Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/8057 E. 2010/10865 K. 04.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8057
KARAR NO : 2010/10865
KARAR TARİHİ : 04.11.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin uğramış olduğu maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacıların murisinin 2.3.2002 tarihinde iş kazası geçirerek öldüğü uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, kusurun aidiyeti ve oranının belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.Davacıların miras bırakanı Halil altınkaynak davalı…Ltd.Şirketinde tanker şoförü olarak çalışmakta iken 2.3.2002 tarihinde Kilis Devlet Hastanesine getirdiği kalorifer yakıtını boşaltığı sırada, yakıtın bitip bitmediğini çakmakla kontrol etmek amacıyla yakıt deposuna baktığı,sigortalının ateşle yaklaşması sonucunda tanker içinde sıkışan gazın patlaması sonucunda sigortalının kazalanarak öldüğü anlaşılmakatıdr.
Mahkemece, 29.6.2006 tarihli kusur raporu esas alınarak hüküm kurulmuş ve söz konusu raporda, davalılardan iş veren Ölmezler Ltd.Şirketinin işçiye yaptığı işte maruz kalacağı tehlikeler hakkında yeterli bilgi ,talimat ve eğitim vermediği, güvenli çalışma alışkanlığı kazandırmaması ve sağlık kurulu raporu almadan işe başlatması nedeniyle %60 oranında,Sağlık Bakanlığına İzafeten Kilis … Başhekimliğinin ise hastane sınırları içindeki depoya yakıt dolunumunun güvenli bir şekilde yapılması için gerekli denetim ve gözetimi yapmadığı gerekçesiyle %20 oranında ,mazot deposunun ağzında çakmak yakarak dikkatsiz ve tedbirsiz davranan müteveffa işcinin ise %20 oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanununun 77. maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir. Hal böyle olunca, davalı idarenin davalı iş verenden ihale suretiyle yakıt aldığı ve yakıtın güvenli bir şekilde kalorifer kazanına boşaltılması işleminin davalı iş verenin sorumluluğunda bulunduğu ,kazanın yakıtın
boşaltıldığı iş yeri şartlarından kaynaklanmadığı gözetildiğinde idarenin diğer davalı şirket bünyesinde çalışan ve gerekli eğitimi iş verenden alması gereken kazazedenin tedbirsizliği sonucu gerçekleşen kazadan kusurlu olduğunun kabulu mümkün değildir.Sağlık Bakanlığına kusur izafe edilemeyeceğinden alınan kusur raporunun hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
Yapılacak iş yeniden işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilere konuyu İş Kanununun 77. maddesine göre işyerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddeleri çerçevesinde inceletmek, verilen raporu, dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Kabule göre de, hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Başka bir anlatımla, üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, yeniden dava konusu yapılarak miktarının artırılması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.09.1996 gün ve 1996/21-397-637 kararı ile 13.10.1999 gün ve 1999/21-684-818 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Somut olayda,davacılar 3.6.2004 tarihinde davalı iş veren Ölmezler Petrol Ltd.Şirketi aleyhine açtıkları davada, davacı … için 8.000 .00 TL, çocuklar Dilan ve Halil Mustafa için 3.500.00 ‘er TL manevi tazminat isteminde bulundukları halde bu dava ile birleşen 2008/43 Esas sayılı dava dosyasında davalı … ve davalı iş veren aleyhine açılan davada davacı … için 10.000.00 TL, çocuklar için 10.000.00 ‘ar TL manevi tazminat talebinde bulunarak manevi tazminatın yeniden artırılarak istenmesi mümkün olmadığı halde, mahkemece davacı imam nikahlı eş Zeliha için 7.200.00 TL, çocuklar için ise 7.560.00 ‘ar TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmek suretiyle ,çocuklar yönünden manevi tazminatın bölünmezliği ilkesine aykırı karar verilmesi, öte yandan, tarafların hal ve mevkiine, kusur oranlarına, olayın oluşuna ve olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiz ile birlikte hükmedilen maddi tazminat miktarına göre, davacıların maddi tazminat miktarını belirlerken Borçlar Kanununun 43. maddesi gereğince %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken, %50 oranında indirim yapılması hatalı olmuştur.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacılar ile davalılardan Ölmezler Petrol Nak.San. Ltd.Şti.’ne iadesine, 4.11.2010 gününde oy birliği ile karar verildi.