YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3520
KARAR NO : 2013/8227
KARAR TARİHİ : 29.04.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı Kurum tarafından gönderilen ödeme emrinin zamanaşımına uğraması nedeniyle iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava; davacı … San. AŞ. hakkında davalı Kurum Konya İl Müdürlüğü’nün İcra servisinden 2000/1734 takip sayılı icra dosyasından gönderilen ödeme emrinin zamanaşımı süresi dolduğundan ve şirketin borcu bulunmadığından iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı Kurum’un, şirketin 2000/1734 nolu icra dosyasında prim borçlarından dolayı işlem gördüğünü, şirketin tüm borçlarını kapsayacak şekilde çıkan taksitlendirmelerin tamamına başvurduğunu, 16.05.2001, 28.08.2003 tarihlerinde ayrı ayrı taahhütname imzalayarak taksitlendirme başvurusunda bulunduğunu, ancak taahhütlerini yerine getirmediğini, 25.05.2006 tarihinde 5458 sayılı Yasa’dan faydalanmak için başvurduğunu, ödeme tablosunu gösterir çizelgenin şirkete 27.07.2006 tarihinde tebliğ edildiğini, daha sonra 26.07.2008 tarihinde borçlarının tamamını 5510 sayılı Yasa’dan yararlanarak taksitlendirmek için başvurduğunu, buna ilişkin ödeme çizelgesinin de 26.08.2008 tarihinde tebliğ edildiğini, bu nedenlerle zamanaşımı süresinin dolmadığını bildirdiği, 2000/1734 numaralı ödeme emrinin ilk olarak 11.09.2000 tarihinde düzenlendiği, ödeme emrine konu borcun 1999/12 – 2000/5. aylar arasına ilişkin prim borcu olduğu, ödeme emrinin şirkette çalışan bekçiye 16.09.2000 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğden sonra aynı ödeme emri nedeni ile haciz konulduğuna dair haciz kağıdı düzenlendiği, 25.09.2000 tarihinde yönetim kurulu başkanının mal bildiriminde bulunduğu, davalı Kurum’ca tekrar 08.12.2000 tarihinde haciz bildirisi düzenlediği ve tapu müdürlüğüne, trafik sicile gönderildiği, 13.12.2000 tarihinde şirket arazisine ve binasına haciz konulduğu, ayrıca 22.01.2001 tarihinde şirket aracı üzerine haciz konulduğu, bu kararların 13.12.2000 ve 11.01.2001 tarihlerinde tebliğ edildiği, şirket yönetim Kurulu Başkanı’nın 17.05.2001 tarihinde prim, İPC, TTK, İSP, SYZ ve topluluk sigorta primi kapsamına giren işyerinden dolayı tahakkuk eden borçlarını ödemeyi taahhüt ettiği, buna ilişkin ödeme planının 05.06.2001 tarihinde şirket yetkilisine tebliğ edildiği, bunların
arasında 2000/01734 numaralı icra dosyası da bulunduğu, şirket yetkilisinin 10.10.2003 tarihinde tekrar taksitlendirme talebinde bulunduğu ve borcun taksitlendirilerek şirket yetkilisine tebliğ edildiği, şirkete ait fabrika binasının satışı ile ilgili olarak 25.05.2004 tarihinde açık artırma ilanı yapıldığı, 25.05.2006 tarihinde şirket tarafından yeniden yapılandırma talebinde bulunulduğu, yapılandırma dökümünün 27.07.2006 tarihinde şirkete tebliğ edildiği, 26.07.2008 tarihinde tekrar 5510 sayılı Yasa kapsamında yapılandırmadan yararlanmak için başvurulduğu, davalı Kurum’ca, 21.08.2009 tarihli yazı ile şirkete borçları ödenmediğinden adlarına tescilli gayrimenkullerin satışına karar verildiği ve bilirkişi incelemesi yaptırıldığı bildirilerek 28.07.2009 tarihli bilirkişi raporunun gönderildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, söz konusu aylara ait borçların 6183 sayılı Yasa’nın 102. maddesi gereğince zamanaşımına uğrayıp uğramadığına ilişkindir.
3917 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihi ve bundan sonraya ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden 6183 sayılı Kanun’un zamanaşımına ilişkin 102. madde ve ardından gelen maddeleri geçerlidir. Bu yönde 102. madde hükmüne göre zamanaşımı süresi 5 yıl olup zamanaşımı süresinin başlangıcı ise alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yıl başıdır. 5198 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile değişik 506 sayılı Kanun’un 80. maddesinin 5.fıkrasına göre, 6183 sayılı Kanun’un zamanaşımını düzenleyen 102. maddesinin prim alacaklarının tahsilinde uygulanmayacağı belirtilmiş ise de bu değişiklik, yürürlük tarihi olan 06.07.2004 tarihinden sonra tahakkuk edecek prim borçlarına uygulanabilecektir.
6183 sayılı Kanun’un 103. maddesinde zamanaşımını kesen haller sayılmış olup kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar.
Somut olayda; davalı Kurum tarafından davacı şirketin tüm borçlarını kapsayacak şekilde çıkan taksitlendirmelerin tamamına başvurduğunun ileri sürülmesi, dosya kapsamından da davacı şirketin taksitlendirme taleplerinin bulunduğunun anlaşılması, ayrıca davacı şirketin taşınır ve taşınmaz malları üzerine hacizler konulmuş olmasına rağmen, bu hususlar detaylı olarak araştırılmadan sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş; davacı şirketin yapmış olduğu taksitlendirmelere ve şirketin taşınır ve taşınmaz malları üzerine konulan hacizlere ilişkin tüm belgeler getirtilerek, 6183 sayılı Yasa’nın 103. maddesinde belirtilen zamanaşımını kesen nedenler de dikkate alınarak, toplanan delillerle varılacak sonuca göre hüküm kurmaktır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.