YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13482
KARAR NO : 2011/7920
KARAR TARİHİ : 11.10.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Yerel Mahkeme, davalı …’nın, 23.07.2010 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35 maddesine göre tebliğ edilen kararı, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesi hükmüne göre 8 günlük sürede temyiz etmediği gerekçesiyle HUMK’unun 432.maddesinin 4.fıkrası uyarınca 03.11.2010 tarihli Ek Kararı ile temyiz isteminin reddine karar vermiştir.
Davalı … vekili, 09.11.2010 tarihinde tebliğ edilen temyiz talebinin reddine dair ek kararı, 10.11.2010 tarihinde süresinde temyiz etmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı dava dilekçesinde davalı adresini “… karşısı … Evleri İnşaat Prestij Müh. Taah. Tic. Şti. Şantiyesi” olarak bildirdiği, bu adrese çıkarılan tebligatın, 18.04.2007 tarihinde adres yetersizliği gerekçesi ile iade edildiği, daha sonra davalının Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/12262 Esas sayılı dosyasında, verdiği 17.10.2001 tarihli savunmasında belirttiği “… Cad.5. Sk. 5/24 İncirli Ankara” adresine çıkarılan tesligatın da aynı adreste oturan … Baba’nı sözlü beyanına göre muhatabın adresten ayrılmış olması ve muhtar kayıtlarında da yeni adresinin belli olmadığı gerekçesi ile iade edildiği, mahkemece yapılan adres araştırmasında sözkonusu adreste … Baba’nın oturduğu ve davalı …’yı tanıyan olmadığının anlaşıldığının bildirilmesi üzerine 7201 sayılı Tebligat Yasasının 35 maddesine göre dava dilekçesi ve duruşma gününün 14.06.2010 tarihinde “… Cad.5. Sk. 5/24 İncirli Ankara” adresinde tebliğ edildiği, gerekçeli kararında aynı adrese 27.07.2010 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35 maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten 7201 sayılı Yasanın 35. maddesine göre “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır. Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkârlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.
Yerel Mahkemenin davacının adres bilgileri ile ilgili yeterli araştırma yapılmadan, 2001 yılında bir başka mahkemeye verdiği savunmasında bildirdiği adresi en son bilinen adres kabul edilerek 7201 sayılı Yasanın 35. maddesine göre yapılan tebligat esas alınarak Yasa’da öngörülen 8 günlük temyiz süresinin geçtiğinin kabulü doğru değildir. Hal böyle olunca, davalı … vekilinin hükmü süresinde temyiz ettiği anlaşıldığından Yerel Mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin 03.11.2010 tarihli ek kararının bozularak kaldırılması ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432/son maddesi gereğince asıl hükmün temyizini amaçlayan temyiz itirazlarının incelenmesi gerekir.
2-Dava 18.03.2001 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin uğradığı manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davalının kısmen kabulü ile davacı anne ve baba için ayrı ayrı 30.000,00 TL manevi tazminatın 18.03.2001 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı tarafça temyiz edilmiştir. Savunma hakkı Anayasa (m.36) ile güvence altına alınmış olup, HUMK.nun 73. maddesinde de ayrıca düzenlenmiştir. Hâkim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (HUMK mad. 73).Buna göre hâkim Anayasa ile güvence altına alınan ve HUMK’da da ayrıca düzenlenmiş bulunan iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafların duruşmaya çağırmak zorundadır. 7201 sayılı Tebligat yasasının 1. maddesine göre de yargı organlarınca çıkarılacak tebligatların Tebligat yasası hükümlerine göre yapılması zorunludur.
Davalı adına çıkarılan dava dilekçesi ve ilk duruşma gününün tebliğine ilişkin tebligat parçasının: Tebligat Kanunun 35. maddesine göre, yapıldığı, mahkemece bu tebligat geçerli kabul edilerek, yargılama yapılmak suretiyle karar verildiği dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık davanın ve duruşma gününün davalıya usulünce tebliğ edilip edilmediği, taraf teşkilinin yapılıp yapılmadığı giderek davalının savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı noktasındadır.
Somut olayda: Mahkemenin davacının adres bilgileri ile ilgili yeterli araştırma yapılmadan, 2001 yılında bir başka mahkemeye verdiği savunmasında bildirdiği adresi en son bilinen adres kabul edilerek davalı …’ya dava dilekçesinin ve ilk duruşma gününün 7201 sayılı Yasanın 35. maddesine göre tebliğine ilişkin tebligatın geçerli kabul edilerek dava dilekçesinin ve duruşma gününün yasanın aradığı şartlara uygun biçimde bildirilmediği ortadadır.
Hal böyle olunca davalı …’ya dava dilekçesi usulünce tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamanın sürdürülmesi gerekirken, usulünce taraf oluşturulmadan davalı tarafın yokluğunda yargılama yapılarak savunma hakkının kısıtlanması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalılardan Vekalet Kabavekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı …’nın öteki itirazlarının incelemesine şimdilik yer olmadığına,temyiz harcının istek halinde …’ya iadesine, 11.10.2011 günü oybirliği ile karar verildi.