YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10544
KARAR NO : 2009/3344
KARAR TARİHİ : 16.03.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı … … … vekili avukat … … gelmiş, diğer davalı ve davacı tarafından gelen olmadığından onların yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 27.11.1996 tarihinde belindeki ağrılar nedeniyle davalı … … …’e ait muayenehaneye gittiğini, davalı doktorun bel fıtığı teşhisi ile ameliyat olması gerektiğini bildirdiğini, 28.11.1996 tarihinde diğer davalı şirkete ait hastanede ameliyat olduğunu, ancak L4 L5 omurlarında bel fıtığı olduğu halde davalı doktorun hatayla L3 L4 omurlarının arasını açtığını, bel fıtığı tedavisi yapılmadığı gibi açılan omurlar arasındaki sinirlerin de tahrip olup, dayanılmaz ağrılara neden olduğunu, 3.1.1997, 17.7.1997 ve 28.7.1997 tarihli raporlarla davalıların yanlış ameliyat yapıldığını kabul ettiklerini, açılan ceza davasında alınan adli tıp raporlarıyla da davalı doktorun kusurlu olduğunun sabit olduğunu, nitekim Türk Tabibler Birliği … Kurulu tarafından da aynı olaydan dolayı davalı doktora bir ay meslekten men cezası verildiğini, verilen tahribatın düzeltilmesinin ve ağrılarının dindirilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, uğramış olduğu maddi ve manevi zararlar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 25.000.0000.000 TL maddi, 75.000.000.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan … … …, talebin zamanaşımına uğradığını, yanlış ameliyatın söz konusu olmadığını savunarak, davanın gerek zamanaşımı, gerekse esastan reddini dilemiş, diğer davalı şirket ise, davalı doktorun hastanede çalışan bir doktor olmaması nedeniyle istihdam eden sıfatıyla sorumlu olmadıklarını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
2008/10544-2009/3344
Mahkemece, Adli Tıp Raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalı doktorun olayda kusurlu olduğu kabul edilerek, ıslah da dikkate alınmak suretiyle 38.623,67 YTL maddi, 35.000,00 YTL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle, davacının 22.6.2007 tarihli ıslah dilekçesine karşı davalı şirket vekili tarafından 17.10.2007 tarihli celsede “Biz de ıslah dilekçesini kabul etmiyoruz. Önceki beyanlarımızı tekrar ederiz.” Açıklamasında bulunulmuşsa da açıkça zamanaşımı def’inde bulunulmamış olması, def’i niteliğindeki zamanaşımı itirazının süresinde ve açıkça ileri sürülmemiş olması karşısında dikkate alınamayacağına göre davacı ve davalılardan Özel … Hastanesi Limited Şirketinin tüm, diğer davalı … … …’in ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, belindeki ağrılar nedeniyle davalı şirkete ait Hastanede diğer davalı doktor tarafından ameliyat edildiğini, ancak doktorun ihmal ve kusuru sonucunda belindeki yanlış omurların açılması nedeniyle çalışamayacak duruma geldiğini, sürekli olarak da dayanılmaz ağrılara katlanmak zorunda kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle, dava tarihi olan 16.10.2000 tarihinde 25.000,00 YTL maddi tazminatın ödetilmesini istemiş, 22.6.2007 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 70.045.000.000 TL’ye çıkarmış, davalı … … … tarafından davacının ıslah talebine karşı süresinde zamanaşımı definde bulunulmuşsa da mahkemece, “davacının maluliyet oranının Adli Tıp Kurumunun 26.3.2003 tarihli raporu ile belirlendiği, beş yıllık zamanaşımı süresinin de bu tarihten itibaren başlaması gerektiği” kabul edilerek, zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiştir. Ne var ki zarar görenin, salt bu zararın varlığını öğrenmiş olması, ona dayalı tazminat isteme hakkının doğması ve dolayısıyla bu hakkına ilişkin talebi yönünden zamanaşımı süresinin de başlaması için yeterlidir. Nitekim Yargıtay’ın istikrar kazanmış kararlarında da, böyle durumlarda zarar görenin sadece zararın varlığını öğrenmiş olması yeterli kabul edilmekte, ayrıca zararın kapsam ve miktarının da öğrenilmiş olması, zamanaşımı süresinin başlaması yönünden bir koşul olarak aranmamaktadır. Buna göre zararı öğrenme, zararın kapsamını öğrenme ile eş anlamda olmayıp, yalnızca genel olarak ona neden olan işlem veya eylemin zararlı sonuçlarını öğrenme demektir. Başka bir ifade ile zararın öğrenilmesi, onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamındadır. (Bkz.Yargıtay HGK, 2002/13-1011 E. 2002/1047 K. sayılı kararı; 13.Hukuk Dairesi 2006/15155 E. 2007/5635 K. sayılı kararı) O halde dava konusu olayda davacının zarar gördüğünü henüz bu davayı açmadan önce öğrenmiş olmasına, kaldı ki Bağkurdan emekli maaşı bağlanmasına esas teşkil eden Bağkur Genel Müdürlüğünün 21.9.2000 tarihli “maluliyet raporu”nda, “sigortalının 2/3 oranında işgücünü kaybettiği, kontrol muayenesinin yapılmasının gerekmediğine” karar verilmiş olmasına göre tazminat isteme hakkı ile ilgili zamanaşımı süresinin en geç bu tarih itibariyle başladığının kabulü gerekir. 2008/10544-2009/3344
Buna göre Borçlar Kanununun 126/4. maddesine göre vekalet sözleşmesinden doğan davaların beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olması, beş yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra 22.6.2007 tarihinde verilen ıslah dilekçesindeki talebin zamanaşımına uğraması, davalı … … … tarafından da süresinde zamanaşımı itirazında bulunulması karşısında, davada ıslahla artırılan miktar nedeniyle adı geçen davalı yönünden talebin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece, maluliyet oranının 26.3.2003 tarihli Adli Tıp Raporu ile belirlendiğinden bahisle yazılı şekilde adı geçen davalı yönünden de zamanaşımı itirazının reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Birinci bent gereği davacı ve davalılardan Özel … Hastanesi Limitd Şirketinin tüm, davalı … … …’in diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı … … … yararına BOZULMASINA, 625.00 TL duruşma avukatlık parasının davacı ve davalı … Yaşar Hastanesinden alınarak davalı … … …’e ödenmesine, aşağıda dökümü yazılan 3.962.00 TL kalan harcın davalı … Yaşar Hastanesinden alınmasına, 16.3.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.