YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/745
KARAR NO : 2013/29676
KARAR TARİHİ : 19.12.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, ulusal … ve genel tatil, yıllık izin ücreti ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalıya ait işyerinde imalat ustası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ve işçilik alacaklarının ödenmediğini belirterek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin davacı tarafından 05.01.2009 da müvekkiline gönderilen ihtarname ile haksız ve bildirimsiz feshedildiğini, cevabi ihtarname ile iş sözleşmesinin feshedilmediğinin bildirildiğini buna rağmen davacının nedensiz işe gelmediğini, davacının alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İhbar tazminatı yönünden taraflar arasında uyuşmazlık sözkonusudur.
İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir nedeni olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. ve 25. madde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve Kanun’un 17. maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar öneli tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih nedenine rağmen işçi ya da işverenin 26. maddede öngörülen hak düşürücü süre içinde fesih yoluna gitmemeleri halinde sonraki fesihlerde karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar.
İhbar tazminatı iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olduğu için, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz.
Davacı iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız feshedildiğini iddia etmiş, davalı işveren ise davacının iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından feshedildiğini savunmuştur. Somut olayda iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından işyerinde sürekli çalışmasına rağmen işveren tarafından birden çok kez işe girdi-çıktı yapılması, fazla mesai ücreti, ulusal … ve genel tatil alacakları ile yıllık izin alacakları ve 2008 Aralık ayına ait ücret alacağının ödenmemesi nedeniyle feshedilmiş olduğundan, kıdem tazminatının hüküm altına alınması doğru ise de, haklı da olsa iş sözleşmesini fesheden taraf ihbar tazminatı isteyemeyeceğinden ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuştur.
3-Taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık ise işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusundadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı def’i de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder.
Somut olayda, davacı tarafça 03.09.2012 tarihinde dava ıslah edilerek, dava konusu alacak miktarları arttırılmıştır . Davalı taraf ise ıslah ile arttırılan miktara ilişkin süresi içerisinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Bu durumda, davacının 03.09.2007 tarihinden önceki çalışma dönemine ilişkin taleplerinin zamanaşımına uğradığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, zamanaşımına uğrayan alacak miktarlarının belirlenmesi açısından bilirkişiden ek rapor alınmalı ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Davalı tarafça süresinde ileri sürülen zamanaşımı def’i dikkate alınmaksızın hüküm kurulması hatalı olup bu husus da ayrıca bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 19.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.