Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/1180 E. 2013/5725 K. 26.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1180
KARAR NO : 2013/5725
KARAR TARİHİ : 26.03.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, ölüm aylığının iptaline ilişkin kurum işleminin iptaline, kesilen ölüm aylığının tekrar ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının ölen babası nedeniyle aylık almaya hak kazandığının tespiti ile Kurum tarafından muvazaalı boşanma gerekçesi ile bağlanmayan aylığın bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davasının kabulü ile, davacı …’ın eski eşiyle birlikte yaşamadığından, vefat eden babası …’ dan dolayı ölüm aylığı bağlanması talebinde bulunduğundan talep tarihi 17.12.2009 tarihini takip eden aybaşı olan 01.01.2010 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı 06.11.2009 tarihinde boşanmış ve 1994 doğumlu oğlunun velayeti babaya verilmiştir.Yargılama aşamasında 22.11.2011 tarihli celsede dinlenen davacı tanığının davacının eski eşinin çocuğunu görmek için bir iki kez geldiğini gördüğünü beyan ettiği, 20.01.2010 tarihli kontrol memuru tutanağı ile davacının ikametgahına gidilip, 16 yaşındaki oğlunun alınan ifadesinde anne,baba ve kendisinin beraber yaşadıklarının beyan edildiği,Kurum kontrol memurunca davacının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşayarak Kurumdan haksız menfaat temin etmek istediği yönündeki tespit üzerine yetim aylığının bağlanmadığı anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 59/2. maddesinde “Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda 20.01.2010 tarihinde yapılan denetim sırasında davacının boşandığı eşine ait adreste hazır bulunması ve 16 yaşındaki ayırt etme gücüne sahip müşterek çocuğun boşanılan eş ile birlikte hep beraber yaşadıklarına dair verdiği beyana göre davacı ve eşinin boşanmaya rağmen birlikte yaşadığı açıktır. Davacı tanığı yargılamada eski eşin çocuğu görmek için davacıya geldiğini söylemiş ise de velayet boşanma davasıyla babaya verildiğinden beyanı doğru değildir. Davacı ve eski eşinin aynı adreste birlikte yaşamaya devam ettikleri sabit olup 5510 sayılı yasanın 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin aksi ispat edilememiştir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda; davanın reddi gerekirken mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi; usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.