Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/17897 E. 2012/16544 K. 12.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/17897
KARAR NO : 2012/16544
KARAR TARİHİ : 12.07.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli bir neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesini, buna bağlı işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, davacının işyerinde hekim olarak görev yaparken yürürlüğe giren yasa değişikliği uyarınca davacının kamudaki görevi dışında 30.07.2010 tarihi itibariyle başka yerde çalışma imkanı kalmadığından davacının işten ayrılmak için dilekçe verdiği ve ilişiğinin kesildiğini, işyerinde otuzdan az işçi çalıştığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının işten ayrılma dilekçesini yasal zorunluluk nedeniyle verdiğini gerçekte istifa iradesinin bulunmadığını ve henüz yasanın yürürlüğe girmeden önce Anayasa Mahkemesinin ilgili yasa bendininin yürümesini durdurarak kısmi iptal ettiği ve davacının bu arada işyerine başvurduğu ve dilekçesini işleme konulmasını istediği halde işveren İş Kanunu’nun 19. maddesindeki usullere uygun bir bildirimde bulunmadan geçersiz fesih işlemi ile davacıyı işten çıkardığından davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Genel olarak iş sözleşmesini fesih … hak sahibine karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle derhal fesih … 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı Kanun’un 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında İş Kanunu’nda işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.
İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Bununla birlikte istifaya rağmen tarafların belirli bir süre daha çalışma yönünde iradelerinin birleşmesi halinde kararlaştırılan sürenin sonunda iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir.
Şarta bağlı istifa ise kural olarak geçerli değildir. Uygulamada en çok karşılaşıldığı üzere işçinin ihbar ve kıdem tazminatı haklarının ödenmesi şartıyla ayrılma talebi istifa olarak değil, olsa olsa ikale (bozma sözleşmesi) yapma yönünde icap biçiminde değerlendirilmelidir.
İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverence tazminatların derhal ödenmesi ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.
İstifa belgesine dayanılmakla birlikte işçiye ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmiş olması, Türkiye İş Kurumuna yapılan bildirimde işveren feshinden söz edilmesi gibi çelişkili durumlarda, her bir somut olay yönünden bu çelişkinin istifanın geçerliliğine etkisinin değerlendirilmesi gerekir.
İş sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığı gibi, ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanılamaz. Bundan başka işçinin işverene ihbar tazminatı ödemesi yükümü ortaya çıkabileceğinden istifa türündeki belgelerin titizlikle ele alınması gerekir. İmzaya itiraz ya da … kısmına ilaveler yapıldığı itirazı mutlak olarak teknik yönden incelenmelidir.
İstifa halinde dahi işçiye kıdem tazminatı ödeneceğini öngören sözleşme hükümleri ile işyeri uygulamaları 4857 sayılı Kanun’un sistemi içinde geçerli olup, bu halde kıdem tazminatını 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesine göre hesaplanmalı ve anılan maddedeki kıdem tazminatı tavanı gözetilmelidir. Belirtmek gerekir ki, sözü edilen yasada düzenlenen kıdem tazminatı tavanı mutlak emredici niteliktedir.
Somut olayda en son Gebze Devlet Hastanesinde çalışan davacının aynı zamanda 01.09.2001 tarihinden beri de davalıya ait diyaliz merkezinde pratisyen doktor olarak olarak çalıştığı, 5947 sayılı Kanun ile tabiplerin kısmi süreli olarak dışarıda çalışmalarına olanak tanıyan yasanın yürürlükten kaldırılması ile 30.7.2010 tarihinden itibaren çalışma imkanı olmayacağı davacının da bu yasal zorunluluk nedeniyle iş yasasından … alacaklarının ve tazminatlarının ödenmesi suretiyle 30.7.2010 itibariyle görevini sürdürmeyeceğini 12.05.2010 tarihli ihtarname ile bildirildiği ancak henüz yasak yürürlüğe girmeden önce Anayasa Mahkemesi 16.07.2010 tarihli kısmi iptal ve yürürlüğü durdurma kararı ile bu yasağı kaldırıldığı bunun üzerine davacı 22.07.2010 tarihinde istifa dilekçesini bu yeni durum karşısında geri aldığını açıkladı ise de işverenin bu talebe karşı verdiği 02.08.2010 tarihli yazıda davacının kendi isteği ile sözleşmeyi sonlandırdığı ve bu nedenle 30.07.2010 tarihi itibariyle ilişiğinin kesildiği bildirildiği anlaşılmaktadır. Tüm bu süreçte davalı işverenin davacıyı işten çıkarma iradesi bulunmadığı gibi davacının istifası için iradesini fesada uğratacak şekilde baskı altında kaldığını gösteren bir delil de sunmadığı, kendi isteği ile istifa dilekçesi verdiği, yasal değişikliğin davacının iradesini sakatlayacağı sonucuna götürecek şekilde yorum yapılmasının doğru olmayacağı dikkate alınarak davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi bozma nedenidir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu 30,00 TL yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine kesin olarak oybirliğiyle 12.07.2012 tarihinde karar verildi