Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/2461 E. 2011/3982 K. 26.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2461
KARAR NO : 2011/3982
KARAR TARİHİ : 26.04.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, müştereken çocuklarının malulen emekliliğine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacılar, 28.11.2007 tarihli dilekçeleri ile, müşterek çocukları olan 1988 doğumlu …’nın malulen emekliliğine karar verilerek malul ve özürlülere tanınan haklardan yararlanması gerektiğinin tespitini istemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davalı Kurumdan yaşlılık aylığı alan …’nın oğlu olan davacı …’nın … … Üniversitesinin 3.8.2006 gün ve 8913 sayılı raporu ile hayatını kazanamayacak şekilde malul olduğu tespit edildiğinden …’ya maluliyet aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacılardan …’nın 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı iken 1.5.2006 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının bağlandığı, … ile birlikte 1988 doğumlu …’nın anne ve babaları oldukları, … adına 2.10.2007 tarihinde yaptıkları maluliyet isteminin 2/3 maluliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verildiği, ekli SGK Yüksek Sağlık Kurulunun 10.7.2009 gün ve 54 sayılı kararı ile de …’nın “mentol redertasyon” tanısına dayalı olarak hayatını kazanamayacak durumda malul sayılmasına, maluliyet başlangıcının 3.8.2008 tarihi olduğuna karar verildiği, … adına sigorta kaydının bulunmadığı, 25.5.1988 doğumlu olan …’nın 25.5.2006 tarihinde 18 yaşını doldurduğu anlaşılmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasanın Ek 11. maddesinde yaşlılık ve malullük aylığı almakta olanların eş ve bakmakla yükümlü oldukları çocukları, ana ve babalarının sağlık yardımlarından yararlanacakları, 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasanın 60/c-3 maddesinde 2022 sayılı Yasaya göre aylık alan kişilerin, 60/f maddesindede bu kanun veya bu Kanundan önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarına göre gelir veya aylık alan kişilerin genel sağlık sigortalısı sayılacakları, 62/2. maddesinde ise sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan genel sağlık sigortalısı ile bakmakla yükümlü olduğu kişilerin yararlandırılacağı, anılan yasanın “Tanımlar” başlıklı 3/10-b maddesinde genel sağlık sigortalısının “bakmakla yükümlü olduğu kişiler” kavramının yaşına bakılmaksızın malul olduğu tespit edilen evli olmayan çocuklarını da ifade ettiği bildirilmiştir.
2022 sayılı Yasanın Ek 1. maddesinde 65 yaşını doldurmamış 18 yaşından büyük bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan özürlüler ile 18 yaşından küçük özürlü yakını olanlara özürlüye fiilen bakmak kaydıyla ne şekilde ve hangi şartlarda aylık bağlanacağı ve tedavi yardımı yapılacağı açıklanmış, Ek 2. maddesinde ise bu Kanun kapsamında yapılan müracaatların kabulü ve aylık bağlanması işlemlerinin Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri veya Sosyal Güvenlik Merkezleri tarafından yapılacağı, daha önce bu Kanunun 8/2. maddesi uyarınca oluşturulan sağlık kuruluşlarına yapılan atıfların 5510 sayılı Kanunla Kurulan Kurum Sağlık Kuruluna yapılmış sayılacağı bildirilmiştir.
5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununun 3. maddesinde ise bu Kanun ve diğer kanunlar ile Kuruma verilen görevleri yapmak kurum görevleri arasında kabul edilmiştir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Yasasının 1.nci maddesinde, iş mahkemelerinin görev alanı belirlenmiş olup İş Yasasına göre işçi sayılan kişilerle işverenler arasında hizmet akdinden veya İş Yasasına dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk (iş) davaları ile sendikaların açacakları ve bu sıfatla aleyhlerine açılacak hukuk davalarına; Sosyal Güvenlik Kurumu ile Sigortalılar veya yerine kaim olan hak sahipleri arasındaki uyuşmazlıklardan doğan itiraz ve davalara bakılacağı öngörülmüştür. İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için açılacak davalar 2577 sayılı Yasa gereğince idari yargı yerinde çözümlenebilecektir.
Görüldüğü gibi 2022 sayılı Yasa ile ilgili çıkan ihtilaflarda kişiler ile SGK Başkanlığı arasında sosyal güvenlik kurumu-sigortalı ilişkisi bulunmamakta olup SGK Başkanlığı Devletin 2022 sayılı Yasa gereğince muhtaç durumda bulunan özürlülere yaptığı parasal yardım işinde bu yasanın kendisine açıkça verdiği görev nedeniyle aracılık yapmakta olup SGK Başkanlığının da 2022 sayılı Yasa gereğince yaptığı işlemler teşkilat yasası olan 5502 sayılı Yasa’ya dayandığından SGK Başkanlığının kişilerin 2022 sayılı Yasa gereğince almak isteği yardıma ilişkin işlemi idari bir tasarrufa müncer olup, idari işlemlerden doğan ihtilafların çözüm yeri ise idari yargıdır.
Gerçekten, davacıların istemin “malulen emekliliğe ve özürlülere tanınan haklardan yararlanma….” şeklinde olduğuna göre, davanın davacıların vesayeti altında olduğu anlaşılan 1988 doğumlu … adına özürlülere aylık bağlanmasına ilişkin 2022 sayılı Yasa kapsamında bir talepte mi, yoksa babası –davacı …’nın yaşlılık sigortasından sağlanacak sağlık yardımlarından hastalığı nedeni ile yararlanmaya devam etmek isteminden mi kaynaklandığının davacılara öncelikle açıklattırılması gerekmektedir. Mahkemenin bu yönde açıklama istemeden, infazı dahi olanaksız olacak şekilde hüküm kurması isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davacılara, dava dilekçesindeki … adına maluliyete dayalı taleplerinin ne olduğunu açıklattırıldıktan sonra, bu istem 2022 sayılı Yasaya dayalı ise davaya bakmaya adli yargı yeri değil idari yargı yeri görevli olduğundan dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar vermek, eğer …’nın talebi emekli sigortalı babası üzerinden maluliyet nedeni ile tanınan sağlık yardımlarından yararlanmaya yönelik ise davaya devam edilerek bu yöne ilişkin açıkça hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 4.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.