YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16051
KARAR NO : 2013/21089
KARAR TARİHİ : 18.11.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi ve davalı vekilince duruşma talep edilmesi üzerine üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere ve özellikle hükmün gerekçesinde yer alan davacının üç parmağını kaybetmesine ilişkin ibarelerin maddi hataya dayalı olup mahallince her zaman düzeltilmesinin mümkün bulunmasına göre davacıların tüm, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 14.09.2009 tarihinde meydana gelen iş kazasında yaralanarak 13.12.2010 tarihinde ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı eş … için 1.159,72 TL Maddi tazminatın ve 120.000,00 TL manevi tazminattan davalı tarafından bu davacıya yapılan 8530 TL yardım miktarının takdiren mahsubu ile 111.470,00 TL manevi tazminatın, davacı çocuk … için 10.517,17 TL maddi tazminatın ve 100.000,00 TL. Manevi tazminatın, davacı çocuk … için 100.000,00 TL. Manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.09.2010’dan itibaren yasal faiziyle birlikte, davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, 4.500,00 TL. bakıcı ücretinin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
a- Meydana gelen iş kazasında, davalının % 75, vefat eden sigortalının % 25 oranında kusurlu oldukları dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler gözetildiğinde davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarları fazladır.
b- Hüküm altına alınan tazminatlara uygulanacak faizin başlangıcında da hataya düşüldüğü görülmektedir. Davacı, dava dilekçesinde hüküm altına alınacak tazminatlara olay tarihinden itibaren faiz işletilmesini istemiş ise de 24.04.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile hüküm altına alınacak tüm tazminatlar için 13.12.2010 ölüm tarihinden itibaren faiz işletilmesini istemiştir. Bir başka deyişle talebini faiz başlangıcı yönünden daraltmıştır. Öte yandan taleple bağlı olarak karar verilmesi gerektiği HUMK’nun 74 ve HMK ’nun 26. maddelerinin emredici kuralıdır. Hal böyle olunca, davacı yararına hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat için faizin ölüm tarihinden başlatılması gerekirken, taleple bağlılık ilkesine aykırı biçimde olay tarihinden itibaren faize karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
c- 2013 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10/1. maddesi gereğince; manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
Somut olayda; manevi tazminat talebinin kısmen kabülü nedeniyle davacılar lehine verilen vekalet ücretinin hüküm altına alınan toplam miktar üzerinden değil de her bir davacı lehine ayrı ayrı hesaplanarak hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
d- Mahkemece, davacı … ve … …’ın maddi tazminat taleplerinin reddi davacı …’nın evlenmesinden kaynaklanıp, davacılara bu hususta kusur atfedilemeyeceği gibi bunun temel bir insan hakkı olduğu nazara alınarak hakkaniyet ilkesi uyarınca reddedilen maddi tazminat miktarları bakımından davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş ise de varılan bu sonuç doğru değildir. Bu bakımdan yapılması gereken davacı …’nın reddedilen maddi tazminat miktarı bakımından davalı lehine vekalet ücretine hükmetmek ve yine davacı …’nin reddedilen maddi tazminat miktarının ret sebebinin Kurum’ca bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin indirilmesi olup olmadığına göre davalı lehine vekalet ücretinine hükmedilmesi ya da hükmedilmemesinden ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı şirket vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden taraflardan davacılara yükletilmesine, 18/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.