YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9999
KARAR NO : 2010/10650
KARAR TARİHİ : 01.11.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere ve temyiz edenin sıfatına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacının iş kazası sonucu % 58 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının % 30, davalı şirketin % 70 oranında kusurlu olduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
B.K’nun 47. maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığıda kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakimin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 27.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 30.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, kararı davacının temyiz etmemesi nedeniyle davalı yararına oluşan kazanılmış hak ilkesi de gözetilerek düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine;
“Davacının davasının kısmen kabulü ile;
1-2.152,73 TL maddi tazminat ile 27.000,00 TL manevi tazminatın 4.4.2001 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla talebin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hüküm altına alınan maddi tazminat için 575,00 TL makdu avukatlık ücreti ile hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 575,00 TL, avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine; ret edilen manevi tazminat miktarı üzerinden 575,00 TL, avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine
3-Alınması gereken 1.574,24-TL. karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 434,10-TL. nisbi harcın tenzili ile bakiye 1.140,14 TL nisbi harcın davalıdan tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına, davacı tarafından peşin yatırılan 434,10 -TL. nisbi harç ile 21,88 TL. başvuru harcı olmak üzere toplam 455,98-TL. harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Kabul ve ret oranına göre davacı tarafından yapılan toplam 280,00-TL. yargılama giderinden taktiren 252,00-TL’sının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 01.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.