Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/7459 E. 2011/8399 K. 24.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7459
KARAR NO : 2011/8399
KARAR TARİHİ : 24.10.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 1.10.1998-30.9.1998 tarihleri arasında tarım … sigortalısı olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 24.10.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle; yargılama hukuku açısından “dava şartı” ile “kesin hüküm” kavramları üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.
Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılamada bulunabilmesi için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları gerçekleşmeden bir davanın esası incelenemez. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartları dava açılmasından, hüküm verilmesine kadar varolmalıdır.
Dava şartlarından bazıları olumlu (davanın açılması sırasında var olması gerekli); bazıları ise olumsuz (davanın açılması sırasında bulunmaması gereken) şartlardır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması yada bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda davanın mesmu (dinlenebilir) olmadığından reddi gerekir.
Dava konusu uyuşmazlık hakkında bir kesin hüküm bulunuyorsa, aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz. Kesin hükmün bulunması olumsuz dava şartıdır (HUMK m.237). Kesin hüküm, hem bireyler için hem de Devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla, hukuki güvenirlik ve yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir.
Kesin hüküm adli gerçeği ifade eder. Anayasanın 138. maddesi uyarınca yasama, yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarını değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez. Kesin hüküm, uyuşmazlığın gelecek için sona ermesini ve böylece hukuki barışın sağlanmasını amaçlamaktadır.
Öte yandan yalnızca sosyal güvenlik hakkı sosyal, anayasal bir temel hak olmayıp kişilik hakları, çalışma hakkı, özel hayat, konut dokunulmazlığı, haberleşme hürriyeti, yerleşme ve seyahat hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti, düşünce ve kanaat hürriyeti, bilim ve sanat hürriyeti, toplantı hak ve hürriyetleri, mülkiyet hakkı, hak arama hürriyeti, aile hukukundan doğan haklar, eğitim ve öğrenim hakkı, sağlık, çevre, konut hakkı da sosyal, anayasal bir temel hak olup vazgeçilmez, devredilmez haklardandır. Bu haklarla ilgili kişilerin açtıkları hukuk davalarının hiçbirinde bu hakların anayasal bir hak olmalarının kesin hükmün sonucunu bertaraf edeceğine ilişkin yasalarımızda bir hüküm bulunmadığı gibi bu yönde bir uygulamada yoktur.
Somut olayda davacının 01.01.1990-12.06.2006 tarihleri arasındaki dönemde 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun tespiti istemi ile dava açtığı, davanın Afyonkarahisar İş Mahkemesinin 2006/791 Esas nolu dosyasında görüldüğü, mahkemece davacının 01.10.2004-12.06.2006 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun tespitine, 01.01.1990-30.09.2004 tarihleri arasındaki döneme ilişkin istemin reddine ilişkin olarak verilen kararın taraflarca temyiz edildiği ve Dairemizin 16.07.2007 tarihli kararı ile onanmak suretiyle kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacı o davada kararı temyiz ederken 1998 yılında prim kesintisi bulunduğunu, bunun araştırılması gerektiğini de ileri sürmemiş bu defa açtığı bu dava ile 1998 yılında prim kesintisi bulunduğunu ileri sürerek 1998-2004 yılları arasında tarım … sigortalısı olduğunun tespitini talep etmektedir.
1086 sayılı HUMK’nun 237. Maddesi gereğince bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalarda verilen tespit hükmü kesin hüküm teşkil eder.
Davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerekirken mahkemece işin niteliği gereği tespit hükümlerinin kesin hüküm oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.