Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/17716 E. 2013/22172 K. 28.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17716
KARAR NO : 2013/22172
KARAR TARİHİ : 28.11.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, kurum işleminin iptaliyle malül olduğunun tespitiyle maluliyet aylığı almaya hak kazandığına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, kurum işleminin iptali ile davacının malul olduğunun ve 01/04/2005 tarihi itibariyle kurumdan maluliyet aylığı almaya hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davacı … ’nin maluliyet aylığı talebinin reddine ilişkin davalı kurum işleminin iptali ile davacı … …’nin 01/04/2005 tarihi itibariyle maluliyet aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.
Karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 12/03/1990-2003/3. dönem arasında toplam 1550 gün 506 sayılı yası kapsamında sigortalılığının bulunduğu, 05/11/1984-05/05/1986 tarihleri arasındaki 18 aylık askerlik süresini borçlanarak bedelini Kuruma ödediği, 31/12/2004 tarihinde maluliyet aylığı talebinde bulunduğu, talebinin Kurum tarafından işyerine maluliyetini gerektiren arıza ile girdiği belirtilerek reddedildiği, Yüksek Sağlık Kurulunun 05/06/2007 tarihli raporunda dosya ve hastane raporlarında hastanın işe girdiği tarihte çalışabilir durumda olduğunu gösterir bir belgeye rastlanmadığı, bu durumda mevcut belgelere göre sigortalının maluliyetini gerektiren hastalık ve arızası ile işe girdiği anlaşıldığından maluliyet sigortası yardımlarından yararlanamayacağının bildirildiği, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunun 28/12/2009 tarihli raporunda davacının hastalığına dair ilk tıbbı belgenin 28/11/1996 tarihli olduğunun, Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden alınan raporda davacının 1990 yılında hastalık bulgularının başladığının not düşüldüğünün ve E cetveline göre % 100 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğinin bildirildiği ve 24/08/2011 tarihli raporunda ise Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin raporunda belirtilen hususların dosyadaki bilgi ve belgeler ile doğrulanmadığının, … Devlet Hastanesinden alınan yazıda davacı ile ilgili arşivde kayıt bulunmadığının bildirildiğinin, bunun evrakın imhasından mı yoksa tedavi görmemesinden mi kaynaklandığının bilinmediğinin, dosyada 1990 yılına ait başka bir tıbbi kayıt bulunmadığının, bu tarihte hasta olup olmadığının ve hastalığının ne düzeyde olduğunun bilinemeyeceğinin, … Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine 28/11/1996 tarihindeki yatışının hastalığının ilerlemiş düzeyde olduğu tarih olacağının, hastalığının 1996 yılında ilerlemiş ve yaşının 32 olması karşısında bu hastalık için ileri bir yaş olduğunun, kesin sonuç verilebilmesi için işe giriş tarihindeki tıbbi evraklarının temin edilmesi gerektiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesidir. Anılan maddeye göre, “Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usul ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir.
Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Sağlık Bakanlığı ile Kurumun birlikte çıkaracağı yönetmelikle düzenlenir.”
Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 55. maddesine göre sigortalının malullük durumunun Kurumca yetkilendirilen Sağlık sunucularının sağlık kurulunca usulüne uygun düzenlenecek raporların Kurum Sağlık Kurulunca incelenmesi sonucu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde belirlenen usul ve esaslara göre tespit edileceği, anılan yönetmeliğin 5. maddesinde sigortalı ve hak sahiplerinin çalışma gücü oranlarının a) Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri, b) Devlet Üniversitesi, c) Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı asker hastaneleri, ç) sigortalıların ikamet ettikleri illerde (a), (b), (c) bentlerinde belirtilen hastanelerin bulunmaması durumunda Sağlık Bakanlığı tam teşekküllü hastanelerin yetkili olduğu, bildirilmiş, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 56. maddesinde ise Kurum Sağlık Kurulunca verilen karara karşı yapılan itirazların Yüksek Sağlık Kurulunca inceleneceği bildirilmiştir.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Somut olayda; mahkemece Yüksek Sağlık Kurulundan alınan 05/06/2007 tarihli raporda dosya ve hastane raporlarında hastanın işe girdiği tarihte çalışabilir durumda olduğunu gösterir bir belgeye rastlanmadığı, bu durumda mevcut belgelere göre sigortalının maluliyetini gerektiren hastalık ve arızası ile işe girdiği anlaşıldığından maluliyet sigortası yardımlarından yararlanamayacağı bildirilmiş, bu rapora yapılan itiraz sonrasında Adli Tıp Kurulu 3. İhtisas dairesinin 28/12/2009 tarihli raporunda davacının hastalığına dair ilk tıbbı belgenin 28/11/1996 tarihli olduğu, Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden alınan raporda davacının 1990 yılında hastalık bulgularının başladığının not düşüldüğü ve E cetveline göre % 100 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği ve 24/08/2011 tarihli raporunda ise Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin raporunda belirtilen hususların dosyadaki bilgi ve belgeler ile doğrulanmadığı, … Devlet Hastanesinden alınan yazıda davacı ile ilgili arşivde kayıt bulunmadığının bildirildiği, bunun evrakın imhasından mı yoksa tedavi görmemesinden mi kaynaklandığının bilinmediği, dosyada 1990 yılına ait başka bir tıbbi kayıt bulunmadığı, bu tarihte hasta olup olmadığının ve hastalığının ne düzeyde olduğunun bilinemeyeceği, … Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine 28/11/1996 tarihindeki yatışının hastalığının ilerlemiş düzeyde olduğu tarih olacağı, hastalığının 1996 yılında ilerlemiş ve yaşının 32 olması karşısında bu hastalık için ileri bir yaş olduğu, kesin sonuç verilebilmesi için işe giriş tarihindeki tıbbi evraklarının temin edilmesi gerektiği bildirilmiştir. Bu durumda Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu Raporu ile Adli Tıp Kurulu 3. İhtisas dairesinin raporu arasında çelişki bulunmaktadır. Bu çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınması gerekmektedir.
Bu nedenle, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu Raporu ile Adli Tıp Kurulu 3. İhtisas dairesinin Raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alındıktan sonra bunun sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.