Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/14778 E. 2010/11539 K. 25.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14778
KARAR NO : 2010/11539
KARAR TARİHİ : 25.11.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı-karşı davalı, 3201 sayılı Yasaya göre yapılan borçlanma uyarınca bağlanan yaşlılık aylığını iptal eden Kurum işleminin iptaliyle, tahsis talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbitine,
Davalı-karşı davacı Kurum, davacıya yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının tahsili amacıyla yapılan icra takibinieitirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, her ihi davanın da kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacının temyizine gelince;
Dava nitelikçe, davacının 3201 sayılı Yasa uyarınca yapılan borçlanma uyarınca bağlanan yaşlılık aylığını iptal eden Kurum işleminin iptali ile tahsis talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbiti istemi ve bu dava ile birleşen davalı –karşı davacı SGK’nun davacıya yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının tahsili amacıyla yapılan icra takibine davacı tarafça yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece,davanın kısmen kabulü ile davacıya 1.3.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, birleşen dava yönünden ise davanın kısmen kabulü ile Sivas 2.İcra Müdürlüğünün 2006/6187 takip sayılı dosyasındaki itirazın iptaline, takibin 35.548.47 TL asıl alacak ve 30.897.17 TL işlemiş faiz üzerinden devamına karar verilmiştir.
3201 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca borçlanılan süreler de değerlendirilerek aylık bağlanabilmesi için yurda kesin dönüş yapılmış olması gerekmektedir. Zira, borçlanmanın geçerliliği için yurda kesin dönüşü şart kılan 3201 sayılı Yasanın 3. maddesi 4958 sayılı Yasa’nın 56. maddesi ile değiştirilip söz konusu şart madde kapsamından çıkarılmışsa da, anılan yasanın tahsis koşullarını düzenleyen 6. maddesinde benzer nitelikte bir değişiklik yapılmadığından kesin dönüş şartı gerçekleşinceye kadar sigortalıya yaşlılık aylığı tahsisi mümkün değildir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının 1.9.1955-1.3.1962 tarihleri arasında yurt içinde SSK ‘na tabi 4297 günlük çalışmaları ile 24.7.1960-31.12.1992 tarihleri arasında yurt dışında (Almanya’da) geçen 8107 günlük hizmetlerini 3201 sayılı Yasa gereğince borçlanarak, borçlanma bedelini ödediği ve 3.9.1993 tarihli talebi dikkate alınarak,8107 gün yurtdışı borçlanması,4297 gün Türkiye’deki çalışmaları itibariyle 12.404 gün üzerinden 01.10.1993 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, daha sonra Alman sigorta mercii’nden alınan hizmet cetvelinden davacının,1.1.1993-28.2.2006 tarihleri arasında işsizlik ve hastalık yardımlarından yararlandığının anlaşıldığından bahisle Kurum tarafından davacının yaşlılık aylığının bağlanış tarihi itibariyle iptal edildiği ve ödenen aylıkların davacıdan geri alınması için Sivas 2.İcra Müdürlüğünün 2006/6187 E sayılı takip dosyası ile icra takibine başlandığı anlaşılmaktadır.
Davacı yurt içinde 1.9.1955-1.3.1962 tarihleri arasında 4297 günlük 506 Yasaya tabi zorunlu sigortalı çalışmalarının aylık bağlanmasına yeterli olması nedeni 506 sayılı Yasanın 60 /A-b bendi uyarınca kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmuş olması ,15 yıldan beri sigortalı bulunması ve en az 3600 gün,malluluk yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olması şartının yaş koşulu dışında gerçekleştiğini, her ne kadar tahsis talep tarihi itibariyle 55 yaş koşulunu taşımamakta ise de 10.6.1941 doğumlu olduğu gözetilerek 55 yaşını doldurduğu 10.6.1996 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığını ileri sürerek Sivas İş Mahkemesinin 2008/431 E sayılı dosyası ile dava açmış ,davacı vekili tarafından 11.2.2009 tarihli ile açılan bu davanın eldeki davanın sonucunu etkileyecek nitelikte olduğunu belirterek 2008/431 sayılı dava dosyasının sonucunun beklenmesi talebinde bulunmuştur.Sivas İş Mahkemesinin 2008/431 E,2009/342 K sayılı 31.7.2009 tarihli karar ile açılan davanın reddine karar verildiği, dosyanın temyizi üzerine de Dairemizin 2009/13547 e,2010 11538 karar sayılı 25.11.2010 tarihli kararı ile davacının bu taleplerinin Sivas İş Mahkemesinin 2007/415 E sayılı dava dosyası içinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek sonucu itibariyle doğru olan hükmün onanmasına karar verilmiştir.
506 sayılı Yasanın 60/A-b bendi uyarınca davacının yurt içi çalışmaları gözetilerek 55 yaşını doldurduğu 10.6.1996 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığı açıktır.Toplanan delillerden davacının 28.2.2006 tarihi itibariyle yurt dışından aldığı işsizlik ve hastalık yardımı sona erdiğinden 1.3.2006 tarihi itibariyle yurt içi çalışmaları ile birlikte 3201 sayılı Yasa uyarınca borçlandığı sürenin ilavesi ile yeniden yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğine ilişkin karar doğrudur.Ancak birleşen davada, SGK tarafından açılan itirazın iptaline yönelik davaya ilişkin kabul edilen miktar doğru değildir.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davanın Kuruma iade ile sorumlu olduğu miktar belirlenirken davacıya 1.10.1993 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının ödenmeye başlandığı 21.1.1994-1.3.2006 tarihleri arasında ödenen toplam 35.548.47 TL maaş 30.897.17 TL faiz alacağı belirlenmiştir.Davacı 1.10.1993-yaşlılık aylığına hak kazandığı 10.6.1996 tarihleri arasında Kurum tarafından ödenen aylıklar ve bu aylıkların yasal faizinden sorumludur. Ancak davacının 1.7.1996-28.2.2006 tarihleri arasında yurt içi çalışmaları nedeniyle hak kazanacağı aylıklar tespit edilmeli 3201 sayılı Yasaya göre fazla ödenen aylıklar düşülerek davacının Kuruma olan borcu hesaplanarak icra takibine yapılan itiraz o oranda kaldırılmalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine ,25.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.