YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4247
KARAR NO : 2013/7169
KARAR TARİHİ : 10.04.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan manevi tazminat ile kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Uyuşmazlık, meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremez duruma gelen davacının maddi tazminat davası ile kıdem tazminatı alacağı istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nın 167.maddesi uyarınca yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için aralarında bağlantı bulunsa bile davaların ayrılmasına, davanın her safhasında karar verilebilir.
Uyuşmazlık, davacının maddi tazminat ve işçilik alacaklarına ilişkin istemlerinin birlikte görülüp görülmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle açılan maddi tazminat davasında müterrafik kusur oranlarının ve kaçınılmazlığın belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği gibi tazminatın hesaplanması için ayrı bir bilirkişi incelemesi de yaptırılması gerekir. Maddi tazminatın saptanmasında ise; zarar ve tazminata doğrudan etkili olan işçinin net geliri, bakiye ömrü, işgörebilirlik çağı, işgöremezlik oranı ve karşılıklı kusur oranları, Kurum tarafından bağlanan gelirin peşin sermaye değeri gibi tüm verilerin hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde öncelikle belirlenmesi gerektiği tartışmasızdır.
İşçilik alacağı davasına gelince; bu tür davalar 4857 sayılı Yasa’dan kaynaklanmaktadır. İşçilik alacağına esas alınacak hizmet saptandıktan sonra talep edilen işçilik alacağının türüne göre tazminat davasındaki kıstaslardan farklı kıstaslara dayanan ayrı bir hesap yapılması gerekir.
Bu durumda; her iki dava için izlenecek yöntem ve esas alınacak kıstaslar birbirinden tamamen farklıdır. Her iki davanın tefrik edilmesi yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için gereklidir. Ayrı ayrı açılıp görülmeleri gerekli bu tür davaların birlikte görülmeleri doğru görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2007/21-69 Esas ve 2007/55 Karar sayılı ve 07.02.2007 tarihli kararı da bu yöndedir.
Öte yandan davacı 15.7.2006-13.6.2011 tarihleri arasında davalı işyerinde kabin memuru (uçucu personel) olarak çalışmıştır. Mahkemece 4857 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesinde yer alan “Deniz ve hava taşıma işlerinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz” hükmü doğrultusunda uyuşmazlığın İş Mahkemesinde görülemeyeceği gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı 12.7.2006 tarihinden itibaren … Sendikası üyesi olup; 22.Dönem TİS’in 27.maddesinde “süreli fesihlerde uçucu personel dahil sendika üyesi tüm personele iş güvencesi ile birlikte 4857 sayılı Kanun uygulanır” kuralının yer aldığı davalı THY vekili tarafından ifade edilmekte ise de dosyada işveren ile sendika arasında yapılan toplu iş sözleşmeleri bulunmamaktadır. Mahkemece maddi tazminat ve kıdem tazminatı alacaklarına dair istemlerin ayrılmasından sonra tüm TİS’ler getirtilerek davacıya 4857 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına dair inceleme yapılması zorunludur.
Mahkemenin bu maddi ve hukuksal olguları gözetmeksizin, birbirinden tamamen farklı iki davayı bir arada görmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; her iki davayı ayırmak ve yargılamayı birbirinden bağımsız olarak sonuçlandırmaktan ibarettir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 10/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.