Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/11860 E. 2010/15947 K. 15.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11860
KARAR NO : 2010/15947
KARAR TARİHİ : 15.12.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVACILAR : … VE ARK.
DAVALILAR : HAZİNE-ORMAN YÖNETİMİ-… KTK.
KATILAN DAVACILAR : … VE ARK.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi …, … ve … vekili, … vekili, … ve … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14.10.2009 gün 2009/12275-14813 sayılı onama bozma kararında özetle “ … Köyü 368 parselin tamamı ile 370 parselin (A) ile işaretlenen 280,30 m2 yüzölçümlü bölümünün eylemli orman niteliğinde oldukları, yöredeki Devlet Ormanlarının kadastrosunun 1942 yılında yapıldığı, 1962 yılında yapılan genel arazi kadastro çalışmaları sırasında kadastro paftası üzerine Devlet Ormanı nitelemesi yazılarak tesbit dışı bırakıldıkları, 1942 tahdit haritasının ve tutanaklarının uygulaması yetersiz ise de, yörede 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre bir orman kadastrosu yapılmadığından bu eksikliğin sonuca etkili olamayacağı, 1962 yılında eylemli orman olması nedeniyle tespit harici bırakılan taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğundan halende eylemli orman niteliğinde bulunduklarından …, …, …, …, … ve …’ın temyiz itirazlarının reddi ile aleyhlerindeki hükmün ONANMASINA ,
2) Davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin 370 parselin (B) ile işaretlenen 297,47 m2 bölümü ile 371, 367 ve 369 sayılı parsellerin tamamına yönelik temyiz itirazları yönünden ise; dava konusu taşınmazların bulunduğu … Köyünde 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastro haritası ile 1974 yılında yapılan aplikasyon haritasının birbirine benzemediği, 1984 yılında 2896 Sayılı Yasa uygulamasında aslında 1942 yılı tahdidi içinde kalan, ancak; yanlış aplikasyon sonucu orman dışında bırakılan alana 80, 81, 82, 629, 83, 84, 85, 626, 625, 624, 623, 649 ve 80 orman sınır noktalarıyla çevrilerek ve … III Devlet Ormanı ismi verilerek kadastrosunun yapıldığı, dava konusu parsellerin bulunduğu yerin 93 ila 100 orman sınır noktaları ile çevrilip (5) nolu orman iç poligonu olarak orman sınırı dışında bırakıldığı, yine 270, 271 ve 369 ila 366 numaralı kadastro parsellerinin bulunduğu yörede orman içi (4) poligon olarak orman dışında gösterildiği, 1984 yılında 2896 Sayılı Yasa uygulaması sırasında … III Devlet Ormanı içinde gösterilen (4) ve (5) poligon numaralı yerlerin aslında 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve davacı kişiler yönünden kesinleşen orman kadastro sınırları içinde olduğu, 1942 yılı kadastrosunda 623 ila 627 orman sınır noktalarının güneybatısında orman dışı alan bulunmadığı, hiçbir merci ve makamın aplikasyonla dahi olsa kesinleşen orman sınırlarını daraltamayacağı,
Bir an için aksi düşünülse dahi, 1962 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sonucunda düzenlenen ve bir örneği dava dosyasına getirtilen orijinalinden fotokopisi çıkarılmış kadastro pafta örneğinden, çekişmeli taşınmazların bulunduğu alanın bitişikteki 1942 yılında kadastrosu yapılan … Devlet Ormanı ile birlikte Devlet Ormanı nitelemesi yapılıp pafta üzerine yazılarak tespit harici bırakıldığının anlaşıldığı, H.G.K.nun 21.01.2004 gün 2004/8-15-7 ve 12/05/2004 gün 2004/8-242-292 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, çekişmeli taşınmazların bulunduğu bölgede arazi kadastrosunun 1962 yılında 5602 Sayılı Kadastro Yasası yürürlüğü sırasında yapıldığı ve davaya konu taşınmazların tesbit dışı bırakıldıklarının tartışmasız olduğu, her

-2- 2010/11860-15947

ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazların 1942 yılında yapılan orman sınırları dışında olduğunu ifade etmişlerse de, kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine, araziye ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi düşüncesine değer verilemeyeceği, yöredeki Devlet ormanlarının kadastrosunun 1942 yılında yapıldığı, 1962 yılında yapılan genel kadastro sırasında çekişmeli parsellerin kadastro paftası üzerine Devlet Ormanı nitelemesi yapılarak tespit dışı bırakıldıkları, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa ile o tarihte var olan özel ve tüzel kişilere ait bütün ormanların hiç bir bildirime gerek kalmaksızın devletleştirildiği, bu nedenle, 4785 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce bu yerde yapılan orman kadastrosunun uygulanması sonucu taşınmazların orman niteliğinin belirlenmesinin mümkün olmadığı, 1942 tahdit haritasının ve tutanaklarının uygulaması yetersiz ise de, yörede 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre bir orman kadastrosu yapılmadığından bu eksikliğin sonuca etkili olamayacağı, eski tarihli memleket haritasında olduğu gibi, 1962 yılında yapılan genel kadastro sırasında da eylemli orman olması nedeniyle tespit harici bırakılan taşınmazların orman sayılan yer olduğu, İstanbul İline içme ve kullanma suyu sağlayan Ömerli Barajının su havzasının koruma bandı içinde kaldığının bilirkişi raporunda belirtildiği, 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu orman rejimi dışına çıkartılan ve su havzasında kalan yerlerin dahi Hazine tarafından yeniden Orman Genel Müdürlüğüne orman yetiştirilmek üzere tahsis edildiğinin aynı bölgede Daireye temyiz incelemesi için gelen bir çok dosya içindeki evraklardan anlaşıldığı ve Anayasanın 169, 3402 Sayılı Yasanın 17/1 ve 18/2. maddeleri gereğince ormanların zilyetlikle kazanılamayacağı ve yine dava dosyasına Hazine vekilinin 07.01.2003 tarihli dilekçesine ekli olarak verdiği H.G.K.’nun 03.04.2002 gün ve 2002/8-230-261 sayılı kararında kabul edildiği gibi, dört tarafı devlet ormanı ile çevrili ve orman bütünlüğü içinde bulunan toplam yüzölçümleri 7000 m2 civarında olan dava konusu taşınmazların orman içi açıklık olduğu ve bu tür yerlerin 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince özel mülk olarak kişiler adına tescil edilemeyeceği göz önünde bulundurularak malik haneleri açık olan dava konusu parsellerin öncesinin orman olduğu ve bitişik Devlet Ormanının devamı niteliğinde bulunduğundan 3402 Sayılı Yasanın 30/2. maddesi gereğince orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi “gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyularak davaların reddine; … Köyü 368 parselin tamamı ile 370 parselin (A) ile işaretlenen kesiminin orman niteliği ile Hazine adına tesciline ilişkin karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 370 parselin (B) ile işaretlenen kesimi ile 367, 369 ve 371 parsellerin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm …, … ve … vekili, … vekili, … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1962 yılında yapılan genel arazi kadastrosu ile 3116 Sayılı Yasa hükmüne göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen ilk orman kadastrosu ve 1744 Sayılı Yasa hükmü uyarınca yapılıp 1981 yılında kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 1985 yılında 2896 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile 1990 yılında 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulamaları bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 15/12/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.