Yargıtay Kararı Hukuk Genel Kurulu 2021/468 E. 2022/1143 K. 22.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2021/468
KARAR NO : 2022/1143
KARAR TARİHİ : 22.09.2022

MAHKEMESİ : Ticaret Mahkemesi

1. Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, … Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, davalının işleteni ve sürücüsü olan araçta yolcu olan dava dışı üçüncü kişinin tek taraflı trafik kazasında yaralandığını, kazanın davalı tarafın kusurundan kaynaklandığını, kazadan hemen sonra davalı sürücünün olay yerini terk etmesi nedeniyle alkol ve ehliyet durumunun belirlenemediğini, iş gücü kaybı ve tedavi gideri nedeniyle dava dışı üçüncü kişiye ödenen toplam 14.648,84TL’nin Trafik Sigortası Genel Şartları’nın B. 4. maddesi uyarınca rücuen tahsili amacıyla davalı taraf aleyhine başlatılan icra takibine haksız yere itiraz edildiğini ileri sürerek vaki itirazın iptali ile davalının icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin evden para almak için olay yerini terkettiğini ancak daha sonra karakola gidip ifadesini verdiğini, rücu şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. … Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.04.2015 tarihli ve 2013/228 E., 2015/437 K. sayılı kararı ile; davalının tam kusurlu olduğu ve rücu şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile … İcra Müdürlüğünün 2013/192 E. sayılı dosyasında takibe yapılan itirazın iptali ile takibin 14.317TL asıl alacak ve 331,84TL işlemiş faiz toplamı 14.648,84TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren talep gibi yasal faiz yürütülmesine, davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 13.09.2018 tarihli ve 2015/14237 E., 2018/7746 K. sayılı kararı ile;
“…Dava, zorunlu mali sorumluluk sigortası ilişkisinden kaynaklanan rücu davasıdır. Bu tür davalarda sigortacı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 95/2. maddesi gereğince tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir.
Davacı sigorta şirketi, davalı … adına kayıtlı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olup, kaza sırasında sigortalı aracı kullanan kişinin olay yerini terk ettiğini, ehliyet ve alkol durumunun belirsiz olduğunu ileri sürerek poliçe kapsamında ödediği tazminatı sigortalıdan rücuan tazmini talebinde bulunmuştur.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçe genel şartlarının B.4. maddesinde sigorta şirketinin sigortalısına rücu edebileceği haller düzenlenmiş olup, rücu hakkının doğduğunun ve maddede sayılan bu hallerin mevcut olduğunu ispat yükü sigorta şirketindedir. Davacı vekili dava dilekçesinde rücu nedeni olarak sürücünün firar ettiğini belirtmiş olup sürücünün olay yerini terk etmesi sigortacıya rücu hakkı vermez. Sigorta şirketinin somut delillerle genel şartlar B.4. maddesinde sayılan hallerin gerçekleştiğini ispat etmesi gerekir. Davacı sigorta şirketi, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları uyarınca, sürücünün ehliyetsiz olduğunu veya alkollü bulunduğunu somut delillerle kanıtlaması buna göre araştırma inceleme yapılması gerekir. (HGK.nun 10.12.1997 gün 1997/11-772-1043, HGK.nun 16.12.1998 gün, 1998/11-872-905, HGK.nun 22.12.2010 gün 2010/17-655, 688 sayılı kararları)
O halde, mahkemece davacı davasını somut delillerle kanıtlayamadığından davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. … Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.11.2019 tarihli ve 2018/1284 E., 2019/1194 K. sayılı kararı ile; davalının kazadan sonra hemen gerekli işlemleri yaptırmayıp iki gün sonra gelmesi ve para almak için olay yerini terk ettiğini, tekrar olay yerine dönme denemesinde evden eşinin hasta olduğu haberinin geldiği şeklinde dayanaksız beyanlarının değerlendirmeye alındığı, bozma gerekçesi geçerli kabul edildiği takdirde alkollü olarak gerçekleşen kazalarda sürücünün olay yerini terk etmesi durumunda olayın ispatı tamamen sürücünün inisiyatifine bırakıldığı, yine bozma gerekçesi kabul edildiği takdirde alkollü olarak araç kullanan kişilerin kaza yaptıkları anda olay yerini terk etmek isteyecekleri, sigorta şirketinin kaza anında kazadan haberi olmadığı için şoförün alkollü olduğunu ispat etmesinin imkânsızlaştığı, Sigorta Genel Şartları’nın B.4 d, f ve B.1-c maddeleri ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’ndaki (KTK) düzenlemelerin bu duruma cevaz vermediği gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay bakımından sigorta poliçesinin geçerli olduğu dönemde yürürlükte bulunan Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesi uyarınca sigortacının işletenine rücu hakkının doğup doğmadığı, sürücünün tam kusurlu olmasının ve kazadan hemen sonra olay yerini terk etmiş olmasının sigortacının sigortalısına rücu edebilmesi için tek başına yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
12. Karayolları Trafik Kanunu’nun “Tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran haller” başlıklı 95. maddesi uyarınca; sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâller zarar görene karşı ileri sürülemeyeceğinden, ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebilecektir. Bu düzenlemeye paralel olarak; poliçenin düzenlendiği ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) Genel Şartları’nın “Zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının işletene rücu” başlıklı B.4. maddesinde sigortacının sigortalısına rücu edebileceği durumlar sıralanmıştır.
13. Eldeki davada da davacı, sigortalı aracı kullanan kişinin olay yerini terk ettiğini, ehliyet ve alkol durumunun belirsiz olduğunu ileri sürerek KTK’nın 95. ve Genel Şartlar’ın B.4. maddesince poliçe kapsamında ödediği tazminatı sigortalıdan rücuen tazmini talebinde bulunmuştur.
14. Sigortalı aracın sürücüsünün yeterli ehliyetnameye sahip olduğu hususu dosya kapsamından tespit edilmiş olup, uyuşmazlığın çözümü için alkol durumu hakkında da birtakım açıklamaların yapılmasında fayda bulunmaktadır.
15. Poliçenin geçerli olduğu dönemde yürürlükte bulunan ve somut olaya uygulanması gereken Zorunlu Malî Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkının olduğu açıklanmıştır. Zorunlu Malî Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nın 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin ikinci fıkrasındaki yönetmelik düzenlemesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 97. maddesinde yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hüküm dikkate alınmadan salt (mücerret) 0.50 promil üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin, yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
16. O hâlde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibarıyla sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması, tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü, sigortacıya düşmektedir. Somut olayda davacı sigorta şirketi, Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca, davalının alkollü bulunduğunu, kazanın alkolün etkisiyle meydana geldiğini somut delillerle kanıtlayamamış, sürücünün olay yerini terk etmiş olmasından ötürü bu yönde bir tespitin yapılamadığı gerekçesiyle rücu hakkının doğduğunu ileri sürmüştür.
17. Sigorta poliçesinin geçerli olduğu dönemde yürürlükte bulunan Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesi uyarınca olay yerini terk etmesinin sigortacıya rücu hakkı tanıdığına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla, poliçenin geçerli olduğu dönemde yürürlükte bulunan Genel Şartlar’ın ilgili maddesi gözetildiğinde, sürücünün tam kusurlu olması ve kazadan hemen sonra olay yerini terk etmiş olması sigortacının sigortalısına rücu edebilmesi için tek başına yeterli değildir. Sigortacı, sürücünün alkollü ve ehliyetsiz olduğunu, kazanın da bu nedenle gerçekleştiğini somut delilerle ispatlayamamıştır. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
18. Hâl böyle olunca Hukuk Genel kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
19. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun’un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22.09. 2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.