçekleştirdiği gerekçesiyle feshedildiğini, feshin haklı olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davalı ile dahili davalı arasında düzenlenen sözleşmenin muvazaaya dayanmadığına, bu sebeple …. aleyhine açılan davanın husumet sebebiyle reddine davacının davalı ….’ne yaptığı fesin haksız olduğu kanaatine varıldığından feshin geçersizliğine, davacının davaya dahil edilen … A.Ş. ye işe iadesine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar davacı ve dahili davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayanıp, dayanmadığı ve işverenin yaptığı feshin geçerli sebebe dayanıp, dayanmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Dosya kapsamı itibariyle ve istikrar kazanan içtihat hükmü gereğince davalılar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayanmadığı geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu sabittir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. Maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. Maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden, davalı işyerinde çalışan davacının 23.15.11.2007 tarihinde işe girdiği, 05.11.2012 tarihli fesih bildirim ile davacının iş sözleşmesine ve çalışma düzenine aykırı davranışlar göstermesi, işine karşı ciddiyetsizlik gösterdiği, ve işin gereklerini ikazlara rağmen yerine getirmediği nedenleri ile haklı sebeple feshedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacının çalışmasına ilişkin bir çok defa çeşitli sebeplerden dolayı tutanak tutulduğu, 03.02.2012’de ise mola süresini açtığı, 22.03.2012-07.02.2012-05.06.2013 tarihlerinde vardiya uyumsuzluğu yaptığı, hakkında uyarı ve prim kesintisi uygulandığı, 15.10.2012’de de tamamlanması gereken çalışma süresi ile ilgili olarak savunmasının alındığı, çalışma kurallarına aykırı olarak molalar oluşturduğu tespit edilmiştir. Davacının özelikle tüm yazılı ve sözlü uyarılmalara rağmen görevini aksattığı, davacının işin yürütümünü ve çalışma düzenini bozan ve süreklilik arzeden bu davranışlarının iş sözleşmesinin feshi için geçerli sebep kabul edilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile işe iade kararı verilmesi hatalı olup bozma sebebidir.
Ancak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 327. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca taraf sıfatı olmadığı halde, davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltarak kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verdiği için, davanın sıfat yokluğu sebebi ile hakkındaki davanın reddine karar verilen taraf lehine vekâlet ücreti takdir edilmemelidir.
Açıklanan sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yapmış olduğu 80,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı …. verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 19.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.