Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/20779 E. 2013/21955 K. 26.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20779
KARAR NO : 2013/21955
KARAR TARİHİ : 26.11.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının ölen babası nedeniyle aldığı, Kurum tarafından ayrıldığı eşle birlikte yaşadığı gerekçesi ile kesilip yersiz alınan ölüm aylıklarının iadesi konusunda Kurum’a 17.706,19 TL borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile davacının davalı kuruma borcunun bulunmadığının tespitine, karar verilmiştir.
Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96’ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Yasanın 56 maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne yapılan 2009/86 Esas numaralı başvurunun, 28.04.2011 tarihinde verilen karar ile reddedilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının eski eşinden 16.09.2003 tarihinde boşandığı,yetim aylığı almakta olan davacının aylığının ayrıldığı eşle birlikte yaşadığının anlaşılmasından dolayı 17.10.2008 tarihinde kesildiği, davacının 17.10.2008-16.5.2011 tarihleri arasında Kurum’dan aldığı 17.706,19 TL’nin tahsili için Pendik İcra Müdürlüğünün 2011/19690 esas sayılı dosyası ile takibe geçildiği, SGK il müdürlüğü kontrol memurluğunun 06.03.2011 tarihli raporu ile davacının boşandığı eşle birlikte yaşadığının tespit edildiği, eski eşin Kurum’un kontrol memuruna verdiği ifadede ilkin 2 nolu dairede eşi ile birlikte ikamet ettiğini, eşinin an itibariyle oğlunun yanında misafirlikte bulunduğunu beyan ettiği , devam eden ifadesinde eşinin 2 nolu dairede, kendisinin 10 nolu dairede oturduğunu beyan ettiği, davacının ifade vermek için Kurum’a gittiği ve beyanında 2 nolu dairede kendisinin, 10 nolu dairede eski eşin çocuklarının yanlarında kaldıklarını beyan ettiği, emniyet araştırması ile davacının oturduğu apartmanda toprak sahibi olmaları nedeniyle dairelerinin bulunduğu, davacının mevcut adreste oğlu ile oturduğunun bildirildiği, seçim kayıtlarından davacı ve eski eşin seçim adreslerinin 2007 sonrası aynı olduğu, eski eşin 02.06.2011 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun 56.maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, Anayasanın 20. maddesi ile 5510 sayılı Kanun, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, 4857 sayılı İş Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm deliller toplanmalıdır. Davacının ve eski eşin yaşadıklarını iddia ettikleri apartmanın 2 ve 10 nolu dairelerinde kimlerin yaşadığına ilişkin muhtar kayıtları getirtilmeli, bu hanede misafir olarak kayda geçenlerin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,bu apartmanın yöneticisi dinlenmeli, apartman defteri incelenerek 2 ve 10 nolu daire için kimlerin yönetim toplantısına katıldığı, bu daireler için toplanan aidatların kimler tarafından ödendiği tespit olunmalı, apartman sakinleri res’en tanık olarak dinlenmeli,böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucun davanın kabulüne karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.