Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/18429 E. 2013/21037 K. 18.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18429
KARAR NO : 2013/21037
KARAR TARİHİ : 18.11.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, süresinde yapılmayan temyiz talebinin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, iş kazası kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin süresinde UYAP sisteminden gönderdiği temyiz süre tutum ve gerekçeli kararın tebliği istemini içerir dilekçesi, 03.07.2013 tarihli ek kararla, temyiz harç ve masraflarının yatırılmadığı ve temyiz süresinin geçtiği gerekçesiyle HUMK 432/IV maddesi dayanak gösterilerek reddedilmiştir.
Davacı vekili, 10.07.2013 tarihinde tebliğ edilen temyiz talebinin reddine dair ek kararı, 16.07.2013 tarihinde süresinde temyiz etmiştir.
HMK 297. maddesinde, hüküm fıkrasında istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Yine 294. maddede hükmün tefhiminin hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olacağı belirtilmektedir. Bu itibarla; kısa karardaki hüküm fıkrasında, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar, açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde gösterilmemiş ise; kararı tefhim eden taraf, mahkemeye süresinde verdiği süre tutum dilekçesiyle, gerekçeli kararın kendisine tebliğini isterse, gerekçeli karar tebliğ edilmelidir.
Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesi uyarınca; temyiz tarihinde yürürlükte bulunan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 434. maddesi ile ilgili 25.01.1985 gün ve 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hükmü gereğince, temyiz isteği, dilekçenin temyiz defterine kaydettirildiği tarihte yapılmış sayılır ve temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Temyiz harç ve giderlerinin ödenmemiş veya eksik ödenmiş olduğunun sonradan anlaşılması durumunda, karar veren hakim tarafından yedi günlük kesin süre tanınarak, bu süre içerisinde ödenmesi veya eksikliğin tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı temyiz edene yöntemince ve yazılı olarak bildirilir. Ancak, temyiz harcının Mahkeme kalemince hesaplanıp temyiz edenden istendiği halde süresinde ödenmediği belgelendirilmiş ise temyiz isteğinin reddi gerekir.
Somut olayda, davacı vekilinin kısa kararı, 23.05.2013 tarihli süre tutum dilekçesiyle temyiz ettiği, ayrıca tarafına gerekçeli kararın tebliği üzerine, gerekçeli temyiz dilekçesini ibraz edeceklerini belirttiği, mahkemece, temyiz edene, yedi günlük kesin süre tanınarak, bu süre içerisinde temyiz harç ve giderlerinin ödenmesi veya eksikliğin tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağının yöntemince ve yazılı olarak bildirilmediği, mahkemenin ek kararla davacı vekilinin temyiz talebini reddettiği, ayrıca dosya içeriğinden temyiz karar ve ilam harcının da eksik olduğu anlaşılmıştır.
Yapılacak iş; temyiz edene, yedi günlük kesin süre tanınarak, bu süre içerisinde temyiz harç ve giderlerinin ödenmesi veya eksikliğin tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı yöntemince ve yazılı olarak bildirmek, süresi içerisinde eksiklik giderildiği takdirde dosyayı temyiz incelemesine göndermek, süresi içerisinde eksiklik giderilmediği takdirde ise; kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar vermekten ibarettir.
Belirtilen maddi ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın, ek kararla, yazılı şekilde temyiz talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda yerel mahkemenin davacı vekilinin temyiz isteminin reddine ilişkin 03.07.2013 tarihli ek kararının bozularak kaldırılmasına, hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.