Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/2030 E. 2012/16540 K. 12.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2030
KARAR NO : 2012/16540
KARAR TARİHİ : 12.07.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davalı işyerinde 15 yıldan beri hakkında şikayet olmadan çalışan davacının savunması da alınmadan şirketin etik ilkeleriyle örtüşmeyen davranışta bulunduğu, personeli rahatsız ettiği, gibi gerçek olmayan nedenlerle iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini beyanla işe iade kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacı hakkındaki şikayetler nedeniyle yapılan incelemede istendiği halde savunma vermediğini etik ilkelere aykırı davrandığı ve personeli rahatsız edici davranışlarda bulunduğu gerekçeleri ile sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürerek reddi karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Mahkemece yazılı fesih bildirimi konusundaki iddialarla ilgili yapılan inceleme ve şikayet dilekçelerinin mahkemece ifadesi alınan kişiler olmadığı, verilen kesin süreye rağmen işverenin tanıklarını bildirmediği bu nedenle iddiaların soyut kaldığı ve davacının muvazaalı eczane açmasına dair inceleme belgeleride sonradan sunulduğundan savunmanın genişletilmesi itirazı nedeniyle itibar edilemeyeceği kanaati ile olayda geçerli fesih nedenleri olmadığından feshin geçersizliğine davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğine göre davacının 16.08.1999 tarihinden beri çalıştığı ve en son görevinin AKUT-4 Tanıtım Müdürülüğü olduğu, 15.09.2011 tarihli fesih bildiriminde davacının üstlendiği konum ve göreviyle örtüşmeyecek davranışlar sergilediği, iş arkadaşlarını olumsuz etkileyecek şekilde rahatsız ettiği, şirketin etik kurallarına aykırı davrandığı, iş ilişkisi sınırını aşan davranışları huzuru bozduğundan ve yönetimi altında çalışanların motivasyonunu olumsuz etkilediğinden profesyonellik, ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak sergilediği tüm bu davranışları nedeniyle kendisine duyulan … temelden sarsıldığından 4857 sayılı Kanun’un 17. maddesi uayrınca iş sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacının dosyasında geçmişte işverence yaptırıma tabi tutulan olumsuz bir davranışının bulunmadığı görülmektedir. Ancak işyerinde el yazısı ile dosyaya sunulan yine tanıtım müdürü olan … Arnavut’un şikayet dilekçelerinde davacı ve eşinin işyerinde çalışan başka bir bayan hakkında aldatma konusunda şüphelendiklerinden bahisle dedikodular yaptıkları, Mart 2011 tarihli olduğu anlaşılan şikayet dilekeçesini yazan … Erguvanlıköse’nin de davacının işyerinde çalışan eşine de taciz mesajları gönderdiği ve bunların elinde olduğunu belirttiği, işverence soruşturmasına fesih tarihinden önce başladığı anlaşılan belgelere görede davacı ve şikayet dilekçesi veren kişilerinde aralarında bulunduğu halde ortaklaşa muvazaalı eczane açma girişimlerinin bulunduğu ve bu eylemde yer alanların olayı somut olarak doğruladıklarının tespit edildiği, davacının bu amaçla bankadan kredi çektiğinin anlaşıldığı raporda yer almıştır. Tüm bu iddialar ve işverence yapılan inceleme raporları değerlendirildiğinde dedikodu şeklindeki davranışlar için davalı tarafından tanık dinletilmediğinden soyut kabul edilerek mahkemece dikkate alınmamış ise de davacının ve diğer çalışanların eşler adına muvazaalı eczane açma girişiminde bulundukları sabit olduğuna göre işverenin bu şekilde davranan bir çalışana karşı güveninin sarsılacağı muhakkaktır. Artık işverenden bu iş ilişkisini sürdürmesi beklenmeyeceğine göre iş sözleşmesinin feshi için geçerli neden bulunduğundan davanın reddi yerine kabulüne karar verilemesi hatalı olmuştur.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 70,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 12.07.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.