YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16105
KARAR NO : 2013/21245
KARAR TARİHİ : 19.11.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre, davalıların tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, sigortalının iş kazasından sürekli iş göremezliği nedeniyle maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonucunda, 157.307,41 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03.11.2001 tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; SGK Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından olayın iş kazası olduğunun tespit edildiği, SGK Maluliyet Daire Başkanlığı raporunda davacı sigortalının sürekli iş göremezlik oranının % 100 olduğu ve yardıma muhtaç durumda bulunduğunun belirtildiği, mahkemece hükme esas bilirkişi kusur raporunda davacı işçinin % 20 oranında müterafik kusurunun bulunduğunun belirtildiği, 14.05.2010 tarihli ilk kararda 131.283,32 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verildiği, iş bu kararın davacı ve davalılardan … vekili tarafından temyizi üzerine, davalının tüm temyiz itirazlarının reddi ile bakıcı giderlerine yönelik maddi zarar tutarından hakkaniyet indirimi yapılabilmesi mümkün ise de, sürekli iş göremezlik nedeniyle hesaplanan toplam maddi tazminat miktarı üzerinden hakkaniyet indirimi yapılabilmesi mümkün olmadığından davacı yararına bozulmasına karar verildiği, bozma ilamından sonra yapılan yargılamada 21.02.2010 tarihli bilirkişi hesap raporunda tespit edilen bakıcı giderlerinden % 15 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak tespit edilen maddi zarar tutarından Temmuz/2010 dönemine kadar geçerli olan en son peşin sermaye değeri 193.856,15 TL nin tenzil edilmesi ile maddi tazminat istemi hakkında sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır:
Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Somut olayda, bozma ilamı kapsamının sürekli iş göremezlik nedeniyle tespit edilen zarar miktarının tamamı üzerinden hakkaniyet indirimi yapılamayacağına ilişkin olması göz önüne alındığında, 21.02.2010 tarihli bilirkişi hesap raporunda maddi zarar tutarından Ocak/2010 tarihine kadar geçerli olan en son peşin sermaye değeri 185.871,06 TL nin tenzil edilmesinin davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğu dikkate alınmadan, bozma ilamı doğrultusunda bakıcı gideri zararlarından hakkaniyet indirim yapıldıktan sonra tespit edilen maddi zarar tutarından Temmuz/2010 dönemine kadar geçerli olan en son peşin sermaye değeri 193.856,15 TL nin tenzil edilerek sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılara yükletilmesine, 19.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.