YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2952
KARAR NO : 2011/4025
KARAR TARİHİ : 28.04.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 20.5.1990 – 30.10.2000 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalıya ait bakkal dükkanında 20.5.1990-30.10.2000 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece,davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak varılmıştır.
Dosya içeriğinden, davalı işveren … adına tescilli iş yeri bulunmadığı, davacının çalışmaları ile ilgili Kuruma bildirim yapılmadığı, iş yeri dönem bordrolarının Kuruma verilmediği, ancak davalı adına 28..11.1988-29.12.2004 tarihleri arasında bakkallık falliyetinden dolayı vergi kaydının bulunduğu anlaşılmıştır.
506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespit davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne varki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Mahkemenin bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiğini göz önünde tutarak gerektiğinde; doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplaması gerekmektedir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten ihtilaflı döneme ilişkin dönem bordroları bulunmamakla beraber, komşu iş yeri tanığı araştırmasının doğru şekilde yapılmadığı açıkça ortadadır.Mahkemece 1990-2000 yılları arasında … Köyü tüzel kişiliği nezdinde asgari ücretle çalışan olup olmadığı sorulmuş, zabıtanın ihtilaflı dönemde köy tüzelkişiliği sınırlarında davacının davalıya ait iş yerinde çalıştığı bildirilmiş, köy sakini olduğunu bildiren tanıklar …, …,… davacının iddiasını doğrulamışlar, mahkemece tanık ifadelerinin soyut düzeyde olup davayı kanıtlamaya yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de yapılan araştırmanın yeterli olmadığı açıktır.
Yapılacak iş; İhtilaflı dönemde … Köyünde görev yapan köy muhtarı ,ihtiyar meclisi üyeleri ve ögretmenlerin isim ve adresleri tespit edilerek davacının çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 28.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.