YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2078
KARAR NO : 2012/16351
KARAR TARİHİ : 10.07.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili işyerinde davacıya davalı şirketteki yeni yapılanmada kendisine istihdam edilmeyeceği, istifa etmesini yoksa işçilik alacaklarını alamayacağı yönünde baskı yapılarak istifaya zorlandığını, kendisine uzatılan metni imzalamak zorunda kaldığını ileri sürerek feshin geçersizliğine karar verilmesi, buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren vekili; davacının işyerinde istifa ederek ayrıldığını, işe iade davası açamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece hiçbir sebep yokken işçinin tazminatlarından vazgeçerek istifa etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, işverenin mecbur olmadığı halde işten ayrılma ikramiyesi ödemesi savunma ile çelişkili olduğu, işçinin istifasının özgür irade ürünü olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir nedenle sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması nedeniyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatın sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Somut olayda davacının işyerinde iş analisti olarak çalıştığı, davacının 25.03.2011 tarihli dilekçe ile şahsına ait özel nedenlerden dolayı 15.03.2011 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere istifa ettiğine dair işverene verdiği imzalı dilekçe üzerine işveren tarafından aynı gün 03 kod numarası ile davacının işyerinden ayrılışı yapılarak davacıya 15.000.00 TL tutarında ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı işçi istifa dilekçesini itirazı kayıtsız imzalamış olup, dilekçenin baskı altında imzalatıldığı inandırıcı delillerle ispatlanmış değildir. Davacı işçinin istifa dilekçesi ve davalı işverenin işyerinden ayrılan işçiye ödeme yapması iş sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin mutabakata vardıklarının kabulü gerekir. Buna göre davacını işyerinden ikale ile ayrıldığı anlaşıldığından ile davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 30,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 10.07.2012 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
./..
KARŞI OY
Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, davacının istifa ederek ayrıldığını bu nedenle iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacı işçinin hiçbir sebep yokken tazminatlarından vazgeçerek istifa etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, tanık anlatımlarına göre davacıdan baskı ile istifa dilekçesinin alındığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre davalıya ait işyerinde 10.03.2009-25.03.2011 tarihleri arasında iş analisti olarak çalışan davacının “…şirketinizden şahsıma ait özel nedenlerden dolayı 25.03.2011 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere hiçbir baskı altında kalmaksızın istifa ettiğimi bildiririm” ifadeleri yazılı 25.03.2011 tarihli dilekçeyi imzaladığı anlaşılmaktadır. Davacının bu dilekçesine rağmen ihbar ve kıdem tazminatı ödenmiştir. Davacı işten ayrılmak gibi bir niyet ve nedeninin bulunmadığını, anılan dilekçenin işverence baskı ile yazdırılıp imzalatıldığını ileri sürmüştür. Dinlenen davacı tanıkları da iki şirket birleşmesinden sonra işverenin işçi çıkarmaya başladığını, davacıya baskı ile istifa dilekçesi imzalatıldığını açıklamışlardır. Dosya içeriğine göre davacı işten ayrıldıktan hemen sonra başka bir işyerinde çalışmaya başlamadığı gibi işten ayrılmasını gerektiren’ “özel sebebi” de bulunmamaktadır. Davacı işçiye ihbar ve kıdem tazminatının ödenmiş olması iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğine karine teşkil etmektedir. Davalı işveren ihbar ve kıdem tazminatını neden ödediğine ilişkin makul ve mantıklı bir sebep ortaya koyamamıştır. Bozma kararında iş sözleşmesinin ikale ile sona erdiği belirtilmekte ise de, davalı işverenin tüm aşamalarda davacının istifa ile ayrıldığını ileri sürmesi karşısında sözleşmenin ikale ile sona erdiğinin kabulü mümkün değildir. Mevcut delil durumuna göre iki şirket birleşmesi nedeni ile işçi çıkarmaya başlayan davalı işverenin davacının iş sözleşmesini geçerli bir neden olmadan tek taraflı olarak feshettiği anlaşılmaktadır. İş güvencesi hükümlerinden yararlanmasını engellemek amacı ile davacıya görünüşte bir istifa dilekçesi yazdırıldığı açıktır. Mahkeme kararının onanması gerektiğ gerekçesi ile sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum.