YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15697
KARAR NO : 2010/11828
KARAR TARİHİ : 30.11.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 20.7.1998 tarihinden itibaren geçen çalışmalarının ve eksik yatırılan sigorta primlerinin tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı işveren ve S.G.K vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının davalı işyerinde 3.4.2006 tarihinde 660 TL. net ücret aldığı SGK Müfettişi tarafından tutulan “Durum Tespit Tutanağı” ile tespit edildiğinden ilk işe giriş tarihi olan 20.7.1998 tarihinden itibaren eksik yatırılan sigorta primlerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 3.4.2006 tarihinde 660 TL. net ücretle çalıştığının tespiti ile 20.7.1998 tarihinden itibaren eksik yatırılan sigorta primlerinin davalı işveren tarafından yatırılmasına karar verilmiştir.
H.U.M.K.’nun 388/son maddesi gereğince, hüküm kısmında istek sonuçlarından her biri hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Öte yandan aynı kanunun 389. maddesinde de verilen karar ile iki tarafa yükletilen yükümlülüklerin kuşku ve duraksamaya gerektirmeyecek surette çok açık olarak yazılması gerektiği bildirilmiştir.
Somut olayda davacının 20.7.1998 tarihinden itibaren 30.4.2006 tarihine kadar hizmet aktiyle davalı işyerinde çalıştığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davacının alması gereken ücretin tespiti noktasındadır.
Hizmet akdi Borçlar Kanununun 313. maddesinde belirlendiği üzere iş sahibi ile işçi arasında yapılan belli veya belli olmayan bir süre içinde görülen iş karşılığı ücret ödenmesini gerektiren bir sözleşmedir. Hizmet akdini karakterize eden unsurlar; “ücret”, “bağımlılık”‘ve “zaman” olarak sıralanabilir. Hizmet akdinde, işçinin işi ifa, özen gösterme, sadakat borcuna karşılık, işverenin ücret ödeme, ihtimam ve yardım gibi borçları bulunmaktadır. Dolayısıyla gerçek ücretin tespiti ve belirlenmesi önem arzetmektedir. İşçinin yaşı, kıdemi, eğitim düzeyi, yaptığı işin niteliği aldığı ücreti belirleyen özelliklerdir.
Somut olayda davacının 15.3.2006 tarihinde aylık net 660,00-TL ücretle çalışığı müfettiş tarafından tespit edilmiş ise de 20.7.1998-15.3.2006 tarihleri arasında alması gereken ücret ve 20.7.1998 tarihinden itibaren işveren tarafından yatırılması gereken prime esas ücretlerin tespiti yönünden yeterli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Gerçekten davacının yaptığı işin niteliği belirlenerek, yaptığı iş nitelikli ise, işçinin yaşı, kıdemi ve eğitimine göre asgari ücretin üzerinde bir ücret alması hayatın olağan akışına daha uygun ise ilgili meslek kuruluşlarından uyuşmazlık konusu dönem süresince alabileceği gerçek ücret tespit edilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken, infazda tereddüde yol açacak şekilde 20.7.1998-15.3.2006 tarihleri arasındaki ücret belirlenmeksizin H.U.M.K’nun 388 maddesine aykırı olarak karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davacının yaptığı işin niteliği belirlenerek, yaptığı iş nitelikli ise, işçinin yaşı, kıdemi ve eğitim düzeyine göre asgari ücretin üzerinde bir ücret alması hayatın olağan akışına daha uygun olduğu kanaatine varılırsa, ilgili meslek kuruluşlarından uyuşmazlık konusu 20.7.1998-15.3.2006 tarihleri arasındaki dönem süresince alabileceği gerçek ücret tespit edilmek suretiyle dosyadaki diğer delillerle birilikte değerlendirilip çıkacak sonuca göre tüm çalışma dönemi yönünden her yıl alması gereken ücret belirlenerek açık, net, infazda herhangi bir tereddüt yaratmayacak şekilde bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan Kirazlar …San.Tic.Ltd.Şti’ne iadesine, 30.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.