Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/13997 E. 2012/6823 K. 10.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13997
KARAR NO : 2012/6823
KARAR TARİHİ : 10.04.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili 24/11/2008 tarihinden itibaren Orhanlı-Tuzla’da bulunan davalıya ait işyerinde müşteri kabul görevlisi olarak çalışmaya başladığını, 04/05/2010 tarihinde davalı işveren tarafından haksız ve geçersiz şekilde iş sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine karar verilmesi, buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren vekili iş sözleşmesinin 15/07/2009 tarihinde …. plakalı aracın kaydının açılması esnasında aracın plakasının … olarak yazıldığı, bu sebeple aracın tekrar muayenesinin yapıldığı, 14/10/2009 tarihinde … plakalı aracın randevu sisteminde kaydı bulunmamasına rağmen araç muayene kaydının açıldığı, 29/04/2010 tarihinde ise bir araca ait olan bilgileri diğer bir aracın bilgileri üzerine kaydetmek suretiyle aracın son muayene tarihinin yanlış girildiğinin tespit edildiği, bu sebeple 04/05/2010 tarihinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2. maddesi gereğince işveren tarafından iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davacı tarafından yapılan hataların işlerin yoğunluğundan kaynaklandığı, feshin geçerli bir sebebe dayanmadığı gerekçesiyle feshin haksız olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından yada işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda, davacının işyerinde müşteri kabul görevlisi olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından davacının çalışma süresince yaptığı hatalı işlemler sebep ile yazılı uyarı ve ağır kınama cezası verildiği halde en son 29/04/2010 tarihinde bir araca ait olan bilgileri diğer bir aracın bilgileri üzerine kaydetmek suretiyle aracın son muayene tarihinin yanlış girildiğinin tespit edilmesi üzerine 04/05/2010 günlü fesih bildirimi ile 4857 sayılı Kanun’un 25/II. maddesi gereğince feshedilmiştir.
Mahkemece, işyerindeki yoğun çalışma temposu sebebiyle zaman zaman her çalışanın benzer hatalar yaptığı, işverenin hata yapan her işçinin iş sözleşmesini feshetmediği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmişse de, dosya içeriğinden davacının benzer davranışları sebebi ile işveren tarafından yazılı olarak uyarıldığı, disiplin cezaları verildiği anlaşılmaktadır. Dosyadaki mevcut delil durumu itibari ile davalı tarafça yapılan feshin haklı sebep ağırlığında olmasa da geçerli bir fesih mahiyetinde olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 70,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 10.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.