YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1980
KARAR NO : 2013/6997
KARAR TARİHİ : 09.04.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş göremezlik oranının yeniden tespitiyle, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 2.12.2000 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yaralanan davacının iş göremezlik oranının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının iş göremezlik oranının % 39 olarak tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 2.12.2000 tarihinde davalı işyerinin mücelithane bölümünde çırak olarak polar makinesinde çalışırken sağ elini makineye kaptırmak suretiyle yaralandığı, SGK Tedavi Hizmetleri Ve Maluliyet Dairesi Başkanlığının ve Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun kararlarında maluliyetin % 19,2 olduğunun bildirildiği, davacının maluliyet oranının tespiti için 19.3.2007 tarihinde dava açtığı, mahkemenin talebi üzerine 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunca düzenlenen 10.7.2009 tarihli raporda davacının maluliyet oranının % 34,2 olduğunun belirtildiği, mahkemece bu rapora dayanılarak 16.3.2010 tarihinde davacının % 34,2 oranında malul kaldığının tespitine karar verildiği, bu kararın davalılarca temyiz edildiği, Dairemiz tarafından 5.4.2011 tarihli ilam ile raporlar arasındaki çelişkinin giderilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kararın bozulduğu, bozma kararına uyan mahkemenin dosyayı Adli Tıp Genel Kurulu’na gönderdiği, Adli Tıp Genel Kurulu’nun 14.6.2012 tarihli raporunda davacının maluliyet oranının % 39 olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Bu karar da davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Maluliyet oranı ve maluliyet başlagıç tarihi, sigortalıya ve hak sahiplerine bağlanacak gelir ve aylık yönünden önemlidir. Sigortalı veya hak sahipleri kanunda belirtilen oranda maluliyetin gerçekleştiği tarihten itibaren aylık veya gelire hak kazanabilmekdedir. Maluliyet oranında zaman içerisinde değişiklik meydana geldiği taktirde de değişikliğin meydana geldiği tarihten itibaren, sigortalı veya hak sahiplerine tanınan mali imkanların niteliği veya miktarında değişiklik olabilmektedir.
Usuli kazanılmış hak kavramı, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (…nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.)
Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde Yargıtay’ın temyiz eden tarafın yararına olarak verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme artık, temyiz eden tarafın önceki bozulan karara oranla daha aleyhine bir hüküm veremez. Buna da “aleyhe hüküm verme yasağı” denir.
Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve mahkeme kararlarına karşı güven sarsılır.
Somut olayda, davacının maluliyet tespiti istemi ile ilgili olarak, mahkemece davacının % 34,2 oranında malul kaldığının tespitine karar verilmiş, kararın davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği gerekçesi ile mahkeme kararı bozulmuş, Mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verilerek Adli Tıp Genel Kurulu’ndan rapor alınmış, davacının iş göremezlik oranının % 39 olarak tespitine karar verilmiştir.
Bozulan mahkeme kararında, davacının iş göremezlik oranının % 34,2 olduğu kabul edilmiş ve kararın davacı tarafından temyiz edilmemiş olması karşısında davalı yararına “usulü kazanılmış hak” doğmuştur. Yine Dairemizce kararı temyiz etmeyen davacı yararına karar bozulmamış, “aleyhe bozma yasağı” gözetilerek davalılar yararına bozulmuş ve bozma kararında da “davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır” ibaresi açıkça yazılmıştır. Mahkemece bozma kararına uyulmuş olması nedeniyle davalıların daha aleyhine olan bir hüküm kurulmaması gerekmektedir.
Buna göre, davacının maluliyet oranı yeniden belirlenirken, yeniden tespit edilen oranın ilk kararı temyiz etmeyen davacı lehine, temyiz eden davalılar aleyhine kullanılamayacağına ilişkin bir açıklamanın hüküm fıkrasına yazılması gerekirken yazılmamış olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, hüküm fıkrasına bu yönde açıklama yapan ayrı bir bent eklenmek suretiyle düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının birinci bendinden sonra gelecek şekilde; “Davacının maluliyetinin % 34,2 olarak tespitine ilişkin davalılar lehine usulü kazanılmış hak oluştuğundan, davacının davalılardan yeniden talepte bulunacağı tarihe kadar ki taleplerinde % 34,2 maluliyet oranının geçerli olduğunun tespitine,” rakam, sözcük ve işaretlerin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine, 09/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.