YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2190
KARAR NO : 2022/5100
KARAR TARİHİ : 13.09.2022
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından davalı aleyhine elatmanın önlenmesi talebi ile 31.06.2016 tarihinde açılan davada davanın reddine karar verilmesi üzerine davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince karar bozulmuştur. Bozma üzerine Mahkemesince verilen 10.12.2021 tarihli ek karar ile asıl kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/4. maddesi gereğince temyiz incelemesi yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiştir. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava konusu … ada 1 parsel sayılı taşınmazın vekil edeni Belediyeye ait olduğunu, ilçe sınırları içinde Varyant Karşıyaka Projesini gerçekleştirecek olan davalı şirketin, şantiye binası ve satış ofisi olarak kullanılmak üzere geçici bir yapı yapılması açısından ihtiyaç duyduğu dava konusu taşınmaz için Belediyeye başvurduğunu, Başkanlık makamının 04.09.2012 tarih ve 1210 sayılı yazısı ile, davacı tarafın Varyant Karşıyaka Projesini gerçekleştireceği 26700 ada 1 parsele özgü olarak dava konusu … ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde geçici bir yapı yapılmasına izin verildiğini, davalının 26700 ada 1 parsel sayılı taşınmazda inşaat işlerine başladığını ve dava konusu … ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerine de bahsi geçen yapıyı yaptığını, 26700 ada 1 parsel sayılı taşınmazda inşaatların tamamlandığını ve belediye tarafından 09.10.2015 tarihli yapı kullanma izin belgesinin düzenlendiğini, bu aşamadan sonra davalı tarafın dava konusu taşınmazı boşaltması ve anlaşmaya göre üstündeki yapıları da bedelsiz olarak belediyeye devretmesi gerekirken, ihtarlara rağmen taşınmazı boşaltmadığını ileri sürerek davalının dava konusu taşınmaza elatmasının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; davacı … tarafından vekil edeni şirkete verilen izin yazısında, verilen iznin 26700 ada 1 parsele özgülendiğine dair kayıt bulunmadığını, aksine inşaatlar ifadesi kullanıldığını, vekil edeni şirketin 26700 ada 1 parsel ve 26701 ada 1 parseli kapsayacak şekilde Varyant Karşıyaka Projesini yaptığını, verilen iznin de bu parsellerdeki inşaatları kapsadığını, 26700 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki inşaatın tamamlandığını, 26701 ada 1 parseldeki inşaatın ise devam ettiğini, bu aşamada dava konusu taşınmazın boşaltılmasının söz konusu olamayacağını beyanla davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasında belediyeye ait taşınmazda davalı tarafın yaptığı inşaatlar yönünden satış ofisi yapılması ve bu yapılan yapıların davalının inşaatlarının tamamlanması sonrası davacıya terki konusunda bir anlaşma olduğuna göre davalının taşınmazda bulunması davacının rızasına dayalı olmakla taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdiği ve buna göre de davalının sözleşme gereği taşınmazı terk etmesi gerektiği yönündeki iddianın el atmanın önlenmesi davasında dinlenemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/15643 Esas, 2021/2081 Karar sayılı ve 09.03.2021 tarihli ilamında, “…dava konusu … ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacı … adına kayıtlı olduğu, Belediye Başkanlığı’nın 04.09.2012 tarih ve 1210 sayılı yazısı ile, davalı tarafın 26700 ada 1 parsel sayılı arsada yapacağı inşaata hasren dava konusu taşınmazda satış ofisi olarak kullanılmak üzere bir yapının yapılmasına izin verildiği, 26700 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki inşaatların tamamlanarak yapı kullanma izin belgesinin alındığı, 26701 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak verilmiş bir izin bulunmadığı anlaşıldığına göre, bu hususlar gözetilerek işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı ve yerinde olmayan gerekçeler ile ret kararı verilmesi doğru olmamıştır.” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, “… davadan sonra yargılama sırasında davaya konu olan alanın davalı tarafça davacı belediyeye teslim edildiği tespit edilmiş, davanın konusu kalmadığından bir karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş, davalı taraf dava açılmasına sebebiyet verdiğinden davacı yararına vekalet ücreti ve yargılama gideri taktir edilmiş,” gerekçeleriyle davanın konusunun kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından 03.02.2022 tarihli tarihli dilekçe ile tavzih isteminde bulunulmuş olup, İlk Derece Mahkemesince 10.02.2020 tarihli ek kararla, talebinin reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekili ve davalı vekili, ek karar ise davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
1.) Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, dosya kapsamına ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak karar verilmiş bulunmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2.) Davacı temyiz itirazının incelemesine gelince;
2.a.) Davacı vekilinin (tavzih talebi hakkındaki) 10.02.2022 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2.b) 6100 sayılı Kanunun 331’inci maddesi uyarınca davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmemesi durumunda davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilir.
Her ne kadar, mahkemece dava tarihinden sonra gerçekleşen tahliye nedeniyle davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmasa da; dava, davalının yapmış olduğu müdahale nedeniyle açılmış olup, davanın açıldığı tarihte elatmanın önlenmesini talep etmekte davacının haklı olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davacının davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceğinden ve davacının dava açma tarihinde haklı olduğu göz önüne alındığında, davacı lehine vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Anılan bu hususlar kararın bozulmasını gerektirmekte ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; HUMK’nun 438/7. maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2.a) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin 10.02.2022 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazlarının reddine, (2.b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 4. bendinin hükümden çıkarılarak yerine “Davacı vekilinin emek ve mesaisine karşılık karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 70.378,01 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin yazılmasına, hükmün Hukuk Muhakemeleri Kanununun 438/7. maddesi gereğince DÜZELTİLMİŞ ve DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, kararın bir örneğinin ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 13.09.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.