YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4181
KARAR NO : 2012/7541
KARAR TARİHİ : 16.04.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, vardiya tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı … A. Ş. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı iş sözleşmesinin 16.04.2009 tarihi itibariyle sona erdirildiğini ödenmeyen işçilik alacaklarının faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı işveren davanın reddine kara verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararı yasal süresi içinde davalı işveren vekili temyiz etmiştir.
1. Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı işverenin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. İhbar tazminatı bakımından uygulanması gereken faiz konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesine göre ödenmesi gereken ihbar tazminatında faize hak kazanabilmek için kural olarak işverenin temerrüde düşürülmesi gerekir. Bununla birlikte bireysel ya da toplu iş sözleşmesi ile iş sözleşmesinin feshi halinde kıdem tazminatının ödeme zamanıyla ilgili olarak açık bir hükme yer verilmişse, belirlenen ödeme tarihi faiz başlangıcı olarak esas alınır.
İşe iade davası sonrasında işçinin süresi içinde başvurusuna rağmen işverence işe başlatılmadığı tarih fesih tarihi olmakla, ihbar tazminatı bakımından faiz başlangıcı da, işçinin işe alınmayacağının açıklandığı tarih ya da bir aylık işe başlatma süresinin sonudur.
İhbar tazminatı bakımından uygulanması gereken faiz oranı değişen oranlara göre yasal faiz olmalıdır. Bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde faklı bir faiz türü öngörülmüşse, yasal faizin altında olmamak kaydıyla kararlaştırılan faiz uygulanır.
Somut olayda davacı dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 200,00 TL ihbar tazminatının yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş saklı tuttukları alacak kalemleri yönünden davasını 19.10.2011 tarihi itibariyle ıslah etmiştir. Bu durumda taleple bağlılık ilkesi gözetilerek dava ve ıslah tarihinden itibaren ihbar tazminatının yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi gerekirken 2.470,69 TL brüt ihbar tazminatının 200,00 TL lik kısmının dava bakiyesinin ıslah tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Ne varki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
Hükmün 4. bendinde yer alan “mevduata uygulanan en yüksek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine” sözcüklerinin silinerek yerine “yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine” sözcüklerinin yazılmasına hükmün değiştirilen ve düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 16.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.