YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3220
KARAR NO : 2011/4030
KARAR TARİHİ : 28.04.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 12.12.1985 tarihinden itibaren çalıştığı günlerin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı bankada güvenlik görevlisi olarak 12.12.1985-30.12.1988 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı kesintisiz olarak çalıştığı iddiasına dayalı davalı kuruma eksik bildirilen çalışmaların tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacıya ait işe giriş bildirgesinin Kuruma 12.12.1985 tarihinde verildiği, davalı iş veren tarafından 12.12.1985-30.12.1988 tarihleri arasında 710 günlük çalışma süresinin Kuruma bildirildiği anlaşılmaktadır.Mahkemece tanık dinlenmeden, ihtilaflı döneme ilişkin dönem bordroları ve ücret bordroları getirtilmeden 12.12.1985-30.12.1988 tarihleri arasındaki çalışmanın kesintisiz devam ettiği kabul edilerek bildirilmeyen 390 günlük eksik sürenin tespitine karar verilmiştir.
Davanın 5510 sayılı Yasa’nın 4/I-a bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu, geçiş hükümlerini içeren aynı Yasa’nın Geçici 7. maddesi hükmünde “bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanun’un geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” hükmü gözetildiğinde, eldeki somut uyuşmazlığın dayandığı mevzuat hükümleri 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesidir. Bu tür hizmet tespitine yönelik davaların, kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi icap ettiği Dairemizin giderek Yargıtay’ın içtihadı gereğidir.
Somut olayda, davacının çalıştığını iddia ettiği işyeri 11.12.1985 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alınmış, ancak mahkemece ihtilaflı döneme ilişkin dönem bordroları ve ücret bordroları getirtilmemiştir.
Yapılacak iş, davanın nitelikçe kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması nedeniyle mahkemece, doğrudan soruşturma genişletilmek sureti ile davalı işveren tarafından Kuruma verilen dönem bordrolarının ve iş yerine ilişkin ücret bordrolarının getirtilerek varsa ücret bordrolarında davacının imzasının bulunması halinde ücret bordrolarında bildirilen sürelere bordroların imzasız olması yada imzanın davacıya ait olmadığının tespiti halinde çalışma süreleri konusunda,dönem bordrolarında ismi geçen tanıkların ifadesi tespit olunmalı, bordoların bulunmaması yada bordro tanıklarının ifadeleriyle yetinilmemesi halinde , davacının tespitini istediği tarihler arasında çalıştığını iddia ettiği işyerine komşu olan işyerlerini Belediye, Emniyet veya Jandarma vasıtasıyla saptamak, saptanan bu işyerlerinin kayıtlarına geçmiş kişileri, başka bir anlatımla, Sosyal Güvenlik Kurumunda kayıtları olan komşu işyeri veya benzer işi yapan işyeri sahiplerinin veya çalışanlarının bilgilerine başvurulmak ve olabildiğince delilleri toplayıp, bunları birlikte değerlendirerek sonucuna göre karar vermektir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555, 05.02.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 01.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.4.2011 gününde oy birliği ile karar verildi.