Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/612 E. 2012/16324 K. 10.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/612
KARAR NO : 2012/16324
KARAR TARİHİ : 10.07.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin işverence iş yerine alkollü geldiği gerekçesi ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II- d ve TİS 29/1- g maddelerine dayanılarak feshedildiğini, ancak iş yerinde içki içmediğini ve işe sarhoş gelmediğini, iş saatleri dışında alkol aldığını, sabah işbaşı yaparken gerçekleştirilen alkol denetiminde davacının 0,022 promil alkollü çıkmasının işe sarhoş geldiği ve sarhoş çalıştığı anlamına gelmediğini, feshin haklı ve geçerli sebebe dayanmadığını ileri sürerek feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilline ait iş yerinin Tehlikeli İşler Yönetmeliğine tabi ve madencilik konusunda faaliyet gösteren bir iş yeri olduğunu, iş yerine alkollü gelinmesinin iş güvenliği açısından tehlike oluşturduğunu, çalışanların dikkatsizlik ve tedbirsizliklerinden oluşabilecek iş kazalarının önlenmesi için gerekken tedbirlerin alınmasında işverenin kanuni sorumluluğu bulunduğunu, davacının daha evvel bir çok defa uyarılmasına rağmen 14.11.2010 tarihinde işe alkollü geldiğinin tespit edilmesi üzerine, iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun’un 25/ II- d ve Toplu İş Sözleşmesinin 29/1-g maddeleri gereğince haklı sebebe dayalı feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davacının oldukça az sayılabilecek bir miktarda da olsa iş yerine alkollü olarak geldiğinin işveren tarafından yapılan kontrollerle belirlendiği, iş yerinde uygulanan Alkol ve Uyuşturucu Prosedürüne göre işe devam edebilmek için 0 promil (negatif) test sonucunun alınmasının gerektiği, davacının test sonuçlarının ise birden fazla kez pozitif çıktığı ve iş sözleşmesinin bu sebeple 4857 sayılı Kanun’un 25 /II maddesinin b ve h bentleri gereğince haklı sebebe dayalı olarak feshedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin iş yerine alkollü gelmesi sebebiyle ve haklı olarak işverence feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı Kanun’un 25 /II. maddesinin d bendi uyarınca, işçinin aynı Kanun’un 84. maddesine aykırı hareket etmesi, haklı sebeple derhal fesih sebebidir. İş Kanunu’nun 84. maddesine göre, iş yerine sarhoş veya uyuşturucu madde almış olarak gelmek ve iş yerinde alkollü içki veya uyuşturucu madde kullanmak yasaktır.
Somut olayda, taraflar arasındaki İş Sözleşmesinin 17. maddesinde, işçi iş yerine alkollü içki almış olarak gelmemeyi taahhüt eder yönünde düzenleme bulunmaktadır .
İş sözleşmesinin eki niteliğinde olan İşyeri Alkol ve Uyuşturucu Prosedürünün incelenmesinde ise, çalışma alanına alkol ve uyuşturucu kullanımı nedeni ile fiziksel olarak yetersiz gelinmesinden kaynaklanacak iş kazalarının önlenmesinin amaçlandığının belirtildiği ve şirketin hedefinin iş yerini alkol ve uyuşturucu maddenin olmadığı bir iş yeri haline getirmek olduğu anlaşılmaktadır. Davalı işveren, belirlenen bu amacın gerçekleşmesinin mümkün olduğu kadar tavsiye ve eğitimle ve çok az bir disiplin cezası vererek yerine getirmeyi amaçladığını da ayrıca prosedür içerisinde göstermiştir.
Feshe dayanak yapılan İş yeri Alkol ve Uyuşturucu Prosedürünün 6. maddesinde; iş yerinde çalışan tüm işçilerin alkol ve uyuşturucu madde kontrolüne tabii tutulabileceği, testi pozitif çıkan herhangi bir çalışanın görevini sürdürmesine test negatif çıkana kadar izin verilmeyeceği düzenlenmiştir .
