Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/14681 E. 2010/10646 K. 01.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14681
KARAR NO : 2010/10646
KARAR TARİHİ : 01.11.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, Kurum tarafından gönderilen ödeme emirlerinin iptaliyle, borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı şirket, Davalı Kurum tarafından 6183 sayılı Yasanın 79 maddesine göre gönderilen haciz bildirimi nedeni ile çay üreticisi Turan Çelik’in borcundan dolayı Kuruma borçlu olmadığının tespiti ile gönderilen üç adet ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkeme, davacının 7 günlük sürede itiraz etmediği ve bir yıl içinde genel mahkemelerde dava açmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar vermiştir.
İş Mahkemeleri 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş olan istisnai nitelikteki özel mahkemelerdir. 1479 sayılı Yasa’nın 70. maddesi, “Bu Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların İş Mahkemelerinde görüleceğini” kurala bağlamıştır.
Davanın yasal dayanağı olan 6183 sayılı Yasanın 79/3 maddesinde “haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahısın borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacağın borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorunda olduğu Üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi halinde, mal elinde ve borcun zimmetinde sayılacağı ve hakkında bu Kanun hükümlerinin tatbik olunacağı, 79/4 maddesinde ise “ Herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahısın, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorunda olduğu Menfi tespit davası açılması halinde mahkemece bu Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan türden teminat karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına karar verilebileceği, teminatın alacaklı tahsil dairesine verileceği ve haciz varakasına dayanılarak haczedileceği, taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıkların, takip işlemlerinin durdurulması hakkında kararı veren mahkeme tarafından çözümleneceği, davasında haksız çıkan üçüncü şahıs aleyhine, haksız çıktığı tutarın % 10’u tutarında ayrıca inkâr tazminatına hükmedileceği” belirtilmiştir.
Bu durumda, davacının istemi borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davası kabul edilerek görevsizlik kararı vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 01.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.