YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14779
KARAR NO : 2010/10708
KARAR TARİHİ : 01.11.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanmasına, aksine kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının babasından dolayı aldığı ölüm aylığını iptal eden Kurum işleminin iptali ile ölüm aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir
Mahkemece davanın kabulü ile Kurumun davacının yetim aylığını kesen işlemin iptali ile kesilen aylığın yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının babası …’in 506 sayılı Yasadan yaşlılık aylığı almakta iken 1.8.2004 tarihinde öldüğü, davacının eşinin açtığı boşanma davasında Yalova Aile Mahkemesinin 2005/570 Esas 2005/626 Karar sayılı dosyası üzerinden verilen boşanmaya ilişkin karar temyiz edilmeksizin 17.11.2005 tarihinde kesinleştiği, davacının başvurusu üzerine ölen babasından dolayı kendisine 1.12.2005 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, SSK Müfettişince yapılan soruşturmada davacının adresinde yapılan kontrolde boşandığı eşinin orada bulunduğu, apartman yöneticisinin beyanları ve isminin kayda geçmesini istemeyen bir kısım komşuların beyanları dikkate alındığında davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı sonucuna ulaşıldığından Kurumca davacıya 1.10.2008-19.2.2009 tarihleri arasında yersiz ödenen ölüm aylıklarının borç olarak çıkarıldığı, mahkemece yaptırılan zabıta araştırmasında davacının babasından ölüm aylığı almak için eşinden boşandığı, fakat daha sonra alkol bağımlısı olan eşinden ayrılarak İzmit’te ikamet eden çocuklarının yanına yerleştiğinin bildirildiği, ibraz edilen 11.5.2009 tarihli muhtarlıktan alınan Konutta Oturanlar Bilgi Formuna göre davacının oğlu olan Mustafa Özdemir’in Gölcük’teki adresinde adının kayıtlı olduğu, ancak hangi tarihten itibaren bu adreste ikamet ettiğine dair bir bilginin bulunmadığı anlaşılmaktadır
Davanın yasal dayanağını oluşturan ve 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın56. maddesinin son fıkrasında “ Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır” kuralı getirilmiştir
Somut olayda zabıta araştırmasında davacının babasından aylık almak için boşandığı, ancak alkol bağımlısı olan eşinden daha sonra ayrılarak oğlunun adresine yerleştiği bildirildiğinden mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadan, davacının komşu ve çocuklarından oluşan tanık beyanları ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur
Yapılacak iş, davacının boşanma tarihinden sonra 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği ve aylığın kesildiği 1.10.2008 tarihinden sonraki dönemde, hangi adres veya adreslerde kimlerle birlikte ikamet ettiği, diğer bir anlatımla bu dönemde boşandığı eşiyle birlikte yaşayıp yaşamadığının belirlenmesi, birlikte yaşamın ortaya çıkması durumunda, birlikte yaşamın sona erip ermediği, sona ermiş ise hangi tarihte sona erdiğinin ortaya konulabilmesi için davacının ve boşandığı eşinin muhtarlık ve seçmen bilgi kayıtlarının, bağlı bulundukları nüfus idaresindeki kayıtlı adreslerinin veya yapılmış ise adres nakillerine dair belgelerin ilgili kurum ve kuruluşlardan sorulması, oturulduğu belirlenilen adres veya adrese komşu binaların kapıcı, yönetici ve oturanları arasında zabıtaca konu hakkında bilgisi olabileceklerin belirlenerek, mahkemece bu kimselerin beyanlarına başvurulmak suretiyle toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekir
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 1.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.