Alkol testi prosedürleri başlıklı bölümde; çalışanın testi pozitif( %0.02 promil) üzerinde çıkarsa, o vardiyada tekrar bir test yapılmayacağı ve çalışanın görevine başlaması engellenerek evine gönderileceği, yazılı savunması alınarak uyarı cezası verileceği ve bir sonraki vardiya alkol testinde %0.00 promil değeri elde edilir ise görevine devam edebileceği, bu tespit ve uyarıyı takip eden oniki ay içerisinde prosedürün iki kez daha ihlal edilmesi durumunda çalışanın yazılı savunması alınarak disiplin kuruluna sevk edileceği belirtilmiştir.
Davacının, 01.01.2008 tarihinde iş yerine 0.088 promil alkollü geldiği, bu eylemi sebebi 20.02.2008 tarihinde yazılı uyarı ve üç ay süre ile geçerli ihtar cezası aldığı, 13.06.2010 tarihinde yapılan kontrolde 0.073 promil alkollü olduğunun tespit edildiği ve Toplu İş Sözleşmesinin 29. maddesine göre davacıya ilk ve son yazılı uyarı cezası verildiği, 14.11.2010 tarihinde ise 0.022 promil alkollü olarak iş yerine geldiğinin tespit edilmesi üzerine de iş sözleşmesinin 4857 Sayılı Kanun’un 25/ II- d ve Toplu İş Sözleşmesinin 29/1-g maddeleri gereğince feshedildiği görülmektedir.
Davacının iş sözleşmesi Disiplin Kurulu tarafından, 4857 sayılı Kanun’un 25/ II-d ve Toplu İş Sözleşmesinin 29/1-g maddeleri gereğince feshedilmiş ise de, feshe konu tespitlerde belirlenen alkol miktarının mahkeme kararında da belirtildiği üzere oldukça düşük miktarda olduğu, davacının işyerine sarhoş gelmediği ve iş yerinde alkollü içki kullanmadığı anlaşıldığından feshin İş kanunun 25/II maddesinin d bendi gereğince haklı sebebe dayalı olarak gerçekleşmediği sabittir .
Davacının durumu söz konusu prosedüre göre değerlendirildiğinde; ilk defa 20.02.2008 tarihinde yazılı uyarı almış olan davacının bu uyarıyı takip edin oniki ay içerisinde iki kez daha prosedürü ihlal etmediği görülmektedir .Yanı ilk yazılı uyarıyı takip eden oniki aylık devrede, İşyeri Alkol ve Uyuşturucu Prosedüründe Disiplin Kuruluna sevk için ön görülen iki kez daha ihlal koşulu somut olayda gerçekleşmemiştir. Salt bu yönden yaklaşıldığında fesih haklı sebebe dayanmadığı gibi geçerli sebebe de dayanmamaktadır .
Bu durumda; Toplu İş Sözleşmesinin 29/1-g maddesinde öngörülen sebeplerin somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği uyuşmazlığın çözümü açısından önem arz etmektedir. Toplu İş Sözleşmesinin 29. maddesinde çalışma saatleri dahilinde içki kullanmak veya alkolün etkisi altında olmak eyleminin disiplin soruşturması gerektiren bir eylem olduğu ve soruşturma sonucu iş sözleşmesinin feshedilebileceği düzenlenmiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi, iş yerinde uygulanan Alkol ve Uyuşturucu Prosedürünün temel amacı, iş güvenliğini sağlamak açısından iş yerine alkollü gelinmesini önlemek olarak gösterilmiştir. İşveren bunu önlemek için, çok az bir disiplin cezasının yanında işçiye eğitim verilmesi ve gerekirse tedaviye sevk edilmesini benimsediğini ilgili prosedürde açıkça göstermiştir. Bu durumda Toplu İş Sözleşmesindeki düzenleme ile İşyeri Alkol ve Uyuşturucu Prosedüründeki düzenlemenin çatıştığı ve İşyeri Alkol ve Uyuşturucu Prosedürünün işçinin lehine olduğu anlaşılmaktadır. Toplu İş Sözleşmesi ile taraflar arasındaki iş sözleşmesine aykırı ve işçi aleyhine hüküm getirilmeyeceğinden, feshin Toplu İş Sözleşmesine göre de haklı ve geçerli sebebe dayalı gerçekleştirildiği kabul edilmez. Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE,
3-Davacının kanuni sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının işçinin dört aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 647,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine kesin olarak oy birliğiyle 10.07.2012 tarihinde karar verildi.