Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/16074 E. 2013/22137 K. 28.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16074
KARAR NO : 2013/22137
KARAR TARİHİ : 28.11.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, Kurum işleminin iptaliyle 01/07/2001 tarihinden itibaren emekliliğe hak kazandığının, Kurum tarafından çıkarılan borcun iptaliyle borçlu olmadığına, icra yolu ile alınırsa iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı, davalı kurum işleminin iptali ile davacının 01/07/2001 tarihinden itibaren emekliliğe hak kazandığının ve davacı adına borç kaydedilen 12.815,94.- TL borcun iptal edilerek davacının davalı kuruma borçlu olmadığının tespiti ile ilgili borç tutarının davacıdan icra yolu ile alınır ise iadesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı bizzat kendisinin vekaletname verdiği vekili aracılığı ile davayı açmış ve takip etmiştir. Dosya içerisinde mevcut sağlık kurulu raporları dikkate alınarak, mahkemece davacının kronik psikotik depresyon denilen akıl hatalığının bulunduğu, çalışma gücünün en az 2/3’ünü kaybettiğine karar verilmiştir. Davacının dava ehliyetine sahip olup olmadığı araştırılmadan dava sonuçlandırılmıştır. Oysa, dava ehliyeti dava şartlarındandır. Bu nedenle, mahkeme, tarafların dava ehliyetine sahip olup olmadıklarını re’sen gözetmek zorundadır. Nitekim, Medeni Kanun’un 405.maddesinde, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her erginin kısıtlanacağı ve görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamların, noterlerin ve mahkemelerin bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorunda oldukları hüküm altına alınmıştır. Bu durumda, anılan madde ve HMK’nun 56.maddesi gereğince, davacının vesayet altına alınması gerekip gerekmediği hususunda vesayet dairesine tezkere yazılması ve sonucu uyarınca işlem yapılması gerekirken mahkemece, kamu düzenine ilişkin bu hususun göz ardı edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 28.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.