Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/17702 E. 2012/10214 K. 17.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/17702
KARAR NO : 2012/10214
KARAR TARİHİ : 17.05.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren vekili, davacının iş sözleşmesinin geçerli sebebe dayanılarak feshedildiğini belirterk davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda davalının ekonomik krizden etkilendiği, fesihten sonra da davacının yerine herhangi bir personel istihdam etmediği, ancak davacı işçinin yaptığı işin de ortadan kalkmadığı, yine yapılmış olan ücret indirimi önerisinin belli bir süreyi kapsamadığı bu sebeple ekonomik kriz ile arasında bir ilişkinin kurulamadığı ve bu durumun keyfilik içerdiği, yine davacının iş sözleşmesinin feshinin önüne geçilmesi açısından da herhangi bir çalışmanın yapılmadığı feshe son çare olarak başvurulması ilkesine riayet edilmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış imkanlarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış pazar kaybı, ham madde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini olanaksız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir.
İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle sözleşmeyi feshetmek isteyen işverenin fesihten önce fazla çalışmaları kaldırmak, işçinin rızası ile çalışma süresini kısaltmak ve bunun için mümkün olduğu ölçüde esnek çalışma şekillerini geliştirmek, işi zamana yaymak, işçileri başka işlerde çalıştırmak, işçiyi yeniden eğiterek sorunu aşmak gibi varsa fesihten kaçınma olanaklarını kullanması, kısaca feshe son çare olarak bakması gerekir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğine göre, alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin ekonomik krizden etkilendiği saptanmış, ancak işverence ekonomik krizin aşılması ve işletmenin varlığının sürdürülebilmesi için ücretlerin düşürülmesi yolunda aldığı işletmesel kararın uygulama süresinin başka deyişle indirilmiş ücretle ne kadar süre çalıştırılacağının belirlenmemiş olmasından dolayı yapılan feshin geçerli sebebe dayanmadığı yönünde görüş bildirilmiş, mahkemece de bu görüş doğrultusunda yazılı gerekçe ile sonuca gidilmiştir. Belirtmek gerekir ki ücret, iş sözleşmesinin en temel unsurunu oluşturduğundan taraf iradelerinin birleşmediği durumda ücretten indirim yapılması mümkün değildir. Ne var ki; ekonomik sebeplerden dolayı işletmenin içine düştüğü durumdan çıkabilmesi için ücretlerde indirim yapma yoluna gidildiğinden, gerçekten ücretlerde indirim yapılmasını gerektiren işletmesel sebep var ise bu durumda işveren tek yanlı olarak ücretten indirim yapabilir. İşçinin bunu kabul etmemesi durumunda var olan ekonomik olumsuzluk iş sözleşmesinin feshine geçerli sebep oluşturur.
Somut olayda, bilirkişi raporunda da vurgulandığı üzere, davalı işveren işletmesi ekonomik krizden ciddi ölçülerde etkilenmiş ve başka önlemler de alınmasına rağmen oluşan ekonomik sıkıntılar aşılamadığı için ve iş ilişkisinin korunması amaçlanarak ücretlerden indirim yoluna gidilmiştir. Yukarıda değinildiği gibi bu durum fesih için geçerli sebep oluşturacağından, dolayısıyla işverence yapılan fesih geçerli sebebe dayanmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken bilirkişi raporundaki hatalı değerlendirmeye itibarla yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 679,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 17/05/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.