YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5304
KARAR NO : 2010/11138
KARAR TARİHİ : 09.11.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 17.706.03 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davalı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.11.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat … ile karşı taraf vekili Avukat …geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Yerel Mahkeme, 7 günlük süre içerisinde temyiz harç noksanı ile posta avansı yatırılmadığı için davalı … Tekstil Konfeksiyon San Tic AŞ’nin temyiz isteminin reddi ile kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiştir. Davalı bu kararı dahi süresinde temyiz etmiştir. O halde, bu yön üzerinde öncelikle durulmalıdır.
Anılan davalı vekille temsil edilmekte iken davalı vekilinin hükmü temyiz ettikten sonra 04.01.2010 tarihli dilekçe ile vekillikten çekildiğini bildirdiği, çekilmenin 12.01.2010 tarihinde işyerinde sekreter Bilge Akıllı imzasına tebliğ edildiği, takiben temyiz harç noksanı ile posta giderinin tamamlaması için davalı asile 18.01.2010 tarihinde muhtıra gönderildiği ve bu muhtıranın da 05.02.2010 tarihinde şirket müdürü …imzasına tebliğ edildiği görülmektedir.
Yerel mahkemece gerek çekilme ve gerekse harç noksanlığı ve posta giderine ilişkin muhtıranın tebliğinin usulsüz olduğu görülmektedir.
Tebliğ ile ilgili Yasa ve Tüzük hükümleri tamamen şeklidir. Değinilen işlemler nedeniyle tebligat; bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Gerek tebliğ işlemi ve gerekse tebliğ tarihi ancak yasa ve tüzükte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. Bu sebeple tebligatın usul yasaları ile ilişkisinde daima göz önünde tutulmalıdır. Hal böyle olunca, yasa ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. Kanunun ve Tüzüğün belirlediği şekilde yapılmamış ve belgelendirilmemiş olan tebligatların geçerli olmayacağı Yargıtay içtihatlarında açıkça vurgulanmıştır.
Özel Hukuk Tüzel Kişilerine tebligatın nasıl yapılacağı Tebligat yasasının 12,13 ve özellikle Tüzüğün 17-18. maddelerinde düzenlenmiştir.
Buna göre; Özel Hukuk Tüzel Kişilerine yapılacak tebligat bunların yetkili temsilcilerine yapılır.
Eğer tüzel kişinin yetkili temsilcisi yoksa veya evrakı bizzat alamayacak bir halde ise; görev itibariyle temsilciden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi bu işle görevlendirilmiş bir kişiye, o da yoksa tüzel kişinin o yerdeki memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Tebligat tüzel kişinin yetkili temsilcisine yapılmamış ve sıralı kişilere yapılmışsa, bunun nedenlerinin açıkça ve ayrıntılı olarak tebligat mazbatasına yazılması gerekir. Gösterilen şekil geçerlilik koşuludur.(Y.H.G.K.nun 04.04.2007 gün 2007/12-200E, 2007/187sayılı kararı) .
Somut olayda davalı Örsan Tekstil Konfeksiyon San Tic AŞ’ne vekilinin çekilmesine ilişkin tebligat: Tebligat Kanununun 13. maddesi gereğince tüzel kişinin işyerindeki sekreterine tebliğ edilmiştir. Ancak tebliğin tüzel kişinin yetkili temsilcisine yapılmama nedenlerinin açıkça ve ayrıntılı olarak tebligat mazbatasına yazılmadığı anılan tebliğ mazbatasının incelenmesinden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davalı Örsan Tekstil Konfeksiyon San Tic AŞ’ne vekilinin çekilmesine ilişkin tebligatın Tebligat Yasasının 12,13 ve özellikle Tüzüğün 17-18. maddelerine uygun olmadığı, giderek geçersiz olduğu açıktır.
Bu duruma göre davalı vekilinin vekâlet görevinin sona erdiğinden söz etmek mümkün değildir. Davalının vekilinin vekâlet görevi sona ermediğine göre Tebligat Yasasının 11. maddesi gereğince harç noksanlığı ve posta giderine ilişkin tebligatın vekile yapılması gerektiği, asile yapılan tebligatın geçerli olmadığı ortadadır. Öte yandan muhtıranın tebliğinde yukarıda açıklanan prosedüre uygun bir tebligat yapılmadığından, bu yönüyle de muhtıranın tebliğinin geçerli olmadığı ortadadır.
Hal böle olunca da usulüne uygun biçimde harç noksanlığı ve posta giderine ilişkin muhtıranın tebliği söz konusu olmadığından bu noksanlıkların giderilmesi için Yasada öngörülen 7 günlük sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Bu duruma göre davalının belirtilen masrafları süresinde yatırdığı anlaşıldığından, yerel mahkemenin davalı … Tekstil Konfeksiyon San Tic AŞ’nin temyiz isteminin reddi ile kararın temyiz edilmemiş sayılmasına dair kararının bozulması ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432/son maddesi gereğince davalı … Tekstil Konfeksiyon San Tic AŞ’nin asıl hükmün temyizini amaçlayan temyiz itirazlarının incelenmesi gerekir.
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava 26.07.2001 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu % 3,30 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmişse de manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşüldüğü, manevi tazminatın fazla takdir edildiği anlaşılmaktadır.
Davacının iş kazası sonucu % 3,30 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının % 25, davalı işverenin % 75 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 5.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 7.000,00-TL’sine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine;
“1-Davanın Kısmen Kabulü ile, 10.706,03-TL maddi tazminat ile takdiren 5.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 15.706,03-TL tazminatın olay tarihi olan 26.07.2001 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla maddi ve manevi tazminat talebinin reddine,
2-Alınması gereken 848,13-TL ilam harcından peşin alınan 375,10-TL’nin indirimi ile kalan 473,03-TL ilam harcının davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından başvurma ve peşin harç olmak üzere yatırılan toplam 402,90-TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Reddedilen ve kabul edilen miktarlar nazara alınarak, davacı tarafça yapılan yargılama giderinden takdiren 252,00-TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı tarafından yapılan yargılama giderinden takdiren 250,00-TL’nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın taraflar üzerinde bırakılmasına,
5-Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, avukat ile temsil edilen davacı yararına hüküm altına alınan maddi tazminat miktarı üzerinden 1.284,72-TL, manevi tazminat miktarı üzerinden 600,00-TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6- Hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, avukat ile temsil edilen davalılar yararına reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden 575,00-TL manevi tazminat miktarı üzerinden 575,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, davalı yararına takdir edilen 750.00TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine,
09.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.