YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12588
KARAR NO : 2013/21878
KARAR TARİHİ : 26.11.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan … San. Tic. İnş Ltd. Şti vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, davacının temsilcide hata yapıldığına ilişkin beyanı üzerine HMK’nun 124. Maddesine göre dava … San Tic Ltd Şti’ne yöneltildiği halde gerçek kişi …’in adının gerekçeli karar başlığında davalı olarak gösterilmesi ile davacı çocukların isimlerinin gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi suretiyle yapılan yazım hatasının mahallen düzeltilebilmesinin mümkün bulunmasına göre, temyiz eden davalı … San Tic Ltd Şti vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 09.10.2008 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalılardan … San Tic Ltd Şti vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada mevcut olup, davacı …’ın kendi adına asaleten çocukları adına velayeten imzasını taşıyan ve imzası noterce onaylı 23.02.2009 tarihli ibranameye göre davacıların maddi ve manevi tazminatlarına karşılık 20.000,00-TL alarak davalı şirketi ibra ettikleri uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık ibranamenin konusunu oluşturan ödemenin ne kadarının maddi ve ne kadarının manevi tazminata ilişkin olduğuna ilişkindir. Mahkemece yapılan bu ödemenin 12.000,00-TL’nın eşe 3.000,00’er TL nin iki çocuğa ayrı ayrı maddi tazminat olarak verildiğine ilişkin davalı beyanına değer verilerek, bu ödemelerin yöntemince indirildiği hesap bilirkişi raporu hükme esas alınarak sonuca gidilmişse de bu sonuç hatalı olmuştur. Yapılan ödemenin maddi tazminattan indirilmesinde uygulanan yöntem doğrudur. Ancak 2.000,00-TL’nın manevi tazminata karşılık olarak davacılara ödendiğine ilişkin davalı beyanı bakımından bir değerlendirme yapılmaması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş davacılara yapılan ödemenin 2.000,00-TL’nın manevi tazminata kalanın ise maddi tazminat karşılık olduğuna ilişkin davalı beyanına karşı davacı tarafın diyeceklerini belirlemek, manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi de göz önünde tutularak davacıların manevi tazminat istemleri hakkında bir karar verilmekten ibarettir.
Öte yandan, davacılar vekili dava dilekçesinde hüküm altına alınacak tazminatlara olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi talebinde bulunduğu halde, maddi tazminat isteminin 01.04.2013 tarihli dilekçe ile ıslahı sırasında maddi tazminatlar için faizin dava tarihinden başlatılmasını talep etmiştir. HMK’nun 26/1 maddesindeki düzenlemeye göre “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” Hal böyle olunca hüküm altına alınan maddi tazminatlar için 10.06.1020 dava tarihi yerine, taleple bağlılık ilkesine aykırı biçimde 09.10.2008 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu açık ve seçiktir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
26.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.