YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4616
KARAR NO : 2011/7916
KARAR TARİHİ : 11.10.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre ,davacının tüm, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı, davalı işverenin işçisi olarak çalışırken 09.04.2004 tarihinde işverenin kusurlu davranışı sonucu gerçekleşen iş kazası nedeniyle sol el üç parmağının koptuğunu ileri sürerek toplam 22.464,54 maddi, 50.000,00.- TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini istemiş, davalı tarafından davanın reddi savunulmuştur.
Mahkemece 22.464,54 TL maddi tazminat ile, 20.000,00.- TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
Zararlandırıcı sigorta olayı nedeni ile % 16 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının, iş kazasında % 10 davalı şirket ile işçisinin toplam % 90 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
B.K.’nun 47.maddesinde, bedensel bütünlüğün bozulması halinde, hakimin, olayın özelliklerini göz önünde bulundurarak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük, eş değişle vücut bütünlüğü kavramının fiziksel bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebildiğinden hakimin, kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Öte yandan manevi tazminatın tutarını belirleme görevi, Hakimin taktirine bırakılmış ise de, hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı ve duyulan üzüntüyü hafifletecek nitelikte olması gerekir. Hakimin bu konudaki taktir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, işçinin sürekli iş göremezlik oranı, yaşı ve olay tarihi gibi durumları göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yaratması yanında caydırıcı nitelikte de olması gerektiği söz götürmez.
Olayın oluş şekline, müterafık kusur oranlarına, husule gelen elem ve ızdırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, paranın kaza tarihindeki alım gücüne, özellikle 26.06.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine, hak ve nesafet kurallarına göre davacı yararına hükmedilen 20.000,00 TL manevi tazminatın fazla olduğu açıkça belli olmaktadır.
3-Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, davacının maddi zararının hesaplanmasında müfettiş raporunda tespit edilen 2004 yılı Nisan ayına ait imzalı ücret bordrosuna göre 10 günlük ücret, 16 saat fazla mesai ve ikramiye ile birlikte ödenen günlük net ücretin 27,500 TL olduğu belirtilmiş ise de iş yeri ücret bordrolarına göre 2004 yılı Nisan ayındaki 10 günlük ücretinin 16 saatlik fazla mesai ücreti ve ikramiye ile birlikte net 1.974,05 TL (günlük net 19,700 TL) olduğu anlaşıldığından bilirkişi hesap raporunda maddi tazminat hesabının yapılmasında imzalı ücret bordrosunda belirtilen fazla mesai ücreti dışındaki ücret kalemleri de dikkate alınarak hesap yapılması gerekirken müfettiş raporunda belirtilen 10 günlük ücrete göre yapılmış olması doğru değildir.
Yapılacak iş, davacının 2004 yılı Nisan ayına ait ücret bordrosunda gösterilen ücrete dahil kalemlere göre belirlenecek günlük ücrete göre tazminat hesabını bilirkişiye yaptırmak, yine hüküm tarihine de en yakın tarihteki Kurumca bildirilen peşin sermaye değerini maddi tazminattan indirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine, 11.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.