YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3652
KARAR NO : 2012/24202
KARAR TARİHİ : 02.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteğin reddine karar verimiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, 01.07.1993 yılından itibaren 2485,35 net ücret ile işyeri hekimi olarak çalıştığını, hak ettiği aylıklarının ödenmemesi sebebi ile ihtarname çektiğini, alacaklarının ödenmediğini, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatını, yılılk iznini, ikramiye alacağı hafta ve genel tatil alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacı ile birer yıl süreli olmak üzere istisna sözleşmesi yaptıklarını, sözleşmeye göre davacının tam gün çalışmasının olmadığını, belli saatler için kısmi sürelerde hizmet kararlaştırıldığını, davacının vergi mükellefi ve Bağ- Kur sigortalısı olduğunu, serbest meslek makbuzu ile dışarıdan hekimlik hizmeti verdiğini, aynı anda birden çok firmaya ve Gebze Belediye Başkanlığı’na da hizmet verdiğini; bağımlı olarak çalışmadığını ve iş görmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının davalıya kestiği serbest meslek makbuzları, vergi kayıtları, davacının davalı nezdinde Sosyal Güvenlik Kurumuna tabi kayıtlı çalışmasının bulunmadığı; davalı şirkette çalıştığı dönemde aynı anda Gebze Belediyesinde ve Kuruoğulları Kontraplak Fabrikasında da çalıştığının anlaşıldığı, ,serbest meslek makbuzu kestiği dönemlere ait kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı hakkı olmayacağı, taraflar arasındaki iş ilişkisinin İş Kanununda düzenlenen hizmet akdi ilişkisi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
İşyeri hekimi olarak çalışan davacı ile işveren arasında, davaya konu işçilik alacaklarına hak kazanma konusu ile ilgili uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşyeri hekimliği 4857 sayılı İş Kanunu’nun 81. maddesinde düzenlenmiştir. İşyeri hekimi çalıştırma zorunluluğunun doğması için işyerinde sürekli olarak elli veya daha fazla işçi çalıştırılması gerekir. İşveren, çalışan işçi sayısı ve işin tehlike derecesine göre bir veya daha fazla işyeri hekimi çalıştırmak ve bir işyeri sağlık birimi oluşturmakla yükümlüdür.
İşyeri hekimleri, Sosyal Güvenlik Kurumunca üstlenilmiş olan tedavi hizmetleri dışında kalan koruyucu sağlık hizmetleri ile iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınması, ilk yardım ve acil tedavi hizmetlerini yürütürler.
İşyeri hekimleri İş Kanununa tabi işçi olarak istihdam edilirler. Uygulamada genellikle kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalıştırma yoluna gidilmektedir. Çalışma koşulları ve ücret taraflarca serbestçe belirlenebilir. Ancak, uygulamada Türk Tabipler Birliğinin hazırladığı tip sözleşmelerin yapıldığı görülmektedir. Türk Tabipler Birliğinin işyeri hekimleri ile işveren arasında yapılacak olan iş sözleşmelerinde ücreti belirleme yetkisi bulunmamaktadır. Bununla birlikte, iş sözleşmesinde anılan birliğin periyodik olarak açıkladığı ücretlerin ödeneceği şeklinde açık bir kurala yer verilmesi halinde, söz konusu düzenleme taraflar için bağlayıcıdır.
İşyeri hekimliği görevlerinin sürekli olması ve işveren yönünden ise, elli işçi sayısının aşılması durumunda, sürekli bir yükümlülüğün bulunması sebebiyle, işyeri hekimi ile yapılan sözleşme belirsiz süreli sayılmalıdır
4857 sayılı Kanun’un 5763 sayılı Kanun’la değişik 81. maddesinin ikinci fıkrasında, işverenin işyeri sağlık birimi oluşturmak ve işyeri hekimi çalıştırmakla ilgili yükümlülüğünün, hizmet alımı yoluyla da yerine getirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, davacı memur statüsünde devlet hastanesinde çalışması sebebiyle Emekli Sandığına tabi olduğundan, ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında sigortalı olarak gösterilmemiştir. Dosya içeriğine göre tanıklar davacının her gün sabah 08.00- 08.30 saatleri arasında işyerine gelip bir ya da bir buçuk saat kalarak görevini yaptığını bildirmiştir. Ayrıca taraflar arasında her yıl yenilenen yazılı sözleşme yapılmıştır. Gerek tanık anlatımları gerekse yazılı sözleşme birlikte değerlendirildiğinde iş sözleşmesinin iş görme, ücret ve bağımlılık unsurlarının oluştuğu ortadadır. Davacının aynı zamanda devlet mumuru olması taraflar arasındaki ilişkinin iş sözleşmesine dayanmadığını göstermez. Buna göre davacı davalıya ait işyerinde işyeri hekimi olarak iş sözleşmesi ile çalışmıştır. Davacının işyeri hekimi olarak çalıştığı tartışmasızdır. 4857 sayılı Kanun’un 11. ve 12. maddeleri gereğince belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasını gerektirir objektif koşullar olmadığından iş sözleşmesinin baştan beri belirsiz süreli olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı kanundan kaynaklanan hizmet akdi olduğu gözetilmeden davanın reddine dair verilen karar hatalıdır.
Kabule göre de mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin istisna sözleşmesine dayandığı sonucuna varılmasına rağmen görevsizlik kararı yerine davanın reddine karar verilmesi ayrıca hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 02.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.