Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/35891 E. 2013/29765 K. 19.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/35891
KARAR NO : 2013/29765
KARAR TARİHİ : 19.12.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacının davalı işyerinde 20.03.2007 tarihinde davalı şirkette işe başladığını, 15.05.2012 tarihinde işine son verildiğini, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı işveren, davacının muhasebe elemanı olarak göreve başladığını, 15.05.2012 gün ve 382 sayılı yönetim kurulu kararıyla işine son verildiğini, davacının şifresiyle 700.555,72 TL’lik hayali bir alacak kaydedilerek kullanıldığını, konunun savcılık soruşturmasına konu edildiğini, belirterek feshin haklı sebeple yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmektedir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece; dosyadaki bilgi ve belgelere göre davalı şirketin dava dışı … …’ya isnad edilen eylemler sebebiyle zarara uğratıldığı, sözkonusu zararın davacının yaptığı denetimler sonucu sonradan ortaya çıktığı, davacının ödeme emrini muhasebe müdür yardımcısı sıfatıyla imzaladığı, ancak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19/2. madde ve fıkrasına aykırı olarak davacı işçinin savunması alınmadan iş sözleşmesine son verildiği, bu itibarla davacının işe iadesi gerektiği kanaat ve sonucu ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. İşçinin geçerli bir feshe sebep olabilecek davranışları 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı sebeplerden farklıdır. Yargılama sırasında bu sebeplerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu sebeple iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa 4857 sayılı Kanun’un 18/1. maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar.
Somut olayda, davacının iş sözleşmesi 15.05.2012 tarihinde davalı işverence, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesi II.(e,ı) fıkrası kapsamında, murahhas üyenin hazırlamış olduğu 07 Mayıs 2012 tarihli üst yazı ile Yönetim Kuruluna sunulan ön rapor dikkate alınarak, 15 Mayıs 2012 tarihi itibariyle tazminatsız olarak sona erdirildiği belirtilerek feshedilmiştir.
Dosya içeriğine göre muhasebe müdür vekili olarak çalışan davacının görevi kapsamında aynı işyerinde çalışan … … ile birlikte şirket alacaklarının tahsili ve ödeme belgelerini hazırlamakla görevli davacının 08.02.2012 tarihli 2.520.530,16 TL tutarındaki EFT ve havale ile ilgili yaptığı incelemede, davalı şirketle ticari ilişkisi olmayan başka bir şirkete 700.555,70 TL tutarındaki bir hayali ödemenin aktarıldığı, bu işlemin muhasebe sorumlusu … …’nın yardımıyla yapıldığını belirlediği anlaşılmaktadır. Olayla ilgili Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesininin 2013/83 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan ceza yargılamasında muhasebe sorumlusu … Akçay ile hayali alacak kaydını yaptığı diğer üçüncü şahısların cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
Davacının iş sözleşmesi 4857 sayılı Kanun’un 25/II-e,ı. maddesine dayanılarak haklı sebep iddiasıyla feshedilmiş olup, bu durumda aynı Kanun’un 19/2. maddesi uyarınca fesihten önce savunma isteme zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu sebeple, fesihten önce davacıdan savunmasının alınmadığı yönündeki mahkeme gerekçesinde isabet bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklandığı gibi davacınn hayali havale işleminde iştirakinin varlığı ispatlanmış değildir. Ancak, her ne kadar usulsüz işlem davacı tarafından sonradan yapılan denetimle ortaya çıkmış ise de havale miktarı sebebiyle ortaya çıkan zararın yüksek tutarda oluşu ve davacının denetim görevini zamanında gereği gibi yerine getirmediği dikkate alındığında, davalı işverence yapılan fesih bildiriminde davacının belirtilen davranışı fesih için haklı sebep ağırlığında olmamakla birlikte geçerli neden teşkil ettiği kabul edilmelidir. Hal böyle olunca, mahkemece feshin geçerli sebebe dayanmadığının kabulü doğru görülmemiştir.

Açıklanan nedenler ve dosya içeriğine göre fesih geçerli sebebe dayandığından, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 2.411,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 19.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